Konser bitimi soğuyan havanın etkisiyle Ellie ile iyice kol kola girmiştik. Ikimiz de kendimize çok güvenmiş olacağız ki ben şort, o etek ile gelmiş bu havada. Eve kadar daha 3 km yol vardı ve biz bu yolu gelirken konser heyecanı ile kısa görüp araba getirmemiştik. Şimdi penguen gibi bir o tarafa bir bu tarafa titreyerek gidiyorduk.
"B-ben ke-sin hasta olu-rum ya-a"
" off sus,zaten sinir oldum"
Arkadan gelen tanıdık erkek sesi ile kollarım boşaldı. Hızlıca arkaya döndüm. Hislerim doğruydu. Karşımdaki Faik Mirzayev'di?!
Soğuğun etkisine stres ve heyecan da eklenince neredeyse konuşmayı unutuyordum.
"Fa-Fa-F-"
" Aslında adım tek Fa ile okunuyor ama heyecanlı olduğun için kabul ediyorum. Şimdi gelin de şu ceketleri alın"
Ellie salak gibi hemen Rauf'un ceketine yapışırken karnına yediği yumruk ile bana döndü.
"Ne?"
"Salak mısın! Onlar ceketini verirlerse kendileri hasta olurlar."
"Buraya gelirken çocuğun altındakine kadar almaya hazır olan sen değildin gibi konuş-"
Lafını bitiremeden ikinci yumruğu da yiyince sesi kesiliverdi. Hâlâ bize bakan Faik i ise gördükçe içime bi şeyler oluyordu. Onun orda olduğunu unutmuştum. Durmadan çocuğa karşı verdiğim sakat gibi tepkiler ise aklıma geldikçe rezil oluyordum.
"Alacak mısınız ceketleri, yoksa eve buz kalıbı olarak mı yollayalım sizi"
O da haklıydı. Daha fazla şansımızı zorlamadan ceketleri sırtımıza aldık. Bir anda ikimiz de aydınlanmış gibi olmuştuk. Içimize inen sıcaklık ile gülümsedik. Faik ve Rauf da bizim halimize gülümsedi. Tabi gülmemek elde değildi. Kendilerinden 2 beden büyük ceketler ile karşılarında salak salak gülümseyen iki kız duruyordu. Bu kızın ise salak gülümsemesi aşkın fazlalığındandı. Sonuçta kim sevdiğinin ceketini alma fırsatı bulabilir ki,kaç kere bulur? Hem de sevdiği kişi bir ünlüyken.
