Vol-4

3.6K 408 439
                                        

San hyungun dedikleri kafama sıçarken, geceyi gündüz etmiştim. Çoktandır uyandığımda yanımda göremediğim bedenin ardından bıraktığı boşluğu izliyordum.

Dudaklarım benden bağımsız büzülürken, gözlerim doldu. Yastığını elimin tersi ile seviyordum resmen. Ben onunla böyle olmamak için o kadar çok çabalamıştım ki, şimdi tüm çabalarımın bir bir başıma düşüşüne şahitlik ediyordum.

San—"Günaaaydııın."

Birden gelen sesle ödüm bokuma karışmıştı. Gelen ses San'ın sesinden başka bir şey değildi fakat eğer San hyung evdeyse, Minho neredeydi?

San—"Jiiisuuuung güzellik uykundan uyanamadın mı hala?" Offlayarak yerimde dikeldim. San burada ama resmen Minho yok.

Jisung—"Uyandım geliyorum." Seslenişimi bitirdikten sonra üzerimdeki pijamaları indirip normal bir alt üst giydim. Saçlarım bok gibi görünse de üzerinde fazla düşmeden odadan çıktım.

Kapının önünde kocaman gülüşü ile beni bekleyen San hyunga sahte de olsa bir gülüş sunduktan sonra mutfağa yöneldim.

San—"Nasılsın bakalım küçük sincap?" Sincaplar sevsin seni.

Jisung—"İyiyim hyung sen nasılsın?" Moralimin içine sıçtıktan sonra nasıl olunabilecekse öyleyim.

San—"İyiyim seni gördüm daha iyi oldum." Bok ol bok.

Jisung—"Sen buradayken Minho nereye kayboldu acaba?" Elimde ki su bardağını doldurduktan sonra ona döndüm.

San—"Kahvaltı için börek, poğaça falan almaya gitti. Hem belki de bizi yalnız bırakmak istemiştir, neden olmasın?" Bu dediğine kahkaha atmamak için kendimi çok zor tutuyordum.

Jisung—"Hiç sanmıyor—bak geldi bile."

San hyung mutfağa giren bedene bütün memnuniyetsizliği ile döndüğünde tekrar gülüşümü tuttum. Ciddi ciddi Minho'nun bizi yalnız bırakmaya çalıştığını mı düşünmüştü yani?

San—"Hoş geldin kanka, pastaneyi baştan mı yapmaya başladın acaba diye düşünmeye başlamıştım."

Zevzek yemin ederim bu çocuk zevzek.

Minho—"Yeni çıkacakları bekleyeyim dedim. Zaten Jisung da anca uyanmış olacağından zamanlamam doğru bence." Bana göz kırptıktan sonra elindekileri masaya indirmişti, tekrar tekrar düşürme beni kendine adam, diyemedim.

San—"Pastanede de yeni bir flört yaptım demiyor da, bekledim diyor. Aynen kardeşim aynen." San'ın gülüşü ve ağzından çıkanlar sinirlerimi kat be kat arttırırken bir sabır daha çektim, en son ya Minho'ya ya da bu San'a dalacaktım.

Minho—"Boş boş konuşma." Minho da benim gibi sinirlenirken San'ın olmayan şeyleri bu kadar çok dile getirmeyeceği düşünceleri beynime şimşek gibi çakmıştı.

Jisung—"Sizin okulunuz yok mu?"

San—"Var ama Minho efendi geç gitmek istedi acaba neden?" Sanki sebebini biliyormuş gibi konuşup göz kırptığında tekrar göz devirdim.

Minho—"Sevgilimle vakit geçirmek istedim." Bana tüm içtenliğiyle bakarak kurduğu cümle kalbimi pır pır ettirmişti.

San—"Hangisiyle kanka?" Eh sıçarım böyle işe.

Jisung—"Ben okula gidiyorum."

San—"Aa ama Jisung yemek yiyecektik, bırakayım mı seni?" Ben cidden bu çocuğu döveceğim.

Minho—"San yeter artık, kime yürüyorsun sen?"

San—"Kardeşin diye bu kadar korumacı davranmak zorunda mısın? Sen nasıl insanlarla takılabiliyorsan o da takılabilir hem ben çok iyiyim biliyorsun, yabancıya gitmemiş olur."

Durduğum yerde sinirden dolan gözlerimi silip burun kemerimi sıvazladım, ne insanı ne takılmasından bahsediyor bu?

Minho—"Jisung benim sevgilim eğer bu saçma sapan davranışlarına devam edersen cidden kötü olacak."

San şaşkınca bana döndüğünde kollarımı birbirine bağlayıp gözlerimi Minho'ya diktim. Sevgili olduğumuzu söylemesi bile içimi rahatlatmamıştı.

San—"Jisung sen ciddi misin? Adam seni kardeşi diye tanıtmış, kimseye senden bahsetmiyor, herkese mavi boncuk dağıtıyor ve sen bununla sevgili misin?"

Minho'm yapmaz repliği içimde yankılanıyordu adeta.

Minho—"Ya biz seninle arkadaş mıyız ki bahsedeyim? Yüzüğü hep parmağımda ve kimseye de boncuk falan dağıttım yok ama birazdan o ağzın burnun yer değiştirebilir."

San—"Ya geç bunları, yüzüğü parmağında olsa nolur?" Ne mi olur?

Minho—"Defol git elimde kalacaksın." Adım adım San hyunga yaklaştığı sırada hızla ona doğru yürüyüp kolunu tuttum, konu şiddete kadar gitmemeliydim.

San—"Jisung, seni daha iyi sevebilirim. Minho hak etmiyor, en azından bir deneyelim?" Bana doğru yaklaşırken söylediği cümleler tamamıyla anlamsızdı. O ne Minho'yu ne de beni tanımıyordu.

Jisung—"Minho'nun beni hak edip etmemesine ben karar veririm, sokakta karşılaştığımda selam daha vermeyeceğim bir kişi değil."

San—"Fikrini değiştireceğim, emin olabilirsin." Bir kolu omzuma doğru uzanırken Minho o kolu tutmuş, ardından yakasını kavramıştı.

Minho—"Benden de, benim sevgilimden de uzak duracaksın, anladın mı?"

San—"Jisung senden kurtulup, kollarıma koştuğunda aynı şeyi diyebilecek misin bakalım?"

Minho—"Seni var y—" Yumruk sanın suratına ineceği esnada Minho'yu tuttum. Tabiki böyle bir şeye izin vermeyecektim.

Jisung—"Minho bu gereksiz."

Bu dediğimle kararsız bakışları bana döndüğünde gülümseyip bir kolumu omzuna attım.

Minho—"Madem bugün okulu asıyorum böyle boş beleş şeyler ile harcamamalıyım." Ardından tamamen bana dönüp kollarını tamamen bana sarıp dudaklarıma yapıştığında bende tüm dikkatimi ona ve özlediğim dudaklarına verdim.

Anında büyüyen öpücüklerimiz daha da alevlenirken yüksek bir sesle kapanan kapıya sadece gülmüştük.

---------------------------

Geç gelen kısa bir bölüm, arkadaşlar o kadar yoğunum ki, anlatamam size.

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum, Angel-Devil/ Minsung ile kalın görüşmek üzere.

ANGEL/MİNSUNGBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin