"Neyin var?"
Yeonjun yorgunlukla gözlerini kapatıp açtı ve cezaevinin revirinde başında bekleyen arkadaş demeye bin şahit isteyen arkadaşına baktı. Ama cevap veremeyecek kadar yorgundu.
"Sakinleştirici mi yedin?"
Yavaşça başını aşağı yukarı salladı. Ancak hâlâ ağzını açamıyordu.
"Hücrede delirirsen tabii sakinleştiriciyi yersin salak. Sessiz sessiz hareket etmeliydin."
"Seninle uğraşamayacak kadar yorgunum. Beni çıkar buradan."
Yaşlı adam gülüp göz devirdi ona. Bazen genç olanın beyni olmadığını düşünebiliyordu. "Gardiyanları hasta olduğuma ikna edip zorla geldim buraya. Şimdi yanımda seninle çıkmak ne kadar kolay olur? Beynini kullan biraz. Ama ilacın bitince çıkarırlar herhalde."
Yeonjun tekrar başını revirin kirli yastığına gömdü. Gözleri yaşlarla parlıyordu. "Ölmek istiyorum."
"Merak etme. Seni buradan çıkardıklarında ölmek için yeterince vaktin olacak."
"Beni bundan sonra gözetim altında tutacağını söyledi doktor."
"Yeterince şanssızsın."
"Sağol."
Bunun üzerine sessizleştiler. Yeonjun'un öfkeli solumaları dışında bir ses duyulmuyordu.
"Keşke kendine yazık etmeseydin acemi katil."
"Ben keşkeler duymak istemiyorum. Yapmamam gereken şeyleri yaptım. Ama bir daha olsa ben yine aynı şekilde davranırdım. Hastalıklı düşüncelerimle mutlu olamayacağım belliydi. Şimdi hedeflerim arasında yapmam gereken tek şey yaşamıma son vermek. Ne yazık ki onu da yapamıyorum."
"Belki de cezanı çekiyorsundur."
"Muhtemelen."
Yine sessizlik çöktü tek lambası da bozuk bir şekilde yanıp sönen küf kokulu cezaevi revirine.
"Hasta olduğunu düşünüyor musun?"
"Ah, ben kesinlikle hastayım. Ruhen sağlıklı bir insan olmadım hiç ve olmayacağım."
"Neden peki? Hep mi böyleydin?"
"Aslında çocukluğumu hatırlıyorum. Mutlu muydum bilmiyorum. Zaten her şey annem ve babamın birbirlerinin gözlerinin içine bakarak kafalarına sıkmalarıyla sona erdi."
Yaşlı adam şokla dinlerken Yeonjun devam etti. Bunlar artık onun için sorun değildi.
"Klasik, sorunlu bir aileye sahiptim. Annemin çığlıkları, babamın haykırışları, benim ağlayışlarım eksik olmazdı evimizde. İkisi de hastaydı. Birbirlerini severlerdi ama beni değil. Bir keresinde annemin beni boğmaya çalıştığını hatırlıyorum hatta."
Anlatırken hafifçe güldü. Kendiyle alay ediyordu. Annesinin bile kendini sevmediğini hatırlatıyordu kendine.
"Onlar ciddi anlamda hastaydı. Doktor tarafından raporlu bir şekilde. Ancak aileleri zengindi, çocuklarının hastalığı duyulamazdı. Bu yüzden önceden tanışan iki aile iki hasta kişiyi evlendirmeyi uygun gördü. Annem her şeyden nefret eder, tiksinir ve çığlık atardı. Babam öfkeliydi, çok bağırırdı. Ben küçüktüm, korkar ve ağlardım. Böyle saçma bir hayatım vardı. Onların aniden gözlerimin önünde öldüğünü görünce her şey basit gelmeye başladı. Öldürmek zor değildi. Bir silah patlar ve bam. Onlar da böyle saniyeler içinde gitti. Yalnız kaldım."
Başını geriye atıp gözlerini kapadı. Konuşmak istemiyordu aslında ama bu adama anlatmak güzel geliyordu. İlk defa biri kendini böyle merak ve dikkatle dinliyordu.
"Onlar gidince yalnız kaldım. Başta vicdanlarını rahatlatmak için bana bakan akrabalarlaydım, sonra yalnız kaldım o koca evde. Kendime ben baktım. Kendi kendimi büyüttüm. Bana şevkat gösteren tek şey o evin soğuk duvarlarıydı, küçüklükten kalan oyuncaklarımdı. Sonra Beomgyu geldi. Beni sevdi, sevmeyi öğretti. Arkadaş edinmeme yardım etti. Ona bağlandım."
Artık gözleri nemlenmeye başlamıştı Yeonjun'un. Ama bunun son olduğunu anlıyor, kendini açıklama ihtiyacı hissediyordu.
"Yaptıklarımı haklı çıkarmaya falan çalışmıyorum. Hiçbir açıklaması olamaz çektirdiğim acının elbette. Ama ben... Bilmiyorum, ben de üzüldüm. Bu hale geldim."
Elinin tersiyle gözyaşlarını sildi Yeonjun. Son anda ağlamak istemiyordu ama kendini de tutamıyordu. O kendini durdurmaya çalışırken deminden beri sessiz kalan, bazı yerlerde gerçekten gözyaşı döken yaşlı adam söze girdi.
"Seni kurtarmamı ister misin acemi katil?"
Yeonjun minnetle başını salladı. "Lütfen, lütfen bana bu iyiliği yap."
Kararlı hareketlerle oturduğu yerden kalktı artık gözlerinin içine son kez bakan adam.
"Hoşçakal acemi katil."
"Hoşçakal tuhaf arkadaşım."
Beomgyu'nun sesi geldi son kez. "Beni nasıl incittiğini hatırla Yeonjun."
"O zifiri karanlıkta seni incittikten sonra bir hiç olduğumu fark ettim Beomgyu. Ama şimdi geliyorum."
Yaşlı olan belinden silahını çıkardı. Buraya Yeonjun'a bu iyiliği yapmaya kararlı bir şekilde geldiği için hazırlıklıydı.
Yeonjun'un yüzüne bir gülümseme, cezaevinin sessiz sokaklarına da bir el silah sesi yayıldı. Bitmişti, işkencesi bitmişti Yeonjun'un.
Yaşlı adam hıçkırarak yere çöktü. Bu kadardı. Yeonjun artık Beomgyu'suna kavuşmuştu ama o üzülmekten kendini alamıyordu.
"Umarım mutlu olursun küçük acemi katil."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Good Boy Gone Bad~Yeongyu
Fanfictionİçindeki o çocuğu sil. Sonra da dönüştüğüm o enkazla doldur. Yaşayan ölü bir zombi gibiyim. Aşkın mezarında doğdum. (I like being bad) Good Boy Gone Bad~TXT Yeongyu angst fic
