Jaemin, kafeden eşyalarını toplayıp çıkacaktı ki içtiklerinin parasını ödemediği için durdurulmuştu. Renjun o sinirle unutmuştu Jaemin ise yediği tokattan ama neyse ki birileri hatırlatmıştı ve ödeyip çıkmıştı. Arabasına binip şirkete sürdü Jaemin. Direkt odasına geçip toplantılar haricinde hiçbir şey yapmamıştı. İş çıkış saati geldiğinde arabasına atlayıp her zaman gittiği bara gitti. Bugün yaşadıklarını unutmak istiyordu. İçeri girip her zaman ki yerine oturduğunda masasına içkisi konuldu. Jaemin buranın daimi müşterisiydi ve ne içtiğini biliyorlardı, ona ait olan masa da gelse de gelmese de boştu. Tomarla para ödüyordu sonuçta. Saat çoktan 23'e gelirken ve eğlence yeni başlayacakken telefonuna gelen mesajla bardağındaki içkiyi de içip bıraktı. Kimdi bu Chenle? Kendini tehdit etme hakkını nereden buluyordu? Umursamadı şu anlık ve eğlencesine devam etti.
Bir süre sonra yanına gelen Shotaro'yla konuştuktan sonra dudaklarını buluşturdu. Bu buluşturma sadece bir kaç dakika sürdü, masasına yalancıktan öksüren Jaehyun ile ayrılmak zorunda kalmıştı. Sinirle bakmasına sebep olsa da sadece Jaehyun'u görünce süt dökmüş kediye dönüyordu. Jaehyun kendini Jaemin'in yanına attığında nişanlısı Taeyong'u da yanına çekip kollarının arasına almıştı.
Jaehyun ve Jaemin kardeşti fakat üvey kardeşlerdi. Babaları farklıydı, Jaehyun'un babası 1 yaşındayken ölmüştü. Öldüğünde annesi Jaehyun babasız büyümesin diye ve şirketi yönetecek biri olsun diye Jaemin'in babasıyla evlenmişti ama babası ne olur ne olmaz Jaehyun reşit olduğunda şirket tamamıyla ona geçsin diye herkesten gizli avukatına bu vasiyeti bırakmıştı. Gerçi her şeyde öyle ortaya çıkmıştı.
flashback
Jaehyun, zil çaldığında kapıya yakın olduğu için kapıya bakmaya gitmişti. Açtığında kapıdaki adam JUNG JAEHYUN diye söylemişti. Jaehyun, burada öyle birinin olmadığını söyleyecekti ki annesi gelip avukatı tanıyana kadar. Annesi ağzını açıp konuşacağı sırada avukat konuştu.
'' Bayan Jung- ah pardon Bayan Na demeliydim, kusura bakmayın benim hatam... İçeri geçebilir miyim, teşekkürler.''
Avukat içeri geçip herkesin oturmasını bekledikten sonra Jaehyun'a bakıp konuştu tekrar.
'' Jaehyun yani Jung Jaehyun, ben babanızın avukatıyım...''
Jaehyun anlamaz gözlerle bakarken Jaemin de anlamayan gözlerle bakıyordu, buraa her şeyi anlayan annesiydi. Avukat anlamadığını anlayınca en baştan başladı.
''Bundan 17 yıl önce anneniz, babanız Jung Daehyun ile evliydi. Babanız siz bir yaşına geldiğiniz de öldü, aileniz için mutlu bir evlilikti ama anneniz siz yalnız ve babasız büyümeyin bir de şirketi yöneten biri olsun diye sizin 17 yıldır baba bildiğiniz Bay Na ile evlendi. Size bir gün bile Jaemin'den farklı davranmadığını ve bu zamana kadar neler yaptığını hatta siz üniversiteyi bitirince şirketi size bırakacağını da tabii ki biliyorum fakat bunlar babanızın benden son isteğiydi ve eğer anneniz şimdiye dek anlatmış olsaydı beni bulurdunuz zaten, çünkü anneniz de babanızın vasiyetini bana bıraktığını biliyordu fakat elimden almak için uğraşsa da beni asla bulamadı, izin vermedim...''
Avukat Bayan Na'ya gülümsedi ve önündeki sudan içip devam etti.
''... bu vasiyeti sadece ama sadece babanız size vermemi istedi ve benden öldüğünde son istediği şeyin bu olduğunu söyledi. Ben de memnuniyetle kabul ettim, bu yüzden de annenize vermedim. Elinizdeki Na Jaehyun yazan kimlik ise anneniz evlendiğinde sizin kimliğinizi de değiştirdi."
Konuşması bittiğinde avukat çantasından vasiyet yazan kağıdın fotokopisini çıkarmış ve Jaehyun'a vermişti. Aslı hala kendindeydi Jaehyun'un avukatlığını da o yapacaktı zaten ama bunu Jaehyun'la baş başa konuşmalıydı. Jaehyun'a numarasını yazdığı kağıdı verip onu istediği zaman arayabileceğini söylemişti.
'' O zaman bana müsaade misafirperverliğiniz için teşekkür ederim, Bayan Na. Sizi anne oğul yalnız bırakmalıyım konuşacak çok şeyiniz vardır.'' Ve avukat son sözleriyle oradan ayrılmış Jaehyun üniversiteyi bitirinceye dek bir daha görüşmemişlerdi.
Tabii ki, Jaehyun annesine kırılsa da annesi Jaehyun'un kötülüğü için bir şey yapmamıştı. Jaehyun bunu anlamış ve biraz zaman istemişti. Zamanla her şey yerli yerine oturduğunda babasına baba demeye devam etmiş, Jaemin ile de hala yakın olmaya devam etmişti. Sadece Jaehyun 2 yıl kadar yurtdışında üniversiteyi okuyup toparlandığında geri döndü ve o zaman eski hayatlarına devam ettiler bu sefer Taeyong ile birlikte.
Üniversite bittiğinde de şirketin başına geçmişti.
Jaehyun ve Taeyong üniversitenin 3.yılında tanışmıştı Jaehyun Kore'ye döndüğünde ve 3 ay içinde evleniyorlardı 6 yıllık ilişkilerinin sonunda.
Jaehyun'dan fazlasıyla korkardı Jaemin -her ne kadar çok yakında olsalar- ve şu an buradan gitmesi gerektiğini de iyi biliyordu ama yine de oturup abisinin ne diyeceğini dinledi.
'' Na Bey burada ne işiniz olduğunu sorabilir miyim?''
'' Şimdi söyle ki abicim her zaman ki gibi içip kafa dağıtmaya geldim ve zaten gidiyordum, görüşürüz abi, görüşürüz enişte.''
Abisinin yanağını öpüp Taeyong'a el sallayıp oradan uzaklaştı. Jaehyun ise gülmekle meşguldü. Nişanlısına baktığında gitme vaktinin geldiğini anladı, Taeyong her gün erken saatlerde kalkar ve işe giderdi ailesi varlıklı değildi, Jaehyun çalışma dese de dinlememiş ve en azından evlenene kadar çalışacağını söylemişti. Jaehyun anca buna ikna olmuştu, o yüzden erkenden uykusu geliyordu Taeyong'un. Nişanlısını kucakladı ve arabasına binip doğrudan evlerine gittiler.
Jaemin, eve geldiğinde hızlıca bir duş alıp pijamalarını giyip yatağına girdi ve o mesaja tekrar baktı. Pekala, gidecekti zaten başka şansı da yoktu. Şirkete gelmesini istemiyordu. ''Geleceğim'' yazıp gönderdikten sonra kendini uykunun kollarına bıraktı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
GAME VS LOVE // RENMİN
FanfictionHer yerde dolaşan haberlerimi görmüşsündür ve ailem evlenmemi istiyor. O yüzden sadece 6 aylığına sevgilim olmalısın.