Hepimiz masa da oturmuş sessizce pizza yiyorduk.
Kızlar yaklaşık yarım saat sonra ellerinde pizza kutularıyla gelmişlerdi. Saliha Emir'i görünce az kalsın çığlık atacaktı, Sıla ise önce şaşırmış sonra insanı yiyip bitiren o bakışlarını atmaya başlamıştı. Kızlar ne kadar şaşkın olsa da Emir normal karşılamış aynı beni karşıladığı gibi onları da kafa selamıyla karşılamıştı. Tabii Sıla bu harekete daha da sinir oldu, haksız da sayılmaz.
Yanımda oturan Sıla'nın kolunu dürttüm ve bakışlarımla Emir'i işaret ettim. Masanın altından sadece Sıla'nın görebileceği şekilde elimle kesme işareti yaptım, işaret ve orta parmağımla gözleri işaret ettim. Kısaca çocuğa öldürecekmiş gibi bakmayı kes, dedim. Sıla bu halime sadece gözlerini devirdi ve öldürücü etkiye sahip bakışlarını atmaya devam etti.
Diğerleri napıyor diye başımı kaldırdığım an çaktırmamaya çalışarak Sıla'yı izleyen Ediz'i gördüm. Bakışlarımı fark edince gözlerini çekti ve bana bakıyormuş gibi yaptı fakat iş işten geçmişti. Sinsice güldüm ve gözlerimi kısıp ses çıkarmadan gördüm, dedim.
Ediz hiç bir tepki vermeden bakışlarını çekti ve kolasından içmeye devam etti. Ediz'i köşeye sıkıştırmayı aklımın bir ucuna yazdım ve diğerlerine baktım. Beklediğimden sıkıcı bir gece oluyordu doğrusu.
Elif düşüncelerimi duymuşçasına ofladı ve ellerini peçeteye silip konuşmaya başladı.
"Of be! Bu ne sessizlik! Hepimiz Üniversite'ye giden gençleriz ama masada nefes seslerimizi duyacak kadar sessizce yemek yiyoruz! Az konuşun valla bunaldım!" Onun bu tepkisine en başta herkes bir şaşırsa da sonra gülmeye başladık. Saliha'da Elif'in yanından kollarını iki yana açarak konuşmaya başladı.
"Valla ben de bu kadar süre susabilen biri değilim!" Onun bu itirafını kafamla onayladım ve sonrasında herkes karışık sohbet etmeye başladı. Bir ara öyle bir samimiyetle aktı ki sohbet şaşırmadım desem yalan olur.
"Elif'i lise de görmeniz lazımdı! Bir ara kötü kız olmaya çalışmıştı sonra başarılı olamayınca pembe bir etek ve krem rengi bir süveter giyip gelmişti okula!" Kerim'in kurduğu cümleyle herkes kahkahalara gömüldü. Elif'te bir yandan somurtuyor bir yandan gülüyordu.
"Sen asıl Duysal'ı görecektin! Kızla aynı okuldaydım ama yüzünü gören cennetlikti. Dersi ekmeyi bırak teneffüslerde bile ya kitap okur ya tekrar yapardı. Bak yıllarca Kadıköy'de okuduk, Moda sahile toplasan 10 kere zor gitmişizdir!" Sıla'nın sitem dolu cümlesine güldüm ve omuzlarımı silktim. Sıla hızını alamamış olacak ki sözüne devam etti, etmez olaydı.
"Lise de kaç kere dedim gel bak Saint Joseph'in önünden bir geçelim şöyle giyinip süslenip." Sıla'nın kurduğu cümleyle kas katı kesildim. Anında kafamı ona çevirip kaş göz yapsam da öyle bir hevesle anlatıyordu ki beni görmemişti bile. Birden elini ağzına götürdü ve anlatmaya devam etti.
"Off görmeniz lazımdı ama bir çocuklar vardı, Türkiye'de böyle maden yok. Tabi saftık biz o zamanlar, şimdilerde ki liseliler çok fena. Kaparlar anına Saint Josephli'yi." Bırak kendini rezil etsin, dedi içsesim. Sıla'nın abartı dolu cümleleri bitince yüzüme yalancı bir gülümseme yerleştirdim ve Sıla'ya dönüp konuşmaya başladım.
"Kanka biliyor musun Ediz Saint Joseph'te okudu." Ve Sıla iptal. Yüzünde ki gülümseme anında silindi ve gözleri yerle buluştu, ben ne bok yedim der gibi bakıyordu. Hepimiz onun bu haline güldük. Ediz'e baktığımda o sadece sırıtıp Sıla'yı izliyordu. Ediz'in Sıla'ya bakışlarında bir farklılık olduğunu anlamamak için salak olmak lazımdı çünkü ilk gördüğü zaman öldürecek gibi bakan çocuk şimdi hayran olmuş gibi bakıyordu. Ayrıca aralarında ki o adlandıramadığım şey de bence herkesin dikkatini çekmişti.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Dansın Melodisi
Teen Fiction"İnsanları korumak, onları savunmak istiyorsun doğru mu anladım?" Tek kaşını kaldırdı ve bana meydan okurcasına baktı."Hepimiz bunun için burada-" Alay edercesine güldü." Hayır, hepimizin hayalleri senin gibi değil bailarina, ben buraya hüküm vermey...