3.2

550 46 2
                                    

Çağatay/Melik


Çok yakışıklısın

Ne?

Sana takım elbise o kadar yakışıyor ki

Neredesin?

Okulda

Seni gördüm de

Baya iyisin oğlum sen

Sana çok fazla kız yazıyor mu

Kızlarla ilgilenmiyorum.

Ben de okuldayım.

İlgilenmiyorsun ama yazıyor yani

Yazmaması imkansız zaten

Yanıma gelsene.

Neredesin

120B.

Geliyorum

Melik sınıfa kafasını sokup göz attı. Çağatay o girdiğinde kafasını kitaptan kaldırıp baktı. Gülümsedi. Yanında başka kimse yoktu.

Melik kapıyı kapatıp gidip yanındaki sandalyeye oturdu. Okulun ortasında bulunan bir sınıfta ona sarılmak ya da öpmek konusunda kararsız kalmıştı ama en sonunda dayanamayıp eğildi, dudağına minik ve hızlı bir öpücük kondurdu. Bu ufacık dokunuş bile kalbinin yerinden çıkacak gibi atmasına sebep olmuştu.

Okulda karşılaştığında, ona bakarken bile içinin ezilmesinden anlamalıydı aslında. Onu gördüğünde hep heyecanlanıyordu ama hiç böyle bir hisse yormamıştı duygularını.

Çağatay hafifçe kızardı. Bu çocuğun bu kadar utangaç olmasını Melik beklemiyordu. Dışarıdan baktığında gördüğü bembeyaz teninin üzerindeki aşılmaz zırh Melik'in karşısında yok oluyordu sanki.

"Ne yapıyorsun yavrum?"

Çocuğun kitaplarına doğru eğildi. Türk dış politikası. Sıkıcı bir ders. "Ders çalışıyorum."

"Bu ders çok sıkıcı. Benimle ilgilen."

Sandalyesine ona doğru kaydırdı. İçi ona doğru çekiliyordu adeta. Kendini tutamıyordu. Yavaşça çenesinin köşesini öptü. "Ne kadar yumuşak bir tenin var."

Çağatay dudağının ucundaki gülümsemeye ona baktı. O kadar güzel bakıyordu ki bebek gibiydi. "Senin gibi yüzümün her yeri sakal değil."

Melik'in gülerken omuzları sarsıldı. "Bir zahmet, sen kaymakam olacaksın."

Çağatay elini onun yüzüne çıkardı. Sakallarını gezdirdi. Eline batmasına müsaade etti. "Çok yakışıyor ama."

Melik çocuğu bacaklarından tutup kendine çevirdi. Çocuğun bacakları şimdi kendi bacakları arasındaydı. Yaklaşıp burnunu yanağında gezdirip öptü. Çağatay elleriyle iki yanağını da okşuyordu. Çocuğun yanağı Melik'in alnına yaslıydı.

"Sınıfa biri girerse yakalanırız."

"Yiyip bitireceğim şimdi seni."

"Biri yakalarsa babamın kulağına gider ve..."

"Tamam, tamam." Melik uzaklaştı. Bacaklarındaki ellerini çekmemişti.

Dudaklarına yine minik bir öpücük kondurdu çocuğun. "Okuldan sonra bana gelsene."

Çağatay güldü. "Daha rahat oynaşmak için mi?"

Melik "Aynen öyle." dediğinde o da gülüyordu.

Çağatay kaşlarını çattı belli belirsiz. "Sen beni sadece oynaşmak için mi istiyorsun? Başka bir..."

"Oğlum..." diyerek sözünü kesti Melik. "Ben sana hangi ara bu kadar tutuldum diye sorguluyorum kendimi. Sen neler diyorsun ya?"

Çağatay gözlerini kaçırıp yutkundu. "Tamam. Gelirim."

Melik ayağa kalktı. "Derse gideceğim. Çıkışta bekle beni."

Çocuğun dudaklarına son kez öpücük kondurup sınıftan çıktı.

Hint Kumaşı |bxb|Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin