Birkaç saniyenin ardından Tony gözlerini açıp onunla göz göze geldiğinde, Bucky sadece "Günaydın, Demir Adam." diyebildi.
Oturduğu koltukta, yatakta yatan adamı izliyordu. Yıllar önce tanıdığı yüzden farklıydı. Değişmişti. Yıllar hiçbirine yeterince adil davranmamıştı.
Oradaydı, çünkü bunu en iyi anlayacak kişi kendisiydi. Ölümü ardında bırakmanın ne demek olduğuna birinci elden şahitlik etmişti. Ama kendisi şanslıydı. Yüzünün yarısı yanmamış, ya da kolunu kullanamaz hale gelmemişti. Çaprazında, ayakta duran adama baktı. Neden orada kalmaya devam ettiğini bilmiyordu. Kendisini yıllar önce Avengers denkleminden çıkarsa da, her zaman arka planda onları izlemişti. Bu duruma dair söyleyebileceği birçok şey vardı. Ama hiçbiri, James Buchanan Barnes'ın, Coulson'ın bir diğer çocukluk kahramanının, neden orada olduğunu açıklamıyordu.
SHIELD'a artık kimsenin güvenmediğinin bilincindeydi. Ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar, hiçbir şeyin eskisi gibi olacağını düşünmüyordu. Bu yüzden yeniden SHIELD'ı kurarken, yapabilecekleri en iyi şeyin kimseye güvenmemek olacağını biliyordu. İçlerinde oldukları durum ikinci bir hatayı kaldırmazdı. Sadece bir yanlış kişinin yatakta yatan adamdan haberdar olması, büyük bir krizi beraberinde getirirdi. Elini alnına götürdü, bastırarak yavaşça ovmaya başladı. Yaptığı bir saniyelik hareketle, askerin gözü ona kaymıştı. Ama sonra bakışlarını yeniden yatağa çevirdi. "Uyandığında görmek isteyeceği ilk kişi sen misin sence?"
"Bu yüzden yatağın kenarında oturan sensin." Coulson buna haklılık payı vererek kafasını salladı. "Burada olmaktan mutlu değilsin. Buna rağmen buradasın."
"Hayatın akışına müdahale edenlerden hoşlanmıyorumdur belki de, Ajan Coulson."
"Bu konuda sana hak verebilirim. Ama evren bizim istediğimiz şekilde ilerlemiyor ne yazık ki." Karşısındaki adamın güldüğünü duydu. Bakışlarını ona çevirdiğinde, Bucky yüzündeki soğuk ifadeyle ona bakıyordu. "Sizce bu olanlara evren mi karar veriyor? Nüfusun yarısını silmesini Thanos'un kulağına fısıldayan evren miydi? Zamanla oynama hakkını onlara evren mi verdi? Steve'e geçmişe giderek herkesi arkasında bırakmasını söyleyen de mi evrendi?" Bir saniyeliğine durup nefesini toparladı. Bu sırada odadaki monitöre kaçak bir bakış atmıştı. "Ölen bir adamı hayata döndürmenizi evren mi istedi?" Onun sert sesine karşılık, Coulson yavaşça arkasına yaslandı. Parmakları kucağındaki dosyayla oynuyordu. Yüzünde ise belli belirsiz bir gülümseme vardı.
"Hiç daha önce onunla konuşmadın değil mi? Savaşırken konuşmaya fırsat bulduğunuzu sanmıyorum." Bu konuşmanın nereye varacağını bilmese de kafasını iki yana salladı.
"2008 yılında, dünya Tony Stark'ın öldüğünü sandı. Askeriye onun için yas tuttu, haberlerde saatlerce onu anlattılar. Yaptıklarından, Amerika'ya sağladığı yararlardan bahsettiler. Onun için kadehler kaldırdılar. Ve kaldırdıkları kadehlerin arkasında, bir baş belasından kurtulduklarından bahsettiler. Peki sonra ne oldu biliyor musun?" Bucky bir şey demedi, Coulson ise parmağının ucuyla yataktaki adamı gösterdi.
"O geri geldi. Bu sefer daha bilinçliydi. Gerçek düşmanını biliyordu, ne yapması gerektiğini biliyordu. Savaşmayı seçti. Belki bizim istediğimiz şekilde değildi, ama bu, onun umrunda da değildi. Bu sefer insanlar ona ölüm taciri diye seslenmedi. Çünkü demir adam bir kahramandı. İnsanlar Tony Stark'a değil, Demir Adam'a kucak açtı. Saçma geliyor değil mi?"
