Barry Cisco ile birlikte Lena'nın ofisine geldi. "Ne oluyor?"
"Cisco'nun şekline bürünmüş biri Lexa'yı bir yere yolladı. Lillian'dan şüpheleniyoruz."
"Cisco Lexa'nın hangi evrende olduğunu anlayabilir mi?" Lena sordu. Clarke sessizdi.
"Hayır. Bunu yapamam. Sanırım." Cisco mutsuzdu. "Hey, istersen seni evine gönderebilirim." Clarke'ın omzuna dokundu.
"Karımı bulmadan hiçbir yere gitmiyorum."
Barry'nin kaşları havalanırken iç çekti. "Aile kaosunun ortasına düştük gibi duruyor."
"Ortada kaos falan yok. Lexa'yı alıp eve döneceğim." Clarke kalkıp balkona çıktı.
Kara peşinden giderken Lena Barry ve Cisco ile tahminleri hakkında konuşmaya başlamıştı bile.
"Hey, Clarke."
"Kara, zamanı değil."
"Merak etme, umut konuşması değil."
Clarke Kara'ya döndü. Sessiz kalmayı seçti.
Kara Clarke'a sarıldı. "Sadece arkadaş oluyorum."
Clarke bir şey demedi ama sarılmasına karşılık verdi. "Lexa sağlamdır. En iyi sen biliyorsun. Hangi cehennemdeyse onu sapasağlam geri alabiliriz." Sarılmayı bıraktı.
"Evet, Lexa iyi olacaktır." Clarke yüzüğünü hafifçe okşadı.
"Hey, çocuklar!" Barry seslendi. Kara ve Clarke birbirine baktı ve hızlıca içeri geri döndüler. Üçlü Lena'nın ana bilgisayarının başındaydı. "Ne oldu?" Kara hızlıca bilgisayarın başına koştu. Clarke sandalyenin sırt dayama kısmına ellerini yerleştirip sandalyeye dayandı, bir haber bekliyordu. Lexa'dan bir iz. Lena hızlıca bir şeyleri inceliyordu.
"En son dosyalara bakan kişi... Annem."
Kara derin bir iç çekerken Barry ve Cisco aynı anda telefonlarına baktı. "Biz gitmeliyiz."
Kara arkadaşlarını uğurladıktan sonra Clarke ve Lena'nın yanına döndü. Lena'ya kısa bir bakış attıktan sonra hızlıca Clarke'a döndü. "Tamam, ben DEO'ya gidiyorum. Bilgi toplamaya ve araştırmaya ihtiyacımız var. Lillian büyük bir sorun.
"Clarke sen, eve bıraktırabiliri-" Lena'nın sözünü kesen kişi Clarke olmuştu. "Bende yardım edeceğim. Benim bir savaşçı olduğumu unutuyorsunuz."
"Kılıçların burda çok işe yaramayabilir."
"Peki, DEO'nun işi ne o zaman? Bana vereceğiniz her silahı ustalıkla kullanabilirim."
"Belki Alex seni geçici olarak kadroya alabilir."
"Güzel."
"Tamam, gidelim." Kara eşyalarını toparladı ve Clarke'ın yanına geldi.
"Clarke, biraz bize izin verir misin?" Lena sordu. Clarke kafasıyla onayladı. Odadan dışarı çıkarken cebindeki fotoğrafı çıkarmış, ailesini düşünüyordu.
Lena yutkundu. Gözlerinin içi her zaman gülen neşeli Kara'nın gözleri resmen solmuştu. "Kara, dediklerim ağırdı. Özür dilerim. Sadece.."
"Zamana ihtiyacın var. Ve benden uzak durmaya. Evet anladım."
"Senin Supergirl ile aynı kişi olduğunu bilmek bana sadece Supergirl ile yaşadığım kötü olayları, Supergirl'in bana dediği kötü şeyleri hatırlattı. Kara Danvers bana karşı tamamen farklıydı. Bu da senin hakkında kafamın karışmasına sebep oldu."
"Lena-"
"Ben Luthor'um. Bana güvenmeme nedenin bu, anlıyorum. Ama benim diğer Luthor'lardan daha iyi olduğumu, iyi biri olduğumu söylemiştin Kara. Dediklerin benim tek ilacımdı. Beni kanımda olan kötülükten uzaklaştıran tek şey. Supergirl ise bana güvenmiyordu. Bana sadece şunu söyle. Kryptonlu Kara Danvers, Lena Luthor hakkında ne düşünüyor? Onun kendini iyileştirmeye çalışan hasarlı bir ruhtan ibaret olduğunu mu yoksa lanetli, standart bir Luthor olduğunu mu? Bana içinden geçen tek şeyi söyle."
"Öncelikle, sana güvenmeme sebebim bir Luthor olman değil, çevrende bir sürü Luthor olması. Aramızdaki savaş senin ruhunu kötü etkilerdi. Ama seni uzak tutamadım. Anneni kendin yakaladın. Sürekli aksiyon olan hayatında biraz normallik olsun dedim. Gözlüklü bir muhabir sadece. Ama olduğum kişiden kaçamam. Ben uçabiliyorum, ben gözümden ışınlar fırlatabiliyorum, ben üflediğim şeyi dondurabilirim, ben istesem bir dağı yerinden söküp atabilirim, ben Krypton'dan gelen bir mülteciyim. Ben seninleyken normal hissediyorum, mutlu hissediyorum. Benim sana karşı hislerim var, Supergirl ve Kara olarak. Çünkü Kara ve Supergirl aynı kişi, sadece Supergirl maske takan biriydi."
"Neden söylemedin ki?"
"İlla bir gün öğrenecektin. En yakın arkadaşından kazık yemenin birlikte olduğun insanın sana kazık atmasından daha iyi olduğunu düşündüm- korktum. Aynı sana kim olduğumu söylemekten korktuğum gibi. Ya benimle görüşmeyi kesseydin? Reddedileceğimde yaşayacağım duygular ile işimde çıkaracağım karmaşıklıklar da işin cabası. Sensiz ne yapacağımı bilmiyordum. Benim hayatımda olsan yeterdi. Hayatımdaki yerin neresi olsun istersen orası benim için kabuldü."
"Neden geçmiş zaman eki kullanıyorsun artık böyle düşünmüyor musun?"
"Hayır sadece artık her şeyi biliyorsun ve beni istemediğini biliyorum." Kara derin bir nefes aldı. "Neyse, düşünmem lazım dedin ve kafanı bir sürü boş şeyle doldurdum. Boşver."
"Boş değillerdi. Bana içinden geçen her şeyi söylediğin için mutluyum sadece."
"Lexa beni uzun zamandır darlıyordu." tebessüm etti.
"Biliyor muydu?"
"Clarke da Lexa da tam bir çöpçatan! Bana kendi hikayelerinden örnekler verip tüyo verdiler bir sürü." Kara güldü.
Lena yavaşça gülümsedi. Birkaç saniye konuşmadılar. "Onu bulmalıyız Kara. İşe annemle başlayalım. Sonra.." Kara'nın yüzünü kısaca inceledikten sonra tekrar gözlerine döndü. "Bunları konuşabiliriz. Değil mi?"
"E-Evet. Tabii."
"Lena Luthor ve Supergirl, Lena Luthor'un annesi Lillian Luthor'u yakalamak için iş birliği yapıyor.."
Kara tebessüm etti. Lena kısaca karşısındaki sarışına bakıp ardından odasından ayrıldı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Deep End | Supercorp x Clexa
FanfictionDevam kitabıdır. Zorunlu olmasa da önce "We'll get through this, together | Clexa" kitabını okumanızı tavsiye ederim. Clarke ve Lexa'nın yolu bir şekilde National City'e düşerse ne olur? Kendi yoğun hayatında boğulup giden Kriptonlu Kara bu sıkıntı...
