-Sahildeki aptal.-

32 4 2
                                        

Ben Lili ile büyüdüm, ailemizden kaçtık birbirimize o sahilde sığındık. Babası iyi biriydi ama annesi kanserdi. Her gün buluşabilirdik ama yalnızca akşamları çünkü o gündüzleri annesine bakardı. Yaşı oldukça küçüktü ama bana sürekli 'annemi izliyorum' derdi. Anlam veremezdim, ne gibi bir yararı vardı? Maddi olarak da durumları pek iyi değildi annesinin ameliyat paralarını karşılayamadılar.

 Babası her ne kadar çalışsa da o parayı biriktiremedi annesi ameliyat olamadı ve vefat etti. Annesi öldüğünde mezarına gidemedi daha küçüktü 7 yaşındaydı ben ise 9, o akşam kendini sahile atmıştı. 

Ben ise o akşam annem ve babamın kavgasına katlanamayıp evden çıkıp gitmiştim. Sahile kadar yürüdüm ve sahilde bağıra çağıra ağlayan o kızı yani Lili'yi gördüm.

"Ağlayan kız!" dedim yaşlı gözlerimle, bende ağlıyordum ama ona ağlayan diyordum.

"Ben ağlamıyorum bir kere aptal!" dedi bağırarak, bas baya ağlıyordu işte.

"Ağlıyorsun yalancı" sakince yanına gittim ve yanına oturdum. İlk sahil günümüzdü, güzeldi.

"Hım, abi benim annem öldü." dedi. Sümüklü burnunu sürekli çekip göz yaşlarını saklamaya çalışıyordu. Kumral saçları rüzgardan yüzünü sarıyor ve onu rahatsız ediyordu. Saçlarını her seferinde geri düzeltiyor ve bana geri dönüyordu. 

"İyiymiş, benim ki yaşıyor." ben evet annemi çok ama çok severdim. Ancak ölmeyi hak ediyordu, babam gibi. Aldatmacalar, her yerde öyle değil mi? Ah belki de artık şu 'evcilik' denen oyunun adını değiştirmeliydik, 'aldatmaca' kulağa hoş geliyor. Belki de bir gün oynarız şu aldatmacayı. Biriyle, işte.

"Annem kanser mi neydi? Ah şey, o işte yalan. Babamdan para isterdi, ameliyatmış istemesinin sebebi. Üzerinde zıpladığı adam onu kanser yapmıştır değil mi? İyi de abi, kanser ne?" dedi bana. Üzerinde zıpladığı mı? 

"Hastalık."

"İyiymiş." dedi o da az önce verdiğim tepkim gibi. Bir süre sohbet ettik, ve artık geç oluyordu.

O akşam eve gidemedi ev adresini bilmiyordu. Bende "Bize gel, ama korkma babam biraz üzgün o yüzden bağırıyor." dedim kulağına eğilerek. Annem bana bu yalanı uydurmuştu. "Tamam, ben korkmam zaten." dedi o da aynı şekilde fısıldayarak.

 Eve gittik onu babamın odasına göstermeden hemen odama götürdüm. Saat 02.02'ydi odamda iki yatak vardı biri ölen kardeşimindi ama hiç yatamadı.

 Ben doğduğum da babam kavga çıkarmıştı beni hiç sevmezdi. Üç yıl sonra kardeşim doğdu ama, o gün hastanede kayboldu. Cansız bir bebek bedeni bulundu, bunun kardeşimin olduğu doğrulandı.

Annem beni koruyabilmişti ama kardeşimi koruyamadı. Annem kardeşimin ölümünü kabul etmedi ve bir gün gelme umuduyla benim odama bir yatak daha koydu o yatağa ayıcığımı koymuştum. 

Ayıcığı aldım "Burada yat olur mu? dedim fısıldayarak babam uyanırsa ona zarar verirdi. "Yatacağım abi." dedi oda fısıldayarak "Abimi? iyi de ben senin abin değilim." dedim kaşlarımı çatmış bir şekilde "Adını bilmiyorum, hep abim olsun istemiştim o yüzden artık abimsin." dedi sessizce gülmeye başladık. 

"Tamamdır, minik kardeşim adımı söyleyeyim ben Kim Taehyung." dedim gülümseyerek oda aynı şekilde gülümsedi "Adım Lalisa Mona." dedi ardından kaşlarını çattı ve devam etti "Hayır dur, adım Lalisa Monabal'dı" dedi gülmeye başladım, sinirlendi. 

"Tete, sana Tete diyeceğim." dedi ilk bir düşünür gibi yaptım ardından "Tamam Lili, bende sana Lili diyeceğim." dedim ve yatağıma geçtim tavanımda yıldızlar vardı onları izlemeye başladık.

Nevertheless // TAEKOOKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin