San hyungun gidişinden önce başladığımız öpücük, gidişiyle daha da bir alevlenmişti.
Dudakları dudaklarımı hırçınca ezerken, kollarımı biraz daha doladım boynuna. Ömür boyu böyle kalsak yine de ona doyamazmış gibi hissediyordum.
Nefessizliğim artık sınırlarımı zorlarken geriye çekilip, soluklanmaya çalıştım. Minho'da benimle aynı durumdaydı ve nefes alırken dahi seksi olması sinirlerimi bozmuştu.
Ne onun ne de benim tekrar bir atak yapmaya gücümüz yoktu. Daha kahvaltı dahi etmeden saçma sapan bir şeyin içinde bulmuştuk kendimizi.
Minho tekrar uzanıp dudaklarıma küçük bir öpücük kondurup çekildi. Kollarımı daha da sıkılaştırıp kafamı boyun girintisine yerleştirdim. Kokusunu derince içime çekerken, bedenine duyduğum özlem de artmıştı.
Minho—"Sen dün akşam, yatakta, San'ın dedikleri yüzünden mi bana sırtını döndün?" Bu soruyu beklemiyordum.
Jisung—"Evet, çok moralimi bozdu."
Minho—"Ben de yine geç gelmeme kızdığın için sanmıştım. San'ı ciddiye alacağın aklıma gelmemişti."
Jisung—"Dediği şeyler ciddiye alınmayacak gibi miydi?"
Minho—"Yani, ne dedi ki?" Kendini geriye çekip, karşıma geçti. Haklıydı, San'ın söylediklerinden haberi yoktu ki.
Jisung—"Boşver, ondan mı konuşacağız?"
Minho—"Ne söyledi?" Kararlı bakışları resmen tenimi dolardan yutkundum. Şimdi anlattıklarını söylesem inandığımı düşünüp sinirlenecekti.
Jisung—"Ben sevgilimi özledim ve bu anı hayatımızla alakası olmayan birinin söyledikleri ile harcamak istemiyorum."
Minho—"İstemiyorsun ama gece onun söyledikleri yüzünden bana arkanı dönüyorsun." Sadece sinirlenmiştim niye bu kadar uzatıyor ki.
Jisung—"Ya sinirlendim ve özlediğim zaman nasıl olduğumu biliyorsun, o sadece tuzu biberi oldu."
Minho—"Ne söyledi?"
Jisung—"Az öncekinden farklı şeyler söylemedi."
Minho—"Tam olarak ne söyledi? Ben sana bunu soruyorum." Bu neyin tavrı böyle?
Jisung—"Birileri ile görüşüyormuşsun, masana gelen herkesi kabul ediyormuşsun, sana açılan herkese kuyruk sallıyormuşsun, gözün dışarıdaymış bunun gibi şeyler. Az öncekinden bir farkı yokmuş değil mi?" Bu çocuğun inadından nefret ediyorum, söylemiş miydim?
Minho—"Sen bunlara inandığın için bana arkanı döndün, öyle mi?" Sorgulayan gözleri, gözlerime bir ışın gibi yansırken derin bir nefes daha aldım.
Jisung—"Hayır sinirlendim sadece. Bizim ilişkimiz öylesine bir görüşme mi? Resmen evli gibi yaşıyoruz. Bunlara neden inanayım?"
Minho—"O zaman gece ki tavrın neydi? Bak normalde sinirlenmem hatta tatlı bile gelirsin gözüme ama başka birinin dediği şeyler olduğunu bilmek, gerçekten sinir bozucu." Hala tatlı gelmiyor muyum?
Jisung—"Minho, anlama organın tam olarak neresi? Bana götünmüş gibi geliyor." Ağzımın taklidini yapıp arkasını döndüğünde az önceki o suratı yüzünden gülmeye başlamıştım.
Jisung—"Ya bebeğim, sinirlendim çünkü senin bu kibar hareketlerin insanlar tarafından böyle algılanıyor. Biri gelirse kabaca kovmaz, onu rezil etmezsin. Onu kırmadan incitmeden ne diyeceksen dersin. Ama saçma salak insanlar bunu böyle algılıyor ve buna sinirlendim."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ANGEL/MİNSUNG
Fanfiction"Yüzükler sadece bir eşya, bizim kalbimiz birbirine bağlı, kaderlerimiz ise düğümlenmiş." DEVİL/MİNSUNG DEVAM KİTABI ---- +18 İÇERİK
