Clarke silahının şarjörünü yeniledikten sonra geri duvarlarla çevrili odanın kapısının yanındaki film cama doğru baktı.
"Eğer farklı bir evren ve zamandan olmasaydın seni mükemmel bir ajan yapabilirdim."
Clarke odada yankılanan sese kısaca tebessüm etti. Ardından kapı açıldı ve Clarke silahı beline geçirdikten sonra odadan çıktı. "Evet, bu bana silah vermeyi kabul ettiğin anlamına geliyor değil mi?"
"Evet. Aynı zamanda patronunun olduğum ve sözümden çıkmayacağının."
"Başkasının patron olmasına alışkın değilim." Clarke egoist yüz ifadesiyle baktı.
"Bu da senin için bir tecrübe olacak desene." Alex güldü.
Clarke tebessüm etti ve onu bekleyen Kara'nın yanına döndü. Bu onun gerçekliğe dönüşü gibiydi, ciddileşti bütün gerçekleri hatırladı ve kollarını birbirine bağlayarak masaya yaslanan Kara'nın yanına geçip ellerini masaya yerleştirdi. "Elimizde ne var? Lillian hakkında ne biliyoruz? Lexa'yı ne yapacak? Nerede saklıyor olabilir?"
"Her yerde olabilir." Kara'da ellerini masaya yasladı ve kafasıyla verdiği işaret üstüne ekrana Lillian'ın fotoğrafı, son görüldüğü yerler, bilgiler belirdi.
"Bizim olduğumuz yerde her krallığın zindanı var. Kayıp kişi nerde diye düşünmeyiz. Ama bu evrende yok."
"Belki de Lexa'nın da geri döndüğünü sanmasını istiyordur." Lena elinde bir tomar dosya ile geldi ve masaya dosyaları bıraktı.
"Ne yani, zindan mı arıyoruz?" Kara sordu.
Clarke Lena'ya bakıyordu. Kara'ya döndü. "Hayır, benim şeklime görünmüş bir Shapeshifter."
"Aynen öyle." Lena parmağını şıklattı. Dosyaları Kara'ya ittirdi. "Annemin görüştüğü son yerler."
Kara süper hızıyla dosyaları okumaya başladığında Lena bilgisayarın başındaki ajanı kaldırdı ve hızlıca klavyeye tıklamaya başladı. Clarke ise hâlâ düşünüyordu. "Lexa'yı bir şekilde takip edemez miyiz?"
"DNA'sı! Clarke, aklıma bir şey getirdin!"
Kara Lena'ya baktı. "Ne?"
"Hemen eve gidip Lexa'nın bir tutam saçı, tükürüğü ya da herhangi bir DNA'sını belirtecek şey bulmalısınız."
"L-Corp'da ki kanı?"
"Baktım. Annem geride iz bırakmamış."
Alex içeri ajanları ile girdi. "Bende kayıp Shapeshifter uzaylı ırklarına bakıyorum."
Kara Clarke'a baktı. "O zaman, gidelim."
Göz açıp kapayana kadar eve gelmişlerdi.
"Tanrım! Kara şunu yapmadan önce haber ver." Clarke midesini tuttu.
"Pardon."
Hızlıca evi aramaya başladılar. Kara salona, mutfağa bakarken Clarke odalarını inceliyordu.
**
Lena Kara'nın takip sistemini Lexa'nın DNA'sına göre ayarlamış, tek eksik Lexa'nın DNA'sıydı. Lillian'ın bunu engelleyecek bir kod yazmadığını ummaktan başka bir seçeneği yoktu. Kara ve Clarke gideli uzun zaman olmuştu. Alex'in bulunduğu ana bilgisayara doğru gitmeye karar verdi. Asansör yardımıyla kata geldi ve kapıyı iterek açtı. Bir anda alarm çalmaya başlayınca affalladı. Alex elinde silahıyla geldi ve Lena'yı görünce derin bir nefes verdi ve alarmı hızla kapattı. "Tanrım, son anda yetiştim."
"Buraya girmemin yasak olduğunu bilmiyordum. Üzgünüm."
"Sorun değil. Sana yasak değil, sadece.. Kara, J'onn ve benim iznim var. Ayrıca Kara'nın kimliği ile ilgili bilgiler olduğu için.."
"Sorun değil." Lena ufak bir tebessüm etti. "Yardımım dokunur mu diye gelmiştim. Şu anlık Kara ve Clarke'ı beklemek dışında bir şey yapamıyorum."
"Yardım eli iyi olur." Alex Lena'ya yolu gösterirken ikili devasa odaya girdi. "Hey, Alex. Alarmı duydum. Bir durum mu var?" Kara Alex'in kulaklığına konuşuyordu. "Hayır, sorun yok."
Kara'nın sesini Lena da duymuştu. Düşünmeden edemiyordu. Kara şu an ona güveniyor muydu? Hâlâ bilmediği şeyler döndüğünü düşünmeden edemiyordu. Kafasından bunları attı ve ana bilgisayarda arama yapmaya başladılar. Dosyaları yarı yarıya bölüşmüşler, Lena ikinci monitörü kullanıyordu. Dosyaları incelerken kendi ismini görmesiyle afalladı. Göz ucuyla Alex'e baktı. Odaklanmış bir şekilde dosyaları inceliyordu. Mouse imlecini dosyanın üstüne getirdi.
Lena Kieran Luthor
Birkaç saniye bekledi, ama tıklamamaya karar verdi. Dosyaları incelemeye devam etti. İsimsiz dosya dikkatini çekmişti. Hızlıca tıkladı ve incelemeye başladı. "Sanırım bir shapeshifter buldum!" Lena heyecanla konuştu. Alex yanına hızla geldi ve dosyaya kısaca baktı. Birkaç tuşa tıkladı ve dosya yok oldu. "Yukarıdaki bilgisayara aktardım. Detaylı bilgiler için. Hadi gidelim."
İkili hızlıca yukarı çıktı ve incelemeye başladılar. İsim bilgisi yoktu.
"Yüz taramasını başlatın."
Ajan hızlıca dediğini yaptı. Alex masaya ellerini yerleştirdikten sonra kaşlarını çattı ve sesli bir şekilde okumaya başladı. "Charlie Fox. Kendisi 1991 yılında Metropolis'te doğmuş." Kara ve Clarke geldiler. "Hiçbir şey bulamadık.." Lena ve Alex somurttu. "Bu nedir?" Kara sordu ve okumaya devam etti. "Charlie Fox. Kendisi 1991 yılında Metropolis'te doğmuş ve Lillian hapse atıldığında isyan ederken kaza kurşunu sonucu ölmüş."
"Ölmüş birinin mi peşindeyiz?" Clarke sordu.
"Lillian Luthor birileri öldükten sonra onları değiştirmeyi sever." Lena cevapladı.
"Zaten shapeshifter olan bir uzaylıya ne yapmış olabilir ki?" Alex sesli düşünüyordu.
"Yeni bir kimlik, yeni bir hayat. Yeni bir görev?" Kara ajana döndü. "En son nerde görülmüş?"
"İsyanda." Görüntüyü hızlıca açtı. Kara, Clarke ve Alex görüntüyü incelerken Clarke kaşlarını çattı. "Polisi yakınlaştırır mısın? Uzaylımız polise bakıyor."
Ajan polisin yüzünü zoomlayıp netleştirdi. Alex Kara ve Lena aynı anda konuştu. "Metallo."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Deep End | Supercorp x Clexa
FanfictionDevam kitabıdır. Zorunlu olmasa da önce "We'll get through this, together | Clexa" kitabını okumanızı tavsiye ederim. Clarke ve Lexa'nın yolu bir şekilde National City'e düşerse ne olur? Kendi yoğun hayatında boğulup giden Kriptonlu Kara bu sıkıntı...
