2,9

104 13 7
                                        

Elhamdülillah Rabbime ☺️ Elhamdülillah....

Bu bölüm Berna'mızdan gelecek. Bir flash back barındıran bölüm olacak.

En azından iki bölüm önceki Berna'nın kimi cümleleri vardı. Bu bölümde de yaralı bir şekilde bu güne gelme sebebini vereceğim size :)

Haydi bakalım N.O.B sevenleri!

Ölüm ansızın gelir. Ailenize, yakınınız olan herbir dostunuza onları sevdiğinizi söyleyin. Söylemekle kalmayıp da bunu onlara hissettirin :)

Esselamu Aleyküm ☘️❣️

murekkepliguzel sunar 🎬











"Ben derdime dermanı bir nefes ötemde ararken, beni var edenin bana benden daha yakın olduğunu fark ettim. İşte o zaman dermanımı buldum... Beni affet olur mu Rabbim? Bu yanılgı da kendimi fazlaca kaybeden oldum..."


A.N.Ü

















BERNA YILMAZER

Manzarası karşısında oturduğum deniz kıyısına, banktan bakmaya devam ettim.

Hava haddini aşmışcasına sıcaklığını tenimde kızdırırken yanımdaki yelpazeyle kendimi yellemeye başladım.

Gözlerim doluyordu. Sebebini kendime sormaya bile korkuyordum.

O sırada Gümrah'ın gölgesi üzerime düşmüş ve tamamen beni bu buhranlığa iten halvetten kurtarmıştı.

Elindeki çiğ köfte dürümlerini gözüme odak yapabilmek maksadıyla sallarken buruk gülümseme yüzümde dalgalandı.

Yanıma oturup önüme çiğ köfte dürümünü tutarak elime almamda ısrar da bulundu.

Sırf bu ısrarından düşsün diye elime almıştım. Hafifçe esen ılık meltem omuzlarıma sarkan saç tutamlarımı  yüzüme doğru tararken, elimle üstün körü bir şekilde kulağımın ardına sıkıştırdım.

Elimdeki çiğ köfte dürümüne bakarak konuştum.

"İlk... Yıl dönümümüzde İstanbul'daydık. Sebebi ise üniversitemiz idi. O zaman da Ömer Ali'yi burada bekliyordum. Bi baktım ki Ömer Ali de senin gibi tepemde dikilmiş, elindeki iki dürümü gözlerimin önünde sallıyor. Nasıl gülmüştüm. Kaşları çatılmış anlamamış bir ifadeyle yüzüme bakmıştı. Onu o hâlde bırakarak elindeki dürümümü alıp, afiyetle yemeye başlamıştım. Çok geçmeden yanıma oturmuş o da dürümünü yemeye başlamıştı. Esen rüzgar önündeki saç tutamlarını alnında dağıtırken o aldırış etmeden dürümünü afiyetle yemeye devam ediyordu. Ben onun bu haline bakarken bakışları, onun üzerindeki bakışlarımı yakalamış ve gülümsemişti. Gözleri kısıklaşmış balları çok tatlı bir tona kavuşmuştu. Onun bu haline aynı tarz da karşılık vererek önüme dönüp dürümümü yemeye devam etmiştim. Gün batıma geçerken şöyle konuşmuştu. "Şimdi buna alacakaranlık denir. Elimdeki imkân seni gün doğumuna yetiştirebilmek maksadıyla işlese inan ki aynı şunu söylemiş olurdum sana Berna: "Bak! Şimdi senin anın vakti girdi Yakomoz Güzeli... Var mı bir diyeceğin?" Ama nasip. Şimdi senden gün doğumunda bulunuyormuşuz gibi davranmanı istiyeceğim. Boğazını temizlemiş ve bitirdiği dürümünün paketini buruşturarak yanımızdaki çöp kutusuna atmış gerisine yaslanmıştı. Sözlerini o şekilde devam ettirdi. "Bak! Şimdi senin anın vakti girdi Yakomoz Güzeli... Var mı bir diyeceğin?" "

Ne Oldu Bize?|textingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin