M&M
Yolculuğun ilerleyen vakitlerinde, dinen arzularım yerini bir başka kirli hislere bırakmış, bedenimin oldukça terli, saçlarımdan omuzlarıma dökülen kum tanelerini unutmak için daldığım düşüncelere rağmen gözüm dışarıdaki palmiye ağaçlarına sabitlenmiş hâlde, Jeon Jungkook'un ve isminin Yoongi olduğunu öğrendiğim Asya melezi hayaletin -ki bence bu oldukça doğruydu, Amerika gibi yazın oldukça sıcak olan iklimde bembeyaz kalabilmişti- arabalar üzerine olan sıkıcı muhabbetinin bir kulağımdan girip, zihnimdeki iplik yumağı olan düşüncelere çarparak geri çıkışını arkaplan bellemiştim; Ön planda Kim Taehyung ve hayatına dair bir kaset, Los Angeles'in maksimum üç katlı binaları yüzeyinde oynuyordu. Tam tepemizde kavuruculuğunu iyice dikte eden güneşe karşı erimemek için ilk durduğumuz benzinlikten hasır bir fötr şapka alarak kurtardığım hayatım, tam bir Amerikan rüyasıydı; iki yaşındayken genç ve yakışıklı Tom Cruise'in kucağında bir fotom bile vardı.
Kulüplerde poz kesen annemin, denize sıfır balkonumuzun hemen altında kalan kumsaldaki yarı çıplak adamlara attığı flörtöz kahkahaları nedense işittiğim ilk ânıydı. Tam da onun yanında yer alıp boyumun yetmediği demirlere tutunmaya çalışarak denizi görmek için çabaladığımı hatırlıyordum. Sırt kısmı kalçasının hemen altına kadar açık uzun saten elbisesinin iki ince zincirle tutturulduğu omuzlarındaki iki iri benin genetik, yoluyla omuzlarımı öpmesi dışında ondan aldığım başka şeyler de vardı; doğuştan karamel saçlarım, flörtöz tavırlarım, bir erkeğe göre oldukça kıvrımlı belim, ince, uzun parmaklarım, karşı komşumuz Mister İsmi Bilmem Ne'nin anneme takıntılı gözleriyle beni gördüğü anda onun oğlu olduğumu anlamasına sebep olan birkaç genetik özelliklerimdi. Gözlerinin hafif çekikliğini ve kuvvetli çenesini aldığım babam ise zaman zaman Hollywood'un gündeminde yer alan ünlü bir aktörün akrobatik dublörü olarak, ben iki yaşındayken annemi boşayıp kendi ülkesinde hayatına devam etmişti. Ne yapıyordu, nasıldı bir fikrim yoktu, oralarda bir yerde öldüğü hakkında bir telefon gelmediği sürece bu böyle devam edecekti.
Fötr şapkam aniden çıkartıldığında, anlamsız bir, "Hayır" nidası ile yana döndüğümde, plajdan taraftaki koltukta oturan Jungkook'un camdan sarkıttığı şapkamı gördüğümde bıçaktan keskin bölünen düşüncelerimin yoğunluğu ile, "Onu yeni almıştım." dedim hırsla, "Ne yaptığını sanıyorsun? Onu bana ver." Başını yatıştırmak ister gibi aşağı yukarı salladı, "Sana sesleniyorum fakat duymazlıktan geliyorsun."dedi. Umursamadan pencereye uzandığımda çenemden tutarak yüzümü kendisine çevirdi, bu açıdan eğlenir duran fakat oldukça ciddi surat ifadesini gördüğümde çenemdeki elini ittirerek araç kapısına sırtımı vererek kollarımı göğsümde çaprazladım, "Ne diyorsun?" derken somurtuyordum.
Gözlerim, oldukça beğenerek aldığım hasır şapkamdayken, gıcık etmek istercesine elini açtığında, anında kucağına atlayarak bileğine sarıldım. Yüreğim ağzımda atarken ağlamakla karışık bir nevrotik atak kıyısında ona baktığımda, başını koltuğa yaslayıp, burnunun ucundan bana baktı. Dudaklarını yaladı, "Benim arabama geçmeyi teklif etmiştim birkaç kez, dinlemedin. Buradaki bir otelde bir süre kalmayı teklif edecektim." dedi usulca. Gözlerini kum yapışmış yüzümde gezdirip, boynuma, oradan da düğmeleri açık gömleğimin kucağında olduğum için bollaşan yakasında gezdirdiğinde yakınlığımızı hiçe sayarak, yirmi yaşındaki bir çocuk inadıyla camdan sarkıttığı şapkama uzandım. Anında rüzgara bırakarak hafif soğuk elini belime dolayarak beni yan koltuğa nazikçe bırakarak, "Sana daha güzelini alırım." dediğinde, boğazıma kadar gelen çığlığı yutkunup bozulan sinirlerimle kısıkça, "Olur." demiştim.
G, arkaya dönmeden, "Shelby GT350'i bir günlüğüne vermeyi kabul etti Nathaniel. Otelimde temizlenip duş almadan Detroit için gelmeyin, burası şimdiden sikinden rapper kokusu almayı bekleyen kaltaklarla doldu, dedi." Jungkook arka koltuğun arasından sarkarak ön koltuğa geçtiğinde, "Kaltak sevmiyorum dostum. Nath'ın otelinin yerini biliyorum. Birkaç kez gelmiştim. Bu adamın zenginliği beni biraz ürkütüyor." diyerek, öndeki çekmeden çıkarttığı kutu içinden bir silah çıkarttığında kanım dondu. Tepkimi kestirebildiği için yalnızca, "2pac'ın emaneti. Yasal, ruhsatı üzerime aldım bugün." dedi. Aniden soluk boruma dizilen nefesleri bırakarak, "Gerildim." dedim, "Akşam ne olacağını bilmiyorum. İçimde huzursuz eden bir his var."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
2pac
FanfictionOlduğumun yarısı kadar iyi olsaydım, hâlâ senin olabileceğinden iki kat daha iyi olurdum Taehyung. - 260323, rapper jk & aktör th.
