Eve ulaşan dörtlü içeri girdiler ve Kara'nın yöneltmesi ile Clarke ve Lexa salona oturdu.
"Lexa, Madi'yi merak ediyorum."
"O iyidir. Eminim." Lexa Clarke'ın elini tutup öptü. "Eve döneceğiz ve her şey iyi olacak."
Clarke ufak bir tebessüm etti. Kara içeri girerken konuştu. "Madi'de kim?"
"Bizi mi dinliyorsun?"
"Hayır! Uzaylı kulaklarımı kontrol etmek çok zor."
"Uzaylı?"
"Evet! Ben Krypton isimli bir gezegenden geliyorum." Telefonu çalınca ayaklandı.
"O da ne?" Lexa sordu.
"O bir.. Telefon mu?" Clarke sadece Ark'da birkaç şey duymuştu. Kara'nın kaşları havalandı. Bir dakika, niye biriniz biliyor diğeriniz bilmiyor?"
"Clarke'da uzaydaydı." Lexa cevap verdi. Kara telefonu meşgule attı ve yanlarına oturdu. "Bahseder misin?" Clarke'a baktı. Bu sırada içeri Lena girmişti.
Clarke sorgularcasına Lexa'ya baktı. Derin bir nefes aldı. "Pekâla.." Clarke Ark'ı ve nasıl yeryüzüne indiklerini uzun uzun anlattı.
**
"Yani siz geçmişte değil, gelecektesiniz!"
Lena ve Kara'nın bu olay ilgisini fazlasıyla çekmişti. Clarke ayağa kalktı. "Yeryüzünde klanlanlar var. Her biri kendi topraklarında yaşıyor. Lexa'da onların komutanı. Bizim dilimizde Heda. Herkes ona saygı duymak zorundadır."
Lexa bıçağını çıkarıp parmağına ufak bir kesik açtı. "Ben Night Blood'ım ve Night Blood çocuklara ilerde komutan olması için bir yandan eğitim veriyorum."
"Harun-El'e benziyor!" Lena ayaklandı. "Kanından örnek alabilir miyim? İncelemek isterim."
Kara konuştu. "Lena bir bilim insanı."
"Becca gibi." Clarke Lexa'ya açıkladı.
"Becca mı?" Lexa ciddileşti. "Alabilirsin."
"Peki sen Clarke? Kendinden.... Wanheda olarak bahsetmiştin."
"Evet. Ölüm komutanı demek."
"Peekâla.."
Clarke bir sene önce çözdükleri başka bir olay olan Flame'i anlattı.
"Yani Lexa'nın ensesinde bir yapay zeka var."
"O benim bilincim. Tecrübelerim, anılarım. Bir sonraki komutanlara yardımcı olması için."
"İnanılmaz." Lena çok ilgiliydi. Kara'ya heyecanla döndü. "Ben birazdan laboratuvarıma gideceğim. Sen burda kalırsın değil mi?"
"Tabii ki." Clarke'a döndü. "Madi?"
Clarke tebessüm etti. "Ufak kızımız." Güldü. "Yani.." iç cebinden Madi'nin fotoğrafını çıkardı. "Artık pek ufak değil ama.." Lexa'nın gözlerine baktı. Lexa gülümsedi. Clarke Madi'den bahsederken ilk defa ikisinin çocuğu olduğunu söylemişti.
Kara buruk bir şekilde gülümsedi. "Ne kadar güzel bir kız.. En kısa zamanda kavuşacaksınız!" Telefonu tekrar çalınca ekrana baktı.
"Efendim William?" Ayağa kalktı ve odadan çıktı. Lena'nın sinirlerini germek için yeterli olmuştu.
Clarke Lena'ya döndü. "Sizin aranızda ne sorun var?"
"Hiçbir şey." Lena ayaklandı. Lexa'ya döndü. Benimle gelir misin? Kan için."
"Tamam." Lexa ayaklandı ve Clarke'ın alnına hızlı bir öpücük verdi. "Hemen dönerim." Saçlarını okşadı.
Clarke tebessüm etti ve elini tuttu. "Tamam." Lexa Lena'ya döndü. Lena sessizce ikiliye bakıyordu ki Lexa ona dönünce boğazını temizleyip odanın dışına adımladı. Lexa peşine takıldı ve gittiler. Birkaç dakika sonra Kara odaya dönmüştü. "Lena ve Lexa nerede?"
"Laboratuvara gittiler. Lena seni arayan kişiden pek hoşlanmıyor sanırım."
"William mı?"
Clarke kısaca kafa salladı. Kara telefonu cebine sokuştururken koltuğa oturdu. "William çalıştığım yerden bir arkadaşım!"
"Krizi fırsata çevirebilirsin."
"Nasıl yani?"
"Affedilmek istiyorsun. Her ne yaptıysan Lena'nın senden vazgeçmesi için yetersiz olmuş, kıskandığına göre hâlâ şans var. Lexa'da bizim ilk tartışmalarımızda en yakın arkadaşımı kıskanırdı."
Kara gülümsedi. "Öyle mi diyorsun?"
"Evet! Kesinlikle."
Kara'nın modu yükselmişti. "Sağ ol. Yemek için ne istersin? Gidip alayım. Hangi ülkeden olduğu fark etmez."
"Bir keresinde pizza denen bir yemek duymuştum-"
"Rao! Çok severim! İtalya'dan alıp geliyorum. Bekle." Kara bir anda kostümüne bürünüp uçarak yok oldu.
"Tanrım.. Ne zaman hayatım tamamen normale dönecek?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Deep End | Supercorp x Clexa
FanfictionDevam kitabıdır. Zorunlu olmasa da önce "We'll get through this, together | Clexa" kitabını okumanızı tavsiye ederim. Clarke ve Lexa'nın yolu bir şekilde National City'e düşerse ne olur? Kendi yoğun hayatında boğulup giden Kriptonlu Kara bu sıkıntı...
