2,5

125 28 32
                                        

Esselamu Aleyküm her birinize Allah'ın güzel kulları 🤗❤️

Bir önceki bölümümüz de ipleri kopartmıştık. Berna güzelim Ömer Ali yiğidime elindeki kırık camları serperek yaralamıştı. Çünkü belki elindeki kırıklar dağılırsa elinin ve yüreğinin daha fazla parçalanmasına sebep olmayacağını düşündü. Ama Berna güzelim bunun ne denli yanlış düşünce olduğunu ancak bunları icraate döktükten sonra fark etti.

Kızgınız Berna'ya, Ömer Ali'yi bu denli üzdüğü için. Haklı da sayılırsınız. Sayılırsınız dedim çünkü bizim bakış açımızdan bakamıyor Berna. Burada onu savunduğumu, tuttuğumu düşünebilirsiniz. Ama tam mahiyetiyle bunu yapmıyorum. Bir yazar olarak karakterlerime sahip çıkmaya çalışıyorum. Kötü karakterlerim de olsa onlar benim kalemimden damlayan kişiler. Eğer ötekileştirip ben de yargılarsamsa kalemimin hakkına girmiş olurum. Berna altı ay boyunca ev de hapis hayatı yaşadı. Sadece telefon üzerinden Ömer ile muhatap oldu. Ömer Ali'yi gözleriyle görmedi, kulaklarıyla bu hâldeyken işitemedi. Altı ay boyunca büyük bir taşkınlığı içine hapsetti. En sevdiği kişi de olsa bu taşkınlığa fazla dayanamadı. Belki Ömer ile yüz yüze gelseydi ve bu mesajlardaki diyaloglarını yüz yüze yapsalardı belki daha farklı bir geri dönüş olabilirdi. Ama kader... Olmadı. O bölümümde sizlere küçük bir mesaj vermek içindi. Dikkatli okuyucularım o mesajı aldı ☺️🤗

Şimdi bölüm için sabırsızlanan güzelliklerim, sizi daha fazla bekletmeden bölümüme alıvereyim 🤗

Verdiğiniz her bir oy semaya ulaşan duanız olsun ☺️🌹

Sefa getirmişsiniz...






"Elimde, o şaheserden geriye kalan birkaç damla kanın ve birkaç damla gözyaşının renge boyadığı kırıklar oldu..."

~A.N.Ü













Dalga kayalığı yalayıp geriye vuruyorken yakomozun ilmekçe ayrışmış olan huzmecikleri bileğimdeki o nacizane yazıya işleniyordu.

Yakomoz Güzeli...

Yüzümde burukça kaldı tebessümüm. Ben elini, Allah'ın rızası için bırakmıştım. Sevmeyi bıraktığımdan değildi. Çünkü sevgiyi veren kirletmem için değil, vereni bulmam O'na yakın olmam içindi. Çok yanlış anladık biz bu aşk ve sevgiyi... Gönlümüze misafir ettik de, yanlış şekilde ağırladık. Onu gönderene selam göndermedik...

Telefonum titremeye başlayınca elimi, bileğimde Yakomoz Güzeli işlemeli bilekliğin üzerinden çekip cebime daldırdım.

Minik Ceylan arıyor...

Çağrıyı kabul edip, kulağıma tuttum. "Selamın Aleyküm, Minik Ceylan'ım! Hay-" sesimin şen vurgusuna, hoşnutsuzluk imgesini galebe eden tonlaması nokta koymuştu.

"Abiciğim, şu an da hiç hoşlanacağın durum yaşanmıyor." Yüzüm ekşimiş, yüreğimin kıyısına tadını değdirmişti. Ayaklanarak oturduğum kayalığın üzerinden sahil yolunun öteki tarafına yol çizmeye başlamıştım.

Ne Oldu Bize?|textingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin