"Sonsuza dek burada kalacakmışız gibi geliyordu, öyle değil mi?" Sonsuza dek nerede kalacaklarını bilmiyordu ama birlikte kalacaklarına emindi.Natasha terasın korkulukların altından geçirdiği bacaklarını sallarken merkezin bahçesini izliyordu. Gecenin sessizliğine inat arkadaşları pek sessiz değildi. Peter'ın Wanda'ya ağ atışını, Strange'in ağ kıza değmeden portalla yönünü değiştirip Carol'un sırtını hedeflemesini gülümseyerek izledi.
Vision ellerindeki yemekleri masalara bırakırken Natasha kafasını iki yana salladı. Aylarca dışarıdan sipariş ettikleri yemekleri, üşengeçlikle sipariş etme işini bile birbirlerine itelemelerini, Tony ve Clint'in pizzanın son dilimi için tartışmalarını ama en sonunda tok olduklarının farkına varıp pizzayı Thor'a iteledikleri anları düşündü.
Şimdikiler ne kadar şanslı olduklarının farkında bile değillerdi.
Sırtına bir hırka bırakılana kadar, yakınına birisinin geldiğini fark etmemişti ama hırkadan gelen pahalı parfümün kokusundan gelenin kim olduğunu anlamıştı. Bacaklarını biraz daha toplayarak Tony'nin de oturması için yer bıraktı.
"Paslanmışsınız Bayan Romanoff. Yanına gelene kadar varlığımı fark etmedin bile."
Natasha kafasını kaldırıp yanındaki adama baktı. Tıpkı kendisi gibi yüzünde bir gülümseme ile aşağıya bakıyordu.
"Ya da artık savunma işini başkalarına bırakmışımdır?" Jane'in yanındaki Yelena ile gözgöze geldiğinde kız bakışlarını çekene kadar gözlerini ondan ayırmadı.
"Eğer böyle bakmaya devam edersen burada fazla kalmayacak. Ve sen de savunma işine kaldığın yerden devam edeceksin Tasha." Natasha güldü. Yelena'yı korkutmak için birkaç saniyelik bakıştan fazlasının gerektiğine emindi ama bunu sesli dile getirmedi.
"Peki ya sen Demir Adam? Mirasını Harley ve Peter'a bırakıp sahil kasabasına taşınma planları kurmaya devam mı?"
"Merak etme Nat, mirasım hepimize yeter. Hâlâ benimle evlenme fırsatını kaçırmadın. Ayrıca bunca yıldır bana katlandıkları için mirasımın büyük bir kısmını Rhodey ve Pepper'a bırakmam gerekiyor. Diğer tarafta peşime düşmelerini istemediğime eminim. "
Bu sefer Tony'nin üzerine bir hırka bırakıldığında, Natasha kafasını bile kaldırmadan bir süper askerin sığabileceği kadar alan yaratmak için yine yana kaydı. Steve Natasha'nın ona açtığı alana oturup yanındaki iki arkadaşı gibi ayaklarını aşağı sarkıttı. Ellerini ise demirliklere yaslamıştı.
"Mirastan konuşmak için geç kalmadım değil mi?"
"Stark mirasından sana pay ayırmasam babam mezarından çıkıp gelir biliyorsun değil mi?" Steve güldü. "Güzel. Seni sarhoş edip gizli belgeler imzalatma planımı uygulamama gerek kalmadı."
"Zor oldu ama seni de bozmayı başardık değil mi?" Tony üzerine bırakılan hırkayı tamamen giyip fermuarını çekti. Esen rüzgar tüylerini ürpertse de bu kadar erken içeriye gitmeye niyeti yoktu.
Steve bir şeyler demek için dudaklarını araladığında dikkati tamamen aşağıda olan Natasha onu böldüğünü fark etmeden araya girdi. "Hiç eskiyi özlüyor musunuz? Yani az olmayı. Sessizliği?"
"Bu şaşırtmalı bir soru değil, öyle değil mi?" Natasha esmer adama gülerken kafasını iki yana salladı.
"Merak etme Tony. Seni ispiyonlamam." Bununla birlikte, Tony elini uzatıp kadının kızıl saçlarını karıştırdı.
