Multimedya:
Lee Fletcher
________________Çömeldim. Sırtımı kanepeye yasladım. Yakalanırsam ölümüm kesindi.
"Evet efendim! Her şey istediğiniz gibi."dedi bir Hizmetçi. "İmparatorlara suikast kusursuz bir şekilde çalışacak."
"Güzel."dedi Tai.
"Tai mı?"dedim fısıltıyla. "Hain olmalı. Bir insan neden kardeşini öldürmek istesin ki!" "Kimyona kurallarına göre dört İmparator ölürde sadece bir tane kalırsa beş ülkede bir İmparator'a kalır. Dünya'nın sahibi gibi olur."dedi Lee fısıltıyla. Elkitabından okuyordu bunları.
Eğer oraya çıkıp 'Dur hain! Seni ispitleyeceğiz!' dersem kafamı meydanda gezdirirler. Lee'ye baktım. Ses kayıt cihazını kıçıma kadar sokmuştu.
"Cidden bütün gün bu yanında mıydı?"dedim fısıltıyla.
"Evet."
"Gidelim artık."
Kafamı kaldırınca masaya vurdum. Masa havaya fırladı. Tai ile romantik bakışmamız ardından depar attım. Arkamda olan patlama ile ileri fırladım. Salak boostladı beni. Yalpalayıp koşmaya devam ettim.
Kafamın dibindeki Gloom heykelinin suratına bir bomba isabet etti. "HAHA! KOLSUZ!" Koşmaya devam ettim.
Kafamın dibinden hızla bir bomba daha geçti. Beni yine ıskalamıştı. Sevinçli bir şekilde bağırarak ani bir sağa dönüş yaptım. Lee çok öndeydi.
"Şato labirent gibi amına-
LAN!" Bir saniye arkama bakmamla Tai öne uçtu. Yana kaçtım.Lee'ye doğru koşmaya devam ettim. Lee kılıcı ile duvarı biçti. Ben içeri girdiğim an koridor çöktü.
Lee'ye sarıldım. "Sağol."
"Bu gizli kalsın."dedi Lee. Lacivert gözleri beni tehdit ediyor gibiydi.
Başımla onayladım.Sabahın altısında uyandım. Lee talim odasında kılıçlarıyla uğraşıyordu. Evi Dominus tutmuştu. 4+1. Bir odada erkekler, bir odada kızlar kalıyordu. Bir oda depo diğeri talim içindi.
Kısa bir devriye attık. Saat yedi gibi tekrar evdeydik. Yatağa girdik. Sıkıntı şu: Oda da üç yataklık yer yok, üç erkek tek bir büyük yatakta yatıyoruz.
"KALKSANA LAN!" Leo'nun yakışıklı suratıyla bakıştım. "Oğlum bi' siktir git ya." Tuvalete girdim. Rutinimi halledip kahvaltı yaptım. Görev vardı. Konumu Uşak atmıştı. Ulaşım için metro kullanacaktık. Hay ananın. Beş silahlı bıçaklı uyku sersemi metroda bir saat seyahat ettik. İnsanların bize bakışları çok rahatsız ediciydi. Leo'nun kulağına eğildim.
"Amına koyayım ya, düştüğümüz hale bak amk."
Bir arenaya geldik. "Hadi gazamız mübarek olsun!"
"Burada kimse yo-" Parmağımın arasından bir bıçak geçti. "Bari sözümü bitirseydim."diye homurdandım. Önümde ki yaratığı süzdüm. Sekiz yüzlü, kocaman ağzı ve sivri dişleri olan parmaklarının arasında bıçaklar olan bir İkimono.
Sekiz yüzde aynı anda "SEKSEN BİN OKANE İÇİN ÖLECEKSİN!"dedi. Yankılı ses beni ürkütmüştü. "O kadar oldu mu lan?!" Leo şoktaydı. İkimono üzerime atıldı. Bir adım geri çekildim. Lee kılıçlarını çekti. Bir elinde iki kılıç vardı. Üst çizgisi olmayan bir yıldıza benziyordu. Leo'nun kolu altına dönmüştü.
Cat'in kollarına zincirler dolandı. Alex'in ise burnundan dumanlar çıkıyordu.
İkimono sırıttı. Etrafımız İkimono'larla sarıldı. "Gösteri bitmiştir, ayrılalım!"dedim. Lee kılıçları ile yol açarak orduya daldı.
Gittiği yerde yaygara koptu. Birkaç demir oradan oraya uçuştu. Sağa sola kan sıçradı.
Leo koşarak başka bir yöne gitti. Orada da durum çok farklı olmadı.
Cat ise arkamdaydı. "Cat."dedim. Sırtım ona dönükken. "Zincirleri göğe uzat."
İkimono'lar yaklaşmayı deniyordu. Alevden bir çizgi çektim.
Cat zincirleri göğe uzattı.
Zincirleri sönmemek üzere yaktım. Alevler ile zincir kontrolümdeydi. Zincirin en üstündeydim. İç geçirdim. Yüksek ihtimal öleceğim. Siktir et. Bir elimi zincire koydum. "BAKUHATSU!" Bütün ateşi elimden zincire aktarıyordum. Zincir titremeye başladı. Canım acıyordu. Bağırdım. Ateşlerim giderken haykırdım. "AHHHHHHH!" Vücudum siyahlaştı. Acıyla bağırışlarım devam etti. GÜM!! Zincir patladı ve aynı anda arenada.
Seruma bağlı bir şekilde uyandım. "Görev başarılı."dedi Lee. "Süper."dedim . "Tai'ı bu-"
Gözlerimi açtım. "Uyandı."dedi Leo. Hasta yatağında bir makinedeydim. "Noldu?" Başım çatlıyordu. Dudaklarım çatlamış, boğazım kurumuştu. "Diken'i yendiğinden beri komadasın."
Hepsi... Rüyaymış. dedim kendime.
Taburcu oldum. Bir yıldır komadaydım demek. Oda boştu. Çıkacaktım. "Hey."dedi biri. Arkamı döndüm. Uzun boylu, üç metrelik kuruğu ve sivri dişleri dolan insanımsı yaratık. Saçlarının arasından boynuzlar çıkmıştı. Tam azımı açacakken "Komaya girme nedenin Koshi-Nuke. Diken'i yendiğinde o oradaydı. Seni bu hale o soktu."
"K-Kimsin sen?"
"Ben."dedi. "Shanta S. Tomura."
"Seni Koshi'nin okuluna nakil öğrenci olarak göndereceğiz. Arkadaşlarını da."
"Bana uyar."
"Anlaştık."
"Anlaştık."
Tomura'nın pençeli elini sıktım.
Hala tek ayağını duvara yaslamış sırtıyla. Kolunu kavuşturmuş duruyordu. Gözümü kırptığım an gitmişti.
"Siktim seni!"dedim. "BEKLE BENI KOSHİ-NUKE!"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
TARİH YAZMIŞ ALTI KAHRAMAN 2: KİMYONA
FantasySadece bir toplantı, Belki de daha fazlası. İnsanlar toplantılarda yeni fikirler bulur. Himura yeni bir evren bulur. Kimyona'ya ilk adım ve belki adım değil. Himura'nın türünün kol gezdiği 5 imparatorun olduğu Kimyona.