1.BÖLÜM

147 5 10
                                    

Huang Renjun ilk defa mutlulukla kalkmıştı içinde öyle bir his vardı ki sanki her şey çok güzel olacakmışcasına ama hiçbir şey sandığı gibi olmayacaktı. Her sabah olduğu gibi her zaman ki rutinini uyguladı ve iş aramak için dışarı çıktı. 23 yaşında üniversiteden yeni mezun ve iş arayan bir gençti. Sürekli görüşmelere gider ve sonunda da kabul edilmezdi. Bu akşama kadar böyle sürerdi. Deneyimlileri işe alıyorlardı sonuç da. İş vermeden nasıl deneyim sahibi olabilirlerdi ki? İstedikleri ve yaptıkları asla uymuyordu insanların. Aslında Renjun deneyimlilerden bile daha iyiydi bu konu da. Görsel sanatlar okumuştu, Renjun. Tek istediği bir sanat galerisinde çalışmaktı oradan da kendi galerisini açmaktı. Eğer bir galeri de iş bulabilirse bunu yapacağından emindi  çoğu kişiden daha iyiydi resim konusunda. Sadece Çin'in değil tüm dünya da iyi sayılabilecek bir yeteneğe sahipti ama iş bulamıyordu ve başka iş arıyordu. Üniversite de bu yeteneği görülmemişti. Görülseydi daha iyi yerlere gidebilir miydi ki? Böyle bir hayat yaşamadan daha iyi  olabilir miydi? Renjun yine hazırlanıp gitmişti iş görüşmesine. Her zaman ki gibi iş bulamıyordu. Ne bir şirket alıyordu ne de herhangi bir mağaza, genç olduğundan mı yoksa deneyimsiz olduğundan mı iş vermiyorlardı bilmiyordu ama o yine de pes etmeden iş bulmaya çalışıyordu. Ailesiyle yaşıyor olsa da ne kadar daha kalabilirdi ki ailesiyle? Umutsuzlukla bir yere oturup çantasından kağıt kalem çıkartıp resim çizmeye başladı, en iyi yaptığı şey buydu. Bunu da kendi sayfasına koyuyordu belki gören olur da beğenir diye ama üstünden yıllar geçmişti ve belli sayı da takipçileri hariç kimse bakmıyordu. Sanırım kimse resim sevmiyordu. Sesi güzel olmasına rağmen sanat alanında devam etmişti. Şarkıcı olsaydı şimdiye daha çok para kazanırdı belki.

Akşam olmuş evine gitmeden önce çizdiklerini yine sayfasına atmıştı ve evinin yolunu tutmuştu. Evinin yolunu tutarken düşündü, belki Kore'ye gitse iş bulabilirdi. Burada iş bulamadığı için ani bir kararla Kore'ye gitmeye karar verdi. Bir süre kuzeniyle yaşamak bir sorun teşkil etmezdi. Eğer ailesi de onaylarsa tabii. Eve gider gitmez ailesine bu konuyu açacaktı. Biraz da şansını Kore de deneyecekti. Bu sefer de olmazsa ne yapardı o da bilmiyordu. En iyisi o kısmı düşünmemekti. Eve geldiğinde ailesiyle konuşup onaylarını aldı. Yarın ilk işi Kore'ye gitmekti.

-------

Na Jaemin, 24 yaşında babasının şirketini yöneten bir gençti. Tek yaptığı her sabah söylenerek kalkmak ve işe gitmekti. CEO'ydu ve işe gidiyordu sabahın erken saatlerinde. Babası ve kuralları... Neredeyse şirketin kapısını bile o açacaktı. Çocukluğundan beri bunun için eğitilmişti. Eh cezaydı aslında bu. Ailesi evlenmesini istiyordu fakat Jaemin'in öyle bir amacı yoktu. 24 yaşında genç olması bu istek için yeterliydi. Tek istediği bardan bara dolaşmaktı. Kore'de ki tüm barları adı gibi biliyordu ve asla doymamıştı. Ona kalsa dünyadaki tüm barları dolaşacaktı ama tek sorun babasıydı ve ona karşı gelemiyordu. 

////////

Merhaba, açıkçası ilk defa uzun bir aradan sonra böyle bir fic yazıyorum. Biraz heyecanlıyım da.😓 Nasıl olduğu konusunda bir fikrim yok. Umarım beğenirsiniz. Yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen. 💞💞

GAME VS LOVE // RENMİNHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin