düz yazı 7

319 51 68
                                    

"Direkt ayrılalım dedi. İnanabiliyor musun? Hemen bitirdi. Onca çaba onca şey boşunaymış gibi davrandı."

"Dazai. Abartmayı bırak. Barışırsınız. Her ilişkide olur böyle şeyler."

Osamu'nun barmen arkadaşı Sakunosuke, elindeki bezle tezgahı silerken konuşmuştu. Osamu ona geldiğinde bitik bir haldeydi. Şimdi ise daha kötüye gidiyordu.

Chūya ile ayrılıklarının üzerinden dört gün geçmişti. Her akşam iş çıkışı buraya geliyor, sızana kadar içip aynı şeyleri tekrar ederek ağlıyordu.

"O piçi dövseydim yanına bile yaklaşamazdı, onu takip etmem gerekmezdi. Hepsi o sikik piçin suçu. Ben onun için endişelendim ama o beni yanlış anladı. Beni istemiyor artık."

"Kendini kandırdığın gibi insanları da anlattıklarınla kandırmaya çalışma Dazai."

Osamu duyduğu tanıdık sesle arkasına döndüğünde Chūya ile karşılaşmıştı. Islanmış ceketini yanındaki boş sandalyeye asıp oturdu. Sakunosuke ona selam verip önüne bir kadeh bıraktı, yeni açtığı kırmızı şarabından doldurmuştu.

"Teşekkür ederim Oda. Senden bir şey daha isteyeceğim. Arkadaşına söyler misin yalan yanlış şeyler anlatmasın."

"Peki. Dazai, Chūya diyor ki..."

"Ben mi yalan yanlış şeyler anlatıyorum. Oda şu yanımdaki adama söyler misin gerçekleri kabul etsin."

"Tamam. Chūya, Dazai diyor ki..."

"Gerçekleri kabul etmeyen ben değilim o. Beni iğrenç bir şeyle suçladı. Şimdi üste çıkmaya çalışıyor. Ona der misin..."

"Sizinle uğraşamayacağım. Birbirinizi duyuyorsunuz zaten. Aranızda kalan olamam. Ben gidiyorum, müşterilerle ilgilenmeliyim."

Sakunosuke yaptıkları çocukça şeyden sıkılmış bar bölümünden ayrılıp mekanın diğer tarafına gitmişti. Onları yalnız bırakmanın pek iyi bir fikir olmadığını biliyordu ama yapabilecek başka bir şeyi yoktu.

Osamu bardağındaki son yudumu almasının ardından sertçe tezgaha bıraktı. Chūya çıkan sesle ilk suratına sonra eline bakıp önüne dönmüştü. Hala onun için endişelendiğini fark ettiğinde kendine kızdı.

"Üste çıkmaya çalışıyorum değil mi? Tek hatalı benim. Her şey benim suçum. Ben iğrenç biriyim değil mi Chūya?"

"Evet. Akutagawa gibi davrandığında iğrenç biri oluyorsun. Onun bana yaptıklarını şimdi sen bana yapıyorsun. Başta beni kaybetmekten korktuğunu sandım ama yanılmışım. Senin sevgin, ilgin azaldı bana Dazai. Sadece kabul edemediğin için Akutagawa'nın beni rahatsız etmesine bağlıyorsun."

"Seni hala çok seviyorum ama sen bunu istemiyorsun. Sen, seni sevmemi istemiyorsun. Seni takip etmem evet güvenini zedeledi biliyorum ama..."

"Aması yok Dazai. Yaptın ve bu çok alçak bir davranıştı. Bundan sonra senin bana güvenmediğinden emin olduğum bu ilişkiyi nasıl devam ettirmemi bekliyorsun?"

Osamu tezgahın arkasındaki şişeye uzanıp aldı, boşalan bardağını doldurdu. Tekrar yerine koyacakken Chūya tezgahtan aldığı temiz bardağı önüne bıraktı, ona da doldurmasını istiyordu.

Her ikisi de şu an o bardakları andırıyorlardı. Onlarında içleri düşünceler ve söylemek istedikleriyle doluydu.

"Seni çok seviyorum Chūya. Bu yüzden bu hatalara düşüyorum."

"Buna inanmıyorum Dazai üzgünüm. Gidiyorum, zaten seni burada görüp durmam hataydı."

"Gitme!"

"Bağırma beni rezil ediyorsun."

Osamu'nun bağırmasıyla tüm müşteriler onlara bakmıştı. Sakunosuke işini bırakıp yanlarına geldiğinde ikisini de kolundan tutup kapıya kadar çekiştirdi.

"Kavganızı gidin başka yerde yapın. İnsanları rahatsız ediyorsunuz. Beni işimden edeceksiniz."

"Dazai sarhoş olduğundan ne yaptığını bilmiyor. Çok üzgünüm, hem onun hem kendim adına özür dilerim. Gidelim Dazai."

Chūya, Osamu'nun koluna girip mekandan çıkardığında arabasına kadar yürümesine yardım etmişti. Yolcu kapısını açıp koltuğa oturduğunda kemerini bağladı, kendisi de sürücü tarafına bindi. Aracı çalıştırıp sürmeye başladığında Osamu ona bakmıştı.

"Hey sen de içtin. Neden direksiyon başındasın."

"Sarhoş değilim Dazai. Seni evine bırakacağım."

"Sonra ne yapacaksın Akutagawa'nın yanına mı gideceksin?"

"Kapa çeneni yoksa kıracağım."

"Gitme Chūya. Lütfen..."

Chūya frene asıldığında Osamu, kemeri takılı olduğu halde sarsılmıştı. Başını tutarak ofladı.

"Beynim sarsıldı napıyorsun?"

"Belki düşüncelerin artık yerine oturur ve ne dediğini bilirsin Dazai. Ben senin bu halinden çok sıkıldım. Ne yaptığının ne dediğinin farkında değilsin. Ayık olsan da olmasan da saçmalayıp duruyorsun."

Osamu bir şey demeden camdan dışarıya bakmaya başladığında Chūya aracı kaldığı yerden sürmeye devam etti. Bir an önce bu arabadan inmek istiyordu.

Evine geldiklerinde arabayı park etmesiyle Osamu'nun başı önüne düşmüştü. Chūya ona yaklaşıp seslendiğinde cevap alamadı, sızdığını fark etmişti. O an onu bu halde bırakmak istemedi. Evine taşımak için anahtarına baktı ama ceplerinde yoktu.

"Dazai evinin anahtarı hangi cebinde?"

Kendi kendine konuşmasının ardından pes etmişti. Önüne düşen başını cama yasladı, üzerine örtmek için bir şeyler bakıyordu. Arka koltukta bulduğu hırkayı üzerine örttü.

"Seni bu halde bırakıp gitmek vardı."

Chūya yaslandığı koltuktan söylenmişti. Başına bir iş açabileceğinden onunla bu geceyi arabasında geçirecekti.

korkak •soukoku•Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin