"Tanrım Baekhyun beni delirtiyor." Art arda attığı mesajların bildirim sesi göz devirmeme sebep olsa da Jungkook bir kıkırdama sundu. "Sen bir de Jin hyung ve Jimin'le uğraşmayı dene. Sabahtan beri mesaj atmadıkları tek bir saat yoktu. Jungkook gömlek giyin, Jungkook Lalisa'yı nereye götüreceksin, Jungkook giderken çiçek mi alsan, Jungkook Lalisa'yı bekletme..." Bunları anlatırken Jin'in ve Jimin'in sesini taklit etmeye çalışması gözlerimde yaşların birikmesine sebep olmuştu.
Gülmekten oluşan yaşlarımı, yüzümü elimle yelpazeleyerek geri göndermeye çalıştım. Jungkook abilerini taklit etmeyi bıraktığı gibi bakışlarını yüzümün her santiminde dolaştırmaya başladı. Tekrar o bakışı hissetmek kalbimin dört nala koşmasına sebep olmuştu. Günlük hayatta herhangi yaptığım bir şey de Jungkook'un bir filmin en önemli sahnesini izliyormuş gibi odaklanması beni dumura uğratıyordu. Bir insanın bakışları nasıl bir an da bu kadar yoğunlaşabilirdi?
Baş parmağını önce sol sonra sağ gözümün bitiminde dolaştırdı ve küçük damlaları oradan aldı ve kendine yeni bir rota çizdi. Elmacık kemiğimin üstünde daireler çiziyordu. "Jungkook..." mırıldanmam kendime bile yabancı hissettirmişti. "Söyle güzelim." Parmakları hala olduğu yeri okşarken yüzü iyice yüzüme yaklaşıp sol gözümün üstüne bir öpücük kondurdu. Bu hareketi nefes almamı birkaç saniye duraklatıp, göz kapaklarımı titretti. "Mm..Sanırım ne söyleyeceğimi unuttum."
Jungkook kurduğum cümle üzerine bir kez daha kırkırdayıp iki elini de çenemin üstüne yerleştirdi beni kendine çekti ilk önce sağ gözümü öptü ve daha sonra şakağıma çıktı. Onun sıcaklığına rağmen tir tir titriyordum. Sıcak dudakları soğuk terler atmama sebep oluyordu. Dudakları aşağı inip sol yanağımda durakladı ufak bir kelebek öpücüğü verdi. Dudaklarını çenemle boynum arasındaki hizada hissetmem derin bir nefes almama sebep oldu.
"Jungkook... Bayan Doo burada." Dudaklarının çenemde iki yana kıvrıldığını hissettim. Dudaklarını üstümden çekip yüzünü yüzümün hizasına getirdi. "Mutfağın kapısından çaktırmadan bize gülerek bakan Bayan Doo'dan mı bahsediyorsun?" Kaşlarımı çatıp mutfağa dönmüşken Bayan Doo'nun bedeni içerideyken kafasını dışarı doğru sarkıtıp bizim tarafa doğru baktığına şahit oldum. Ona ikimizin de baktığını fark edince eliyle bizi selamladı. "Siz devam edin kuzularım! Kahvenin yanında birbirinizden başka bir şey yemek isterseniz bana seslenin!"
Utançla önüme dönüp elimle yüzüme kapatırken "Aishh." Diye mırıldandım Jungkook bu halime gülerken başımı göğsüne doğru çekmiş yüzümü iyice gizlememe yardımcı olmuştu." Göğsüne hafifçe vurdum. "Zaten hepsi senin yüzünden oldu bir de beni göğsüne yaslıyorsun." Ondan ayrılmaya çalışırken elleri kollarımı iyice sardı. "Benim yüzümden mi oldu? Söyleyeceğin cümleyi unuturken hiç de şikayetçi değildin." Munzur gülümsemesi suratındayken bakışlarımı kısıp yapabildiğim kadar ciddi olmaya çalışırken ona baktım. "Bunu unutmayacağımdan emin olabilirsin Jungkook."
Gülümsemesi hafifçe sönerken munzur dudaklar kendini hüzünlü bir tebessüme bırakmıştı. Beni tutan kollarından birini ayırıp eliyle hafifçe burnumu sıktı. "Unutma güzelim, benim için unutma." Onun modunu düşürecek bir cümle kurmak içime kor bir ateş attı ve gözlerimi hemen ondan kaçırdım. Jungkook'un kırılmasına sebep olmak bu hayatta isteyeceğim son şey bile olamazdı.
Dudaklarımı hafifçe ıslattım ve kendimi bir cümle kurmaya zorladım. "Sanırım daha demin ne söyleyeceğimi hatırladım." Kaşları merakla kalkmışken diğer kolunu da çevreme sarıp tekrar eski halimize getirdi. "Öyle mi? Ne söyleyecektin?" Haylaz pırıltıların gözlerimde dolaştığını görmüştü ve o da oyuncu bir edaya bürünmüştü. "Abilerin haklıymış bana çiçek almalıydın." İçten kahkahası benim de gülmeme sebep olmuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Perfect For You| liskook
FanfictionBenim sevgilim neşelidir, cenazedeki kıkırdayandır, insanların bunu hoş karşılamadığını bilendir. O kendini unuttuğunda hatırlatmam için tanrı beni görevlendirdi. *Liskook hayran kurgusudur. *22.01.19
