14|Lily ve Snape

251 30 5
                                        

Şansım yaver gitmişti ve Slughorn bugün kulüp toplantısına beni de davet etmişti. Geleceğimi söylediğimde ise gözleri ışıldamıştı.

Lily de orada olacaktı ve onunla da konuşmuştuk. İkimiz de gidecektik ve farklı bahaneler hazırlamıştık bile. Snape ve Regulus da kulüp üyeleriydi. Regulus'u doğum günümden sonra bir daha görememiştim ve onu çok özlemiştim. Geri dönmesini dört gözle bekliyordum ama onu bir ton sorguya çekeceğim kesindi.

Resmi olmayan bir şekilde giyindim ve yatakhaneden çıktım. Ortak salonda insanlar vardı. Snape ile göz göze geldiğimizde bana bakmaya devam etti. Yüzünden hiçbir şey okuyamıyordum. Ne düşünüyordu acaba? Belki aklına girmeyi deneyebilirdim ama fark ederdi. Göz temasına devam ettim ama kocaman bir duvara tosladım sanki. Kaşlarını çattı, yüz ifademi değiştirmeden tekrar denedim.

Kızıl saçlı küçük bir kız gördüm sonra. Lily Evans ve Severus Snape'in küçüklüğü birbirine bakarak gülümsüyorlardı.

Beni zihninden attı ve arkasını dönüp hızla ortak salondan çıktı. Ben de peşinden koştum. Lily ile olan arkadaşlıklarının bu kadar eskiye dayandığını bilmiyordum.

"Snape!"

Durmadan yoluna devam etti, "Lily'yi özlüyorsun."

Birden durduğunda hızımı alamadım ve sırtına tosladım. Burnum acımıştı. Burnumu tutarken bir hışımla bana döndü.

"Ne gördüysen unut, Moon. Yoksa ben unuttururum."

İç çektim ve ciddileştim, "Böyle olmak zorunda değil, ondan özür dilesen seni affeder belki de."

Asasını çekti ve boğazıma yasladı, "Sus! Onun gibi bir bulanığın affına ihtiyacım yok."

Kaşlarımı çattım ve tane tane konuştum.

"Asanı boynumdan çek. Senin kanın onunkinin yarısı kadar bile değerli değil."

Öldüğünde ağlayarak boynuna sarılacaksın.

Kibrin aşkına üstün gelecek,

Sonra pişman olacaksın."

İkimiz de donup kaldık. Bunu isteyerek söylememiştim. Sözlü bir kehanette bulunmuştum. Snape'in kâhin olduğumu anlamamasını diledim. Şaşkınlığını fırsat bilerek eline vurdum ve asasını yere düşürdüm. Kendi asamı çektiğimde anca tepki verebilmişti.

Yüzü kederli görünüyordu.

"Benden uzak dur. Herkese yardım edemezsin."

Asasını aldı ve arkasını dönüp hızla uzaklaştı. Orada donmuş bir şekilde kalmıştım. Severus Snape, Lily Evans'a âşıktı ve ben az önce sözlü bir kehanette bulunmuştum. Görmemiştim, söylemiştim bu sefer. Bunu Dumbledore'a anlatmalıydım.

"Diona, buradasın!"

Lily neşeyle yanıma gelip koluma girdi. Şaşkınca ona baktım.

"Kapıda beni beklemen ne hoş."

Sola baktığımda Slughorn'un kapısında olduğumuzu fark ettim. Lily ben sessiz kalınca dikkatlice yüzüme baktı, "Sen iyi misin?" diye sordu.

Hemen başımı salladım ve gülümsedim, "Sadece biraz gerildim."

Gülümsedi, "Her şey güzel olacak, başaracağız."

*

Slughorn'dan giriş izni almak zor olmamıştı. Lily ile iş birliği yapmak daha da kolaya getirmişti. Şimdi ise zindanlarda ortak salonuma doğru yürüyordum. Akşamları daha da bir hüzün basıyordu. Birden bir ağlama isteği geldi ve gözyaşlarım dökülmeye başladı. Kaldırmak o kadar zordu ki. Annem, babam, savaş, Remus, Regulus...

Kaybetmek artık bir seçenek değildi. Yaşamak istemiyordum ama bağlandığım tek şey dostlarımdı. Zindanlardan yönümü değiştirdim ve doğu kulelerine doğru çıkmaya başladım. Dumbledore'u görmeliydim.

Şifreyi söyleyip içeri girdiğimde Dumbledore ayağa kalkıp beni karşılamıştı.

"Nasılsın, Diona?"

Zoraki bir gülümsemeyle, "İyiyim Profesör." dedim.

"Yaşadıklarının kolay olmadığını biliyorum ama ne kadar dayanıklı ve azimli olduğunu görmek beni çok mutlu ediyor."

Hafifçe başımı öne eğdim.

"Profesör az önce Severus Snape'in yüzüne sesli bir kehanette bulundum."

Birkaç saniye sessizlik olunca başımı kaldırdım. Dumbledore'un düşünür bir hali vardı.

"Ona ne söyledin Diona?"

"Öldüğünde ağlayarak boynuna sarılacaksın. Kibrin aşkına üstün gelecek, sonra pişman olacaksın."

"Efendim, Severus, Lily'ye aşık ve b-ben Lily'nin öleceğini öngördüm. Buna Severus sebep olacak. Korkuyorum. Daha fazla insanı kaybedemem Profesör. Çok korkuyorum."

Ağlamaya başlamıştım ve beklemediğim bir şey oldu. Dumbledore bana sarıldı.

"Korktuğun için şanslısın. Onları seviyorsun. Ölüler için üzülme Diona, yaşayanlar için üzül; en çok da sevgisiz yaşayanlar için."

Geri çekildi ve bana bir mendil uzattı. Alıp yüzümü sildim.

"Bize aslında kim olduğumuzu gösteren yeteneklerimizden çok seçimlerimizdir."

Kelimeler ağzımdan döküldükten sonra şaşkınlıkla Dumbledore'a baktım, "Profesör bunları Harry Potter'a söyleyeceksiniz." Sonrasında ise gördüğüm koca bir karanlıktı.

kısa olduğunu biliyorum ve şimdiye kadar elli kere atacağımı söyleyip de bölüm atamadığım için çok özür dilerim. sadece toparlayamadım yazacaklarımı arada infleanza da kaptım. ama şu an iyiyim sadece derslerim yetişmiyormuş gibi geliyor. tekrardan kusuruma bakmayın. bu biraz geçiş bölümü gibi oldu. seviliyorsunuz <3

courage (regulus black)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin