Vol-2

3.7K 436 365
                                        

Sevgilimle konuşmamızın üzerine kalkıp ortalığı toplamış ardından oturup beklemeye başlamıştım. Her ne kadar sevmesem de ilk defa Chan ve Changbin dışında bir arkadaşı ile tanışacaktım.

Kemirmediğim tırnak var mı diye bakarken gelen zil sesi ile yerimden kalktım. Üzerimdeki tişört ve pantolonu düzelttikten sonra kapının yanındaki ayna ile bakışmış ardından kapıya gitmiştim.

Jisung—"Hoşgeldiniz." Kapıyı açtığımda Minho'nun ve o çocuğun gülen suratından çok, çocuğun yakışıklı oluşu dikkatimi çekmişti. Gecenin bir körüne kadar bu çocukla olduğunu düşünmek istemiyordum.

Karşımdaki ikili "hoşbulduk" dedikten sonra önden o çocuk ardından Minho içeri adımlayıp, ayakkabılarını çıkardı. Sonrasında o çocuk önden gitmiş Minho ise bana kısaca sarıldıktan sonra dudaklarıma bir öpücük kondurup, burnumdan makas almıştı.

Minho—"Napıyormuş bakalım benim küçük sincabım."

Jisung—"Sokaklarda sürtmekten eve gelemeyen bir sevgilim var onu bekliyordum." Ben ne kadar kızgın söylemiş olsam da, Minho içten bir şekilde gülmüş ve saçımı karıştırmıştı.

Minho—"Arkadaşımla tanış emin ol sende seveceksin."

Jisung—"Yani demek istediğin, arkadaşınla tanıştıktan sonra bende mi senin gibi gecelerin bir körüne kadar sokaklarda el alem ile sürteceğim?"

Minho—"Jisung, biz ödev yapıyoruz. Okulun kafe veya kütüphanesinde oturup ödev yapıyoruz, ben bir yerde gezmiyorum veya bu durum hoşuma gitmiyor. Anla şunu artık." Hayır, bir de o sinirleniyor.

Jisung—"Gidelim de ödev arkadaşın beklemesin, ödev arrrkadaşııın, ödddeeevv arrkkaaddaaşşııın." Sırf eşim dediği için "arkadaşım" kelimesini bu kadar abartmıştım ve bunu o da anlamıştı.

Minho—"Tamam eşiim, hadi eşşiimm, Jisung eşiiiiim, eşşşşiiimmm." Ben cidden bu çocuğu yemek istiyorum.

O dediğinin üzerine sadece gülmüş ve içeri, arkadaşının yanına, gitmiştik. Arkadaşı kitapları masanın üzerine çıkartmış bizi bekliyordu. Yeni görmesem her gün evimize geliyor sanardım.

"Ah merhaba, siz gelene kadar bende kitapları ayarladım." Ay bir de güzel gülüyor.

Jisung—"Tekrar hoşgeldiniz, ben Jisung." Elimi çocuğa doğru uzattığımda, gülüşünü bozmadan elimi sıkmış ve ayağa kalkmıştı.

"Bende San, Chaoi San, tanıştığımıza memnun oldum." Adı da güzel, ağlamama ramak kaldı.

Jisung—"Bende çok memnun oldum." Elimi yavaşça çekerken o da geri yerine oturmuştu.

San—"Minho hiç bahsetmemişti bir kardeşi olduğundan. Benim senin gibi kardeşim olsa alnıma resmini yapıştırır gezerim, bu ne tatlılık." Bir dakika ne?

Minho—"Çünk—"

Jisung—"Abim çok sevmez öyle bahsetmeyi, gel gör istemiştir." Direk Minho'nun gözlerine bakıyordum ve her an bir yerlerimden ateş çıkabilirdi.

Minho—"Çünkü sadece oturup ödev yetiştirmeye çalışıyoruz, hiç özel hayatımız hakkın konuşmadık ki." Gergin bakan gözlerini oymak istiyordum, o kadar gündür gecelere kadar çalıştığı adama benden bahsetmemişti.

San—"Doğru söylüyor ama bu kadar tatlı bir çocuktan da bahseder yani insan." San'a kesinlikle hak veriyorum, benden nasıl bahsetmez?

Jisung—"Değil mi San hyung? Herkesin abisi gerizekalı olmuyor işte." Gözlerimin sinirden seğirdiğine emindim.

San—"O halde biz dersimize başlayalım, sanırım uzun bir süre burada kalacağım." Çocuğa kesinlikle sandığım kadar gıcık olmuyordum ama Minho her an elimde kalabilirdi.

Anlamadığım şey, daha doğrusu asıl sinirlendiğim şey Minho'nun elindeki yüzüğe rağmen, bir kere bile benden bahsetmemiş olmasıydı. Bayadır bu çocukla oturup, kalktıklarını düşünürsek, bu ağrıma gitmişti.

O çocuk illa sormuştu o yüzüğü ve Minho illa bir cevap vermişti ama benim adım dahi geçmemiş, beni anmamıştı. Bu gerçekten kırıcı bir şeydi. Benim bir sevgilim olduğunu bilmeyen arkadaşım yoktu fakat Minho bey en çok takıldığı kişiye bile söylememişti.

Onlar derse başlarken bende kalktım ve mutfağa gittim. Ardımdan gelen bedenin ayak sesleri daha çok sinirlerimi bozmuştu.

Tezgaha doğru dönmüş ve Minho'nun yapacağı hareketi arkam dönükte olsa beklemeye başlamıştım. Ona olan özlemim artık sinire ve kırgınlığa dönmüştü ve Minho'ya kırgın olmak istemiyordum.

Minho—"Niye kardeşin dediğinde evet abim diyorsun?" Ay bir de bana mı hesap soruyor?

Jisung—"Eğer sevgili olduğumuzu bilmesi gerekseydi benim sözde sevgilim gece gündüz beraber olduğu kişiye illa ki beni anardı diye düşünüyorum, öyle mi değil mi abi?"

Minho—"Ya bebeğim, biz bu çocukla normal arkadaş değiliz ki. Ne ben onun hakkında öyle bir şey sordum veya söyledim ne de o benim hakkımda. Sadece oturup ödev yaptık yemin ederim, özel hayatlarımız hakkında hiç konuşmadık."

Yine de bu kırıcıydı, gerçekten çok kırıcı.

Jisung—"Ya yüzüğün? Hiç mi sormadı yüzüğünü?" Birde yüzüğünü takmadığı ihtimalini düşünmek istemiyorum.

Minho—"Bebeğim sormadı, yemin ederim sormadı, Allah belamı versin ki sormadı, sorsa ben ne diyeceğim? Tabiki senden bahsedeceğim mal mısın? Ama tek yaptığımız oturup ders yapmak ve ders yaptığımız süre içerisinde sesimiz çıkmıyor."

Ama yine de benden bahsetmeliydi.

Jisung—"Tamam içeri git hadi."

Minho—"Kızma, benim her şeyim sensin biliyorsun. Bu yüzük parmağımdan çıkmıyor bile, şu an bu kadar çalışıyorsam bile bu sadece benim veya annem için değil aynı zamanda sen ve bizim hayatımız için."

O böyle güzel konuşursa nasıl kızgın kalabilirim ki ona?

Jisung—"Tamam, bir şey demiyorum hadi içeri geç, yapın ödevinizi."

Minho—"Öpücük istiyorum." Dudaklarını büzerek bana yaklaştığında derin bir iç çektim. Çok özlemiştim ve kızgınlığım geçmiş gibi hissediyordum.

Zaman kaybetmeden dudaklarıma değen dudaklara karşılık verdim. Dudakları, dudaklarım arasında giderken, kollarını belime sarmış ve bedenlerimizi de birleştirmişti.

Bende kollarımı boynuna sardım ve aramızda olmayan mesafeyi daha da yok ettim. Dudaklarımı yumuşakça birkaç kez daha çekiştirdikten sonra geriye çekilmiş ve alınlarımızı birleştirmişti.

Kararmış gözlerine bakarken derince bir iç daha çektim ve tekrar dudaklara uzandım. Kopmak istemiyordum, onu çok özlemiştim.

Bu sefer de kısa süren öpücüğün ardından nefessiz kalıp çekildim. Sanırım nefesimi kesen şey öpücük değil Minho'nun kendisiydi.

Jisung—"Git hadi, kendimi tutamıyorum."

Minho—"Seni çok seviyorum." Sıkıca sarılıp kafasını boynuma gömdüğünde, bende boynuna daha sıkı sarılıp derin bir nefes aldım.

Jisung—"Bende seni çok seviyorum." Birkaç saniye içerisinde ayrılsa da bana güzelce bakışı bile yumuş yumuş yapmıştı.

Ardından ben önden-kalçamı kesmek istediği için- o da arkadan içeri geldik. Ben Minho'yu izlerken onlar ödev yapmaya başlamıştı.

---------------------

Merhaba, nasılsınız bakalım? Angel-Minsung'un ikinci bölümünü yazdım, ay çok iyi hissettiriyor.

Bir de sizden bir şey isteyeceğim, benim bir Meanie ficim var 9.47'de kalmış ve kaç aydır öyle. Onu öyle görmek sinirlerimi bozuyor şunu 9.50 bile yapabilirseniz çok mutlu olurum şu küsürat bir bitsin.

Neyse, umarım zevkle okursunuz, sizleri çok seviyorum. Oy ve yorumlarınızı bekliyorum, Devil/Angel Minsung ve benimle kalın görüşmek üzere.

ANGEL/MİNSUNGBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin