VOL 16

2.3K 264 202
                                        

Sooyoung—"Komşular yetişin komşular bunlar beni öldürecek." Sooyoung abla ayılıp bayılırken Wooyoung kolonya koklatarak sakinleştirmeye çalışıyordu.

Sooyoung—"Yok valla siz adam olmazsın. Allah ım neydi benim günahım da kalktın bana bunları verdin." Evet, tekrar bayılmıştı.

Bir miktar parayı karşı tarafın ailesine verdiğimizi öğrendiğinden beri böyleydi.

Sooyoung—"Ben daha ne diyeyim. Ey zekiler, bütün hastane masraflarını fazlasıyla karşılamışsınız daha ne kalkıp para veriyorsunuz kadına suçlu gibi."

Ee suçluyum.

Minho—"Anne bir dur bayılma ya. Ne yapalım? Kadın durmuş şikayetimi çekmem diyor çocuk iyileştiği halde."

Doğru yani yapacak bir şeyimiz de yoktu. Sevgilime hak veriyorum.

Wooyoung—"Bir hastaneye mi gitsek ne yapsak. Sanki abla kötü gibi." Wooyoung buruşturduğu yüzü ile bize dönmüştü. Kolonya koklamaktan kafayı bulmuş gibi konuşuyordu.

Minho—"Anne gidelim mi istiyorsan."

Sooyoung—"Ölmüşüm mezara koymadığınız kalmış hala hastane diyorsunuz ya." Sooyoung ablanın ölümden bahsettiği zamanları sevmiyordum, özellikle benim yüzümden olduğu zaman.

Minho—"Bir şey yok sinirinden böyle konuşuyor biliyorsun." Minho elini çeneme yerleştirip yere düşen kafamı kaldırdığında gözüm Sooyoung ablaya gitmişti.

Jisung—"Benim yüzümden böyle kötü oluyor."

Minho—"Jisung valla şuran ağzına bir geçireceğim göreceksin, sinir etme beni." Çok romantiktir canım sevgilim.

Sooyoung—"Neyse yeter bu kadar ayılıp bayıldığım. Yemek yapmadınız değil mi?" Bu nasıl bir ruh hali değişimi, adeta karakter değiştirdi kadın.

Minho—"Hayır yapmadık söyleyelim mi?" Minho'nun gram umursamaması ve Wooyoung'un şokla Sooyoung ablaya bakması dışında sıkıntımız yok gibi.

Sooyoung—"Söyleyin ya hiç uğraşasım yok. Ben duşa girip çıkayım hemen." Ardından tüm coolluğu ile odadan çıkmıştı.

Wooyoung—"Ne yaşandı şu an burada?"

Minho—"Boşver Wooyoung, annem böyledir. Ölür, dirilir, sinir krizi geçirir sonra sakinleşir falan dediğim gibi annemi boşver şimdilik. Neyse masada o halleriniz."

Minho'dan beklenmeyecek konuimalar, dur bakalım.

Wooyoung—"Ne hali tam olarak?"

Jisung—"Eski sevgili tavırlarınızdan bahsediyor."

Wooyoung—"Ee demiştim eski sevgilim diye. Belki San bahsetmez bile ama evet birbirmizin eski seviglisiyiz. Sanırım biraz garip bir cümle oldu." Ne kadar umursamaz görünmeye çalışsa da bir şeyleri umursuyordu, ne olduğunu anlamasam da.

Jisung—"Birbirini unutamayan eski sevgili gibiydiniz daha çok."

Wooyoung—"Ben unutmadım, bunu yalanlamıyorum. Ona karşı ciddi bir vicdan azabı çekiyorum diyebilirim. Bugün ki o umursamaz, sürekli laf sokan, karşısındakini ezikleyen halini gördükten sonra suçluluk duygum arttı, ne bileyim. Böyle değildi."

Gerçekten kendini suçladığını bakışlarından dahi anlayabiliyordum. San'dan bahsederken gözleri dalıyordu. Bu sevgi miydi, değil miydi bilmiyorum fakat saklı duygular vardı Wooyoung'un içerisinde bunu görebiliyordum.

Minho—"İstiyorsan ağzından laf alayım mı?"

Wooyoung—"Ne konu bakımından?"

Minho—"Ne hissediyormuş falan işte, olurunuz var mı diye konuşayım."

Wooyoung—"Konuşmana gerek yok, bizden olmaz. Biliyorum ve öyle bir şey de istemiyorum zaten. San da istemiyordur."

Tabi doğrusunu kimse bilemez, özellikle bugün masada yaşanan o konuşmalar sonrasında.

Wooyoung—"Neyse boşverin onu bunu, söyledin mi bir şeyler Minho? Sizinle yiyip gideyim eve."

Jisung—"Burada kal bugün ne olacak, Minho'yu içeri yollarız."

Minho—"Yollayıp ikiniz mi uyuyacaksınız? Beraber? Yan yana? Koyun koyuna? Sarılarak?" Üçümüz yatalım desem daha garip olurdu herhalde.

Wooyoung—"Şaka yapıyor hyung ya sende ciddiye alıyorsun." Aslında ciddiydim, neyse.

Jisung—"Bizde kalman konusunda ciddiyim boş oda var nasılsa, San'ı da çağırrız."

Wooyoung—"Niye şimdi gelsin ki San?"

Jisung—"Tamam Mart ayında çağırırız." Bu ince esprime ikisi de mal gibi bakmıştı. Anlamayacak ne var?

Minho—"Çok konuşma da kapıya bak." Ne ara sipariş verdin ne ara geldi.

Jisung—"Nereden sipariş verdin? Bu ne hız."

Kapıya doğru giderken şaşkınlıkla konuşmuştum, gerçekten şaşırtıcıydı.

Wooyoung—"Harbiden nereden sipariş ettin keşke bize de sorsaydın hyung."

Jisung—"Karşı dükkandan sipariş etmiş he—HYUNJİİN." Kapıyı açar açmaz karşımda gördüğüm yüzle şok geçirmiştim.

Hyunjin'in üzerime atlamasından sonra hissettiğim birkaç atlayış sonrası altlarında ölümden dönmüşken anladığım üzere hepsi gelmişti ve bu tam da istediğim şeydi.

-------------------------------

Eveet, ne haber bakalım gençler. Valla ben iyi ama ne yazasım var ne bir şey şöyle güzel güzel yorumlar atın da biraz

İlham gelsin gaza geleyim. Gerçi bu bölüm ciddi anlamda hiç içime sinmedi ne kadar iyi yorumlar gelir bilemedim.

Neyse bu bölümleri düzene koymam ve artık üzerimdeki bu ölü toprağımı atmam lazım. Umuyorum ki diğer bölümler kendime gelecek, iyi okumalar diliyorum.

Benimle ve Angel Minsung ile kalım, görüşmek üzere.

Benimle ve Angel Minsung ile kalım, görüşmek üzere

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
ANGEL/MİNSUNGBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin