3.2

2K 84 36
                                        


"Bak böyle tutacaksın. Çok fazla sıkarsan çifteyi yersin." Dedi nine. Tabureden kalkarak oturmam için kaş göz işareti yaptı. Gösterdiği yere oturarak elimi ineğin memelerine uzattım. Tam dokunmuştum ki kuyruğu ile elime vurdu.

"Taciz etmiyorum Sarıkız. İzin verirsen eğer biraz süt alacağım." Diyerek tekrar elimi uzattım. " Neden tüm ineklerin ismi Sarıkız veya Karakız olur ki? Mesela sana şişko diyebilirlerdi. Anca mideye çalışmışsın canım. Bence sıkı bir diyet şart. Böylece gayet çekici bir inek olursun."

Tekrar kuyruğuyla elime vurdu. Artık gına geldi yeter amk.

"Salak inek. Azıcık süt versen ölür müsün? Çirkin ve tipsiz hayvan." Diyerek ayağa kalkmıştım ki ayağını kaldırarak vurmaya çalıştı. Bir çığlık kopararak ahırdan çıktım. Gülme sesleri geliyordu kulağıma. O tanıdık sesi duydukça yerin dibine giriyordum. Herkese kızgın bakışlarımı yollayarak kulübeye girdim. Kıkır kıkır gülüyorlardı hainler. Palyaço olayım daha iyi amk. Gerçi palyaçolardan da nefret ediyorum.

"Deli kızım benim. Buraya gel daha yumurta toplayacaksın." Ninenin sesiyle tekrardan yanlarına gitmek zorunda kaldım.

"Yine ne var nine?" Bıkkınlıkla söylediklerime yine gülmüşlerdi.

"Yumurta toplada yarına güzel bir menemen yapalım." Dedi nine.

"E dolapta yumurta var." Dedim.

"Ben oğluşuma bayat yumurta yedirmem. Taze taze yiyecek benim oğluşum." Hay senin oğluşuna.

Atlas'a çevirdim bakışlarımı. Halime baktıkça gülüyordu. Gerçi diğerleri de ondan farksız değildi ama önemi yok.

"E yarın toplayalım nine. Yarın için topluyoruz sonuçta." Diyince kararlı bakışlarını bana gönderdi. O yumurtalar toplanacak der gibi bakıyordu. Oflayarak kümesin yanına gittim. İçeride kuluçka da olan bir tavuk vardı ve yanında da bir horoz. Çok eşli sapık hayvan.

Tırsarak kümese girdim. Yumurtaların yanına ilerleyerek birkaç tanesini elime aldım. Aynı zamanda horozla bakışıyordum. Tam çıkacağım zaman üstüme atladı. Benim kümesten çıkıp bir koşuşum var, var ya üffff. Milli atletlere taş çıkartırım. Koşmaya devam ederken ağacın birinin altında oturan Atlas'ı gördüm. Koşarak yanına gidip arkasına saklandım.

"Başarısız olmuşa benziyorsun." Dedi gülerek.

"Sende var ya. Sus ağzımı açtırma benim." Demiştim ki yönünü bana çevirerek yüzüme yaklaştı.

"Ağzını açarsan ne olur?" dedi dudaklarıma bakarak.

"Ya bak bi küfür ederim bi küfür ederim nefes alamazsın heee." Deyince dudağımın kenarından öptü.

"Etsene."

"Tavuk." Diyerek bize doğru gelen tavuk sürüsüne bakıyordum. Horoz abimiz de başı çekiyordu.

"Gerçekten tavuk diye mi küfrediyorsun?" dedi. Hâlâ tavukları görmemişti.

"Tavuk diyorum tavuk." Sonradan nereye baktığımı anlamış gibi kafasını çevirdi.

"Ananı avradını." Mırıldanarak ayağa kalktı ve koşmaya başladı.

"Beni unuttun geri zekalı." Arkasından bağırarak peşinden koştum.

...

"Gidin bu kovayı doldurmadan gelmeyin." Ninemiz bizden yani ben ve Atlas'tan mantar toplamamızı istiyordu. Tamam mantarı anlarım ama bir kova dolusu mantarı sen ne yapacan Allah aşkına.

ANONİM | TextingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin