-15- Kaçış

114 18 0
                                    

"Baba?"
Yutkundum. Babam ölmemişti. Demir Karakan bunu başaramamıştı. Babamı öldürememişti, yapamamıştı. Normalde buna sevinmeliydim, Demir'in bir işi başaramamasına sevinmem gerekirdi ama sanki ölü gibiydim. Duygusuzdum. Hiçbir şey hissedemiyordum. Onun yerine boş boş babama bakıyordum. Olmuyordu işte, yapamıyordum, Demir gibi babamdan nefret ediyordum sanki. Öfke akan gözlerini bana çevirdi, öfkenin yerini özlem kaplamıştı bir anda.

"Hayal, kızım.." dedi sonra. Sesi yumuşamıştı. Gülümsemek istiyordum, ama gerçekten kötü kız olmuştum, gülümseyemiyordum. 

"Baba.." dedim gözlerine bakıp."Demir'in ailesine ne yaptınız?"

Cevap vermedi. Sustu. Sinirime gidiyordu. Susması cidden sinirlerimi bozuyordu!

"Sen.. Nasıl ölmezsin?" dedi Demir. Sesinde hala şaşkınlık olduğuna inanamayarak ona baktım. Demir bu değildi. Demek ki ondan bu kadar çok nefret ediyordu.. Babamdan.

"Eşimi öldürdün Karakan, ama bak.. Ben hala hayattayım. İntikam için yaşadım Demir, intikam için yaşıyorum!" 

Babam son cümlesinde sesini yükselttiğinde irkildim. İntikam.. İntikam neydi ki? İnsanların planladığı aptal bir oyundan ibaretti sadece. Ve sonucu genelde her iki taraf için kötü olurdu, özellikle kan davalarında.

"Hem ne oldu sana? Kurbanını mı özledin? Yavaş yavaş mı öldüreceksin yoksa? Alıştıra alıştıra.." dedi ve alayla güldü. Sonra ciddileşti."Serap'a yaptığın gibi. Alıştıra alıştıra mı öldüreceksin?"
Bir iki geri adım atıp Demir'e baktım.

"Saçmalıyorsun," dedi ve sonra bana baktı."Yapma Hayal. Yapma. Ben bunu sana yapar mıyım?"

"Niye? Yiğit gibi kullanamaz mısın beni!" dedim o an ki öfkeyle. Sesim yüksek çıkmamıştı ama sertti.

"Onun gibi değilim ben Hayal! Şerefsiz değilim ben!" diye adeta kükredi.

Benim yerime o bağırmıştı. Boğazındaki damarları gördüğümde iyice korkmaya başlamıştım. Elimi tuttu. Sakinleşmeye çalışıyordu. Derin bir nefes aldım. Elimi sıktığında bende korktuğum için onun elini sıktım. İçeri Murat girdiğinde refleks olarak birkaç adım geri gitmiştim. Demir'in gözleri simsiyah olmuş, yine ve yine gözleri adeta öfke kusuyordu. Bana baktı.

"Hadi güzelim, beni kapının önünde bekle," diye öfkeyle fısıladı. Başımı hafif sallayıp elini bıraktım.
Çıktığımda kapıyı aralık bıraktım ve onları izlemeye başladım.

"Demek beni yenmek için.. İş birliği. Güzel taktik Ergün.. Ve sen Peker," diyip Murat'a baktı."Kan davasının diğer ortağı.. Her şeyin suçlusu. Bence senin işini halletmeliyiz, uzatmaya gerek yok."

"Hallet bakalım Karakan, sorun yok. Ne de olsa bunu yapamazsın, değil mi? Biricik sevgilin dışarıda bekliyor seni. Bunu ona nasıl anlatırsın?" dedi Murat alayla.

Babam ise, "Taktik güzel be Demir, ama sen kapana kısılmış gibi görünüyorsun," diyip yanlızca dudağını kıvırmıştı.
Ama bilmedikleri bir şey vardı ki, Demir asla pes etmezdi. Bunu kimse benden daha iyi bilemezdi. Kimse.

"Ben? Kapana kısılmak?" dedi Demir gülerek. Silahını çıkartmıştı."Asla. Beni hiç tanıyamamışsınız Ergün. Ama seni öldürmeyeceğim." Gözlerini Murat'a çevirdi."Önce Peker'den başlamak istiyorum. Herşeyin bir zamanı var."Tekrar babama baktı."Öyle değil mi?"

Murat alayla güldü ama Demir tetiği çekip silahı ona doğrulttuğunda ciddileşip sustu. Göz göze geldik. Sanırım kaçmayı düşünüyordu ama ben buna engeldim. Bir anda yere yığıldığında silahı beline koyan Demir'e baktım. Silahında tabii ki susturucu vardı. Babama kötü bir bakış atıp yanıma geldi.

Siyahlar İçinde..Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin