Aptal Yiğit. Aptal Yiğit. Aptal Yiğit. Abartısız bütün günümü kağıda 'Aptal Yiğit' yazıp çöp kutusuna fırlatmakla geçirdim. Ondan nefret ediyordum. Beni kullandı. Her kağıtta arkalı önlü en az 1000 tane 'Aptal Yiğit' yazıyordu. Kapı çalındı ama bakmadan yazmaya devam ettim. Eren'in içeri girdiği her halinden belliydi. Kapıya yaslanmış bana ve etrafa bakıyordu.
''Güzelim ne yapıyorsun? Odaya bak. Etraf kağıt fabrikasına dönmüş.''
Kağıtlardan bir tanesini aldı ve okudu. Bana şaşkınlıkla baktı. Mert içeri daldığında ben ise hala 'Aptal Yiğit' diye mırıldanıyordum. O çok değerli sevgili abim Eren, tahmin ettiğim gibi kağıdı Mert'e verdi. Mert de bana şaşkınlıkla bakıyordu.
''Vay.. Güzellik çok sinirlenmiş anlaşılan.''
Abimin söylediği çok doğruydu. Her yerde kağıt vardı. Sessizliğimi bozmadım. Abim yatağa oturdu ve elimdekileri aldı. Beni kendine çekti ve sarıldı. Demir aklımdan çıkmıyordu. Daha doğrusu çıkamıyordu. Dün olanların şokundaydım ve hala o şokla yaşıyordum. Ama abimin kollarında güvendeydim. Sanırım Demir, abim ve Mert'ten daha güçlüydü. Ve benim yüzümden abimi öldürebilirdi. Ona baktım. Hayır kesinlikle Demir'e karşı güvende değildim ve hiç olmayacaktım. Geri çekildim ve salona indim. Cenk'e baktım.
''Ben hava almaya gidiyorum. 1-2 saate gelirim herhalde.''
Cenk itiraz edecek gibi oldu ama hemen evden çıktım. Demir'i görmek istemiyordum. Bunun mümkün olmadığını biliyordum ama istemiyorum işte. Sahile gittim ve banka oturup denizi izledim.
Yanıma biri oturdu. Bakmadım ama bu Demir'di. Kokusundan anlamıştım. Kan ve yoğun sigara kokuyordu. ''Ne istiyorsun Demir?'' dedim ama cevap alamadım. Onun da denizi izlediğini fark ettim. Ona döndüm. Bir yandan ısınmaya çalışıyordum. Bana baktı.
''Yarın okul var. Seni evinden alırım. Evde de sevgilimsin gibi yapacaksın.''
''Senin amacın ne Demir?''
''Sonra öğreneceksin merak etme.''
Cevap vermedim. Bunu neden yapıyordu? Beni öldürecek miydi? Bunu yapmazdı. Sanırım. Bildiğim kadarıyla ailelerimiz arasında büyük bir kan davası vardı. Bu kan davasını biz bozabilirdik. Sadece biz. Ama Demir bunu devam ettirecekti.
''Ailemi öldüren bir aptalın sevgilisi gibi mi yapacağım?'' dedim ve göz devirerek önüme döndüm. Ukala bir şekilde ''Evet,'' dedi. Derin bir nefes aldım. Pekala. Oyun başlıyordu.
''Peki. Bunu yapacağım.''
Sanki beni doğuştan tanıyormuş gibi derin bir nefes aldı ve ''Karşılığında bir şey isteyeceksin değil mi? Ne var?'' diye bir soru yöneltti.
''Beni sandığımdan daha iyi tanıyorsun. Güzel. Nefret ettiğim en ufak bir hareket yaparsan oyunu bozarım.''
Ona döndüğümde bana alayla bakıyordu.
''Bu oyun ikimizin yararına. Sana söyledim..'' Evet daha lafını bitirmemişti. Bankta oturduğumuzu umursamadan kulağıma eğildi.
''Oyunu bozarsan ben seni kullanırım. Aklına gelmeyecek yöntemlerle.''
Ne demek oluyordu bu? Bana zarar verirdi. En kötü şekilde. Beni bununla mı tehdit ediyordu?
''Tehdidiniz bu mu Demir Kara?''
Alayla güldü ve benden uzaklaştı. Gözlerini benden ayırmadan konuştu.
''Abini, arkadaşlarını, kuzenini.. Hepsini öldürürüm.'' derken ciddiydi ve silahını belinden çıkartmıştı.
Önce silaha, sonra ona baktım. Tamam, bu tehdit ikna ediciydi. Onu birazcık kan davasından tanıyordum ve o dediğini yapardı. Yenik düştüm ve başımı eğdim. Saçlarımı yüzümden çekti. Bana dokunmasından nefret ediyordum. Geri çekildim ve ayağa kalktım. Peşimden oda kalkmıştı. Belimden tuttu ve beni kendine yapıştırdı.
Deniz tam önümüzdeydi. Rolüne başlamıştı. Kasları sırtıma değiyordu. Bu berbattı. Mafyam beni rehin almıştı. Kafam onun omzuna değiyordu ama ona bakamıyordum. Hayır buna engel olan bir şey yoktu. Ben bunu yapamıyordum. Dün olanlar gibi olmamalıydı ama olmuştu bile. Eğer onu tanımasaydım romantik derdim ama sadece roldü.
''Bırak beni.''
Fısıldıyordum. Nefesinin tenime çarptığı her yer cayır cayır yanıyordu. Hayatımdaki en tatlı acıydı. Bu hoşuma gidiyordu ama nefret ediyordum. Bu ben değildim. Onun bir dokunuşu beni benden almaya yetiyordu. Onun her nefesinde gücüm tükeniyor, bacaklarım tutmuyordu.
Belimdeki iki elini tuttum ve.. Sadece tuttum. Ellerini kilitlemişti ve bu pozisyonda kalmıştık. Gücüm iyice tükeniyordu. Pes ettim ve gözlerimi kapattım.
''Duymuyor musun? Bırak beni Demir.''
Beni dinlemiyordu. Kendimi serbest bıraktım. Beni tutan sadece Demir'in kollarıydı..
Bir anda boynumun yandığını hissettim. Evet, boynumu öpmüştü. Cidden amacı neydi? Öpmüştü ama geri çekilmemişti. Hala boynum yanıyordu. Gözlerimi araladım ve ona baktım. Başımı onun başına yasladım. Ellerimi ellerinden çektim ve tek elimi onun yanağında götürdüm. Bu sefer ben onun kulağına fısıldadım.
''Oyun başlasın Demir Kara.''
''Oyun başlasın Hayal Ergün.''
Artık bu acıya alışmıştım. Oyun sadece Demir için başlamıştı. Ben onun yanağını okşarken gözlerini kapatmıştı. Çok güzel bir rüyanın hatta masalın içindeydim. Boşta kalan elimle yavaşça onun elini tuttum. Bunu neden yapıyordum bilmiyordum ama.. Hoşuma gidiyordu. Yanağımı yanağına yasladım. Oda benim elimi tutuyordu.
Sımsıkı tutuyordu. Bırakmak istemezcesine tutuyordu sanki. Aynı benim bu rüyadan uyanmak istememem gibi. Önümüze bir demet çiçek düştü. Demir'le önce birbirimize, sonra çiçeğin geldiği yere baktık.
Yiğit Kılıç arkamızda, pişmanlık ve sinir akan simsiyah gözlerle bize bakıyordu.
Biz Demir ve Hayal'dik, Yiğit ve Hayal değil..
Biz Siyah ve Beyaz'dık, Gri ve Beyaz değil..
Peki Siyah ve Beyaz arasına gri girerse?
Tartıda Siyah mı ağır basardı, yoksa Beyaz mı?
--
Bölüm yorumlarınızı bekliyorum :)) Bölümler sizce kısa mı? Kısa sürede okuyanlar çoğaldı teşekkürler :) Size bir sorum olacak.
Sizce Yiğit neden geldi?..

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Siyahlar İçinde..
Romance"Kim bilebilirdi Siyah'ın Beyaz'ını bu şekilde bulacağını?" Dikkat!: Kötü çocuk sevenler için yazılmış bir hikayedir, fakat sonlara doğru iyi olmaya başlamıştır. ★#751 in Romantik (6 Ekim 2015) ★#661 in Romantik (8 Ekim 2015) ★#789 in Romantik (10 E...