Birkaç saat geçti geçmedi, yukarda işittiği gürültü yüzünden yerinden adeta fırlayan Akın doğrudan yukarı koştu. Kapıyı çalmadan bir anda içeri dalınca mermerin üstünde çökmüş ağlayan Gönül'ü gördü. Soluğu kızın dibinde aldı.
''Gönül, ne olur ağlama! İyi misin, canın acıyor mu?''
''Beni kirletti o Akın! Her yerime dokundu, her yerime!''
''Hayır, dokunamadı! Seni son anda kurtardık, Gönül! Yetişmesek korktuğun şey olacaktı, inan bana hiçbir şeyin yok!''
''Bunlar ne ha? Bunlar ne!'' deyip kollarını genç adama gösteren kız, sessizce ağlamaya devam ederken yatağa yaslandı. Ardından Akın hiç düşünmeden göğsüne yapıştırdı kızı.
''Ağlama! Gerçekten kollarından başka bir yerine dokunmadı! Sen hala benim gözümde, saf, temiz, prenses Gönül'sün!''
''Canım çok yanıyor Akın!'' diye inleyen genç kız yüzünden dayanamayıp kaşlarını çattı.
''Saracağız yaralarını Gönül. Kendini harap etme ne olur! Yetişmesem ne halde olurdun kim bilir, bak, buna da şükretmemiz lazım! Hem gel senin üstlerini değiştirelim, bir banyo et, rahat edeceksin!''
''Bu lekeyi hiçbir şey geçiremez! Onun dudakları... Dudakları... Değdi kollarıma...'' deyip hıçkırarak konuşan kızın başından öptü.
''Sen tertemizsin Gönül. Deme öyle, herkesten temizsin, paksın. Ne olur gel biraz su iç. Ve duş al.''
''Beni rahat bırak Akın! Gitmek istiyorum!''
''Gidemezsin! Seni bırakmam!''
''Öleceğim Akın! İyi hissetmiyorum!'' diye ağlamaktan sesi kısılan ve yüzü kıpkırmızı olan kızın yüzünü avuçladı.
''Bak bana!'' deyip kız ile gözlerini birleştirdi. Adama bakmak için ekstra efor sarf eden genç kız için bu öylesine zordu ki. Hayal kırıklığıydı.
''Sana bir şey yapamadı, sadece dokunmaya çalıştı ama ben onu çoktan pişman ettim! Sakın ağlama artık. İnan bana seni pisletecek kişi daha doğmadı! Doğduysa da onu öldürdüğüm gibi öldüreceğimden emin olabilirsin!''
''Temiz miyim ben?'' diye masumca soran kıza gülümsedi dizleri üstünde.
''Herkesten temizsin. Şu beyaz duvardan, dışardaki papatyadan, havadaki nemden daha temizsin. Yapma bunu kendine. Gel bir yüzünü yıkayalım.'' deyip kızı elinden tutup kaldırdı ve omzundan tutarak lavaboya götürdü. Kızın yüzüne kendi avucundaki suyu çarparak saçlarını yüzünden çekti. Gönül, genç adamın gözlerinin en içine bakıyordu. Saçlarının uçları hafif ıslanan adamın yüzü öylesine güzel gelmişti ki genç kadına. Ona bu zor zamanında bütün benliğiyle sahip çıkan tek kişiydi o. Ne kadar teşekkür etse azdı.
Havluyla kızın yüzünü kurulayan Akın, omuzlarından tutup yatağa oturttu. Ardından kızın önüne çöküp gülümsedi kızın ellerini, kendi avuçlarına alarak.
''Kendini yıpratma, senin masumiyetini, temiz niyetini kimse senden alamayacak Gönül. İyi hissedene dek bu oda senin. Dolaba giymen için birkaç kıyafet getirtmiştim, duş aldıktan sonra denersin. Devamını oturup konuşuruz.'' diyen adamın samimiyeti yüzünden çok borçlu hissediyordu.
''Bunu niçin yapıyorsun? Neden bana yardım ediyorsun?''
''Çünkü sana her şeyden daha çok değer veriyorum. Benim için diğerlerinden daha önde geliyorsun Gönül. Zaten bu yüzden demiştim, seni korumam altına almak ve seni daha çok sevmek için evlenme teklifi etmiştim sana.'' diyen adamın gözlerine baktı kendi yaşlı gözleriyle.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gülü Terk Etme
Romance"Gönül hemşire, acilen yetişin!" Serumu ancak hastaya takabilen genç kadın koşarak soluğu kendisini çağıran hemşirenin yanında aldı. Sedyede bir asker yatıyordu. Acılı halde, boylu boyunca, kan revan içinde. Derhal odasına alıp muayeneye başladığınd...