düz yazı 1

486 53 58
                                    

Not: Öncesinde 2 bölüm atılmıştır.

"Hep burada takılıyoruz Dazai. Başka kafeye gidelim."

Baterist arkadaşı Doppo huysuzlanmaya başladığında Osamu başını iki yana sallamıştı.

"Tamam tamam. İlerde alkollü bir mekan var. Baristası arkadaşım, oraya gidelim mi?"

"Bize bedava içki de verir mi?"

"Verse bile ben kabul etmem. Hadi yürüyün."

Osamu müzik grubuyla takılmayı seviyordu. Hepsi çok farklı kişilikte olsalar da bir araya geldiklerinde iyi bir uyum içerisindelerdi.

Kafeye girdiklerinde dört kişilik bir masaya geçtiler. Osamu oturmadan tezgahın diğer tarafındaki arkadaşına selam vermek için yanına gitmişti.

"Selam barista kralı. Nasıl gidiyor?"

"Bugün pek gelen olmadı. Sanırım hafta içi olduğundan kaynaklı. Sizde durumlar nasıldı? Sesini duymak için insanlar sıraya girmiş duyduğuma göre."

"Abartıyorsun. Tam doluyduk ama insanlar dışarda kalmadı. Kalan olursa sana gönderirim."

Küçük bir kahkaha attığında barista arkadaşı elindeki havluyu ona fırlatmıştı.

"Benimle uğraşma Dazai. Arkadaşlarına bunları ikram et, benden."

"Bana yazıyorsun."

Arkadaşının uzattığı tepsiyi alıp masaya gittiğinde koyu bir sohbetin ortasına düşmüştü.

"Dazai'nin ritmi kaçırdığını bir ben mi fark ettim?"

"Bu aralar onun kafası çok dalgın."

"Ben yokmuşum gibi sohbetinize devam edin şerefsizler."

Sohbetleri iş hayatlarından çıkıp aşk hayatlarına geçince kahkahalar havaya kalkan bardaklar kadar yükselmişti. Yalnız Osamu kahkaha atmıyor sadece gülümsüyordu. Konu aşka gelince gülebilecek bir halde değildi.

Sohbete dahil olmayı bıraktığında etrafa bakındı. Ahşap konseptin hakim olduğu kafe Alaska'daki dağ evlerini andırıyordu. Kafasını sağ tarafa çevirdiğinde donup kalmıştı. Günlerdir görmek istediği yüzle karşılaşmanın şoku içerisindeydi.

Chūya oturduğu sandalyede cama dönük sabit bir yere bakıyordu. İlk defa saçları açık ve dağınıktı. Bir eli çenesinde diğer eli bardağındayken bir portre tabloyu andırmıştı Osamu'ya. Gözlerinin altını kaplamış koyu halkalar yüzüne yakışmamıştı.

Onu uzunca izledi. Her hücresini ezberlese de tekrar etmek istiyordu. Değişiklikler çoktu. İçinin gittiği gülümsemesi, yapılı saçları, parlak teni yerinde değildi. Tersine ağzına yakışmayan sigara ve bitkin yüzü vardı.

Çakmağından çıkan alev yüzünü aydınlatırken sigarasını yakmıştı. Dumanı içine çektiğinde ikisini de zehirlediğinin farkında değildi. Yanına gidip elinden o sigarayı almak söndürmek istedi.

"Hey Dazai! Burada mısın? Alo!"

Arkadaşının bağırmasıyla kafasını ona çevirmişti.

"Bir arkadaşımı gördüm, siz devam edin."

Yanlarından kalktığında Chūya'nın oturduğu masaya doğru yürüdü. Karşısındaki sandalyeyi çekip oturduğunda mavi gözler üzerindeydi.

korkak •soukoku•Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin