14.Zephyr

212 52 35
                                        

"Zephyr: Taze bir hava, küçük bir rüzgar"

York şehrinin girişinde kurulmuş olan çadır belki kaderin neler olacağını prenslere söyleme şekliydi, soğuk bir şekilde rüzgar eserken uykusuzluktan yüzleri solmuş üç kardeş ve her şeyin sorumlusu olan düşes sessiz bir şekilde danışmanların ve askerlerin onları yalnız bırakmasını bekliyordu. Edward bile kraliyet tacını kafasına takmış ve kendini güvende hissetmeyen bir biçimde etrafına bakınıyordu. William ise ondan çok farklı değildi. Eli sürekli kılıcında, olası bir saldırıda nereden kaçabileceğini ya da kralı nasıl koruyabileceğini araştırıyordu. Herkes burada kralı ve Galler prensini öldürmenin çok uçuk bir ihtimal olacağının farkındaydı fakat gördüğü her kıpırtıdan birbiriyle konuşan askerden şüphelenmeye başlıyor , geçen her saniyede uykusuzlukla paranoyaklığı artıyordu.

Buraya bambaşka koşullarda Lancaster tehdidini savuşturmaya ve büyüdükleri şehirde zaferlerinin tadını çıkarmaya gelmişlerdi fakat George'un ordusunu fark ettikleri ana her zihni dokunduğunda tüm bu umut küllere dönüşüyordu. Buraya doğru atlarını sürerken uzun uzun düşünmüştü, birbirlerine verdikleri sözlerin çocuk olsalar da bir değeri olduğunu düşünerek hata ettiğini anlamıştı. 

George şimdi ordularını geri çekse bile onu ve düşesi bekleyen büyük bir ceza olacaktı ve küçük kardeşi Edward'ın ruhunun bundan büyük yaralar alacağına emindi. Yol boyunca ona bir şeyler söylemek istemiş fakat başaramamıştı, yüzüne her baktığında heykel gibi solgun bir çehreyle karşılaşmıştı.

Tünel kazma fikrinin ordu arasında çok yayılmasını istemediklerinden ajanlardan kaçınmak için bunu sadece çadırdakilerin bilmesinin doğru olduğuna karar vermişlerdi. Lord Stanley güvenilir birkaç adamını görevlendirmişti. Konuştuklarında onun yüzündeki hayal kırıklığını sezmek güç olmamıştı, Galler'deyken York'a her şekilde inanacak olan adam yıllar önce bu ülkeye huzur getirmiş olan adamın oğullarının bir toprak parçası için birbirlerini nasıl yediğini gördükten sonra sarsılmıştı. Hanedanlarına olan güven sarsılmıştı.

Ne zaman bu kadar güvensiz olduklarını merak ediyordu, ne aralarına girmişti de York sarayında geçirdikleri güzel günler şimdi acıtan birer cam parçalarına dönüşmüştü?

Anlamıyordu.

Bu soruyu her kendisine sorduğunda bacaklarından bir ağrının büyüyerek kalbinin içerisine sızdığını hissediyordu. İhanetin demire benzeyen tadını ağzında hissettiğinde irkilerek odaklanmaya çalışıyor, kafasının içerisinde fırtınalar koparken kimseye bunu belli etmiyordu. Zayıf görünmemeliydi.

Karanlık hepsinin ruhlarına birer birer işlemiş ve içlerindeki masumiyetini alana kadar yakalarını bırakmamıştı. Kimse mutlu ve güvende hissetmiyordu ve William sürekli ondan gözlerini kaçırıp duran George'un da böyle hissettiğinin farkındaydı. Aşk evliliği yapacağını söyleyerek övünürdü ama şimdi hiç tanımadığı Fransa prensesiyle anlaşma karşılığında nişanlandığını duyuyordu. Annesinin zehirli sözlerinin kurbanı olmuş bir biçimde her adımında onu saran ihanetin pençesinde kıvranıyor ve abilerine ihanet etmenin verdiği suçluluk duygusunu bir türlü üstünden atamıyordu.

Daha sakalları bile çıkmamışken bir anlık öfkeyle iki abisine karşı ordu topluyor ve onların yüzüne bakmaktan bile çekiniyordu. Çünkü korkuyordu. Bu ölme korkusu değildi, George her zaman sevilmemenin çok daha büyük bir ceza olacağını söylerdi. Eğer Edward ve William'ın gözlerine baktığında ona karşı bir ok gibi doğrultulmuş nefreti görecek olursa bir silah yarasından çok daha derin bir acıya yol açabilirdi bu. İhanetin en kötüsüne bulaşıyor fakat sevilmemekten korkuyordu.

Edward ve William dışarı çıkan ve onları yapayalnız bırakan son askerin ardından mavi gözleri fırtınanın eşiğinde birbirleriyle buluşarak baktılar, buraya durum değerlendirmesi yapmaya ve tamamen savaşmaya hazır olduklarını belli ederek tünel planı için zaman kazanmaktı. Bu birçok açıdan bakıldığında iki taraf için de umutsuz bir görüşmeydi fakat gerekliydi. Çadırın birden çok daha soğuk olduğunu hisseden William ağrıyan eklemlerini hareket ettirerek boğazını temizledi, kollarını göğsünde kavuşturarak artık konuşmaya hazır olduklarını belli etti.

Mind Kingdom/HannigramBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin