Bölüm beş. Beşinci, benim için önemli çünkü hikayenin gidişatını belirliyor gibi. Vazgeçmek ya da istediğini zor da olsa elde etmek. Ben karalıyımdır, kolay kolay kaçmam. Gerisi sizde. Devamlılık için ilginiz, oylarınız ve tabii yorumlarınız benim motivasyonum. Esirgemeyin. Eleştirilerinizi, büyük bir şefkatle karşılayacağım çünkü bende burada çok yeniyim. Her şey için, şimdiden, teşekkür ederim. İyi okumlar!
BEŞİNCİ BÖLÜM
🪢
"onların kalpleri de
seninki gibi sanıyorsun
herkes o kadar yumuşak
o kadar şefkat dolu olamaz oysa
oldukları gibi
görmüyorsun insanları
olabilecekleri gibi
görüyorsun
kendinden veriyor, veriyorsun
onlar her şeyini çekip alıncaya
ve için bomboş kalıncaya dek"
🪢
Her şeye rağmen vazgeçmek gerekir. Tası tabağı toplayıp gitmek gerekir bazen bu dünyadan. Dertten değil. Öyle bir hiç gibi, arkandan kimseyi bırakmadan, yol yakınken; ölmek gerekir. Giden gitti. Olanı biteni de elde tutamadık. Gurur desen yok, dik de duramıyoruz.
Neye yarar, bu saatten sonra atılan kahkahalar?
Çocuğum yok. Olsun da istemem zaten, benim gibi muammada.
Öyle bir hiç gibi dolanamam bu saatten sonra. Belki üniversitede Deniz'den ayrılmasaydım, bugün hayatım bu kadar boşlukta olmazdı. Telefonuma bir iki mesaj gelir, düşünüldüğümü hissederdim. Aptal. O çocuk, fazla konuştu için ayrıldın ondan. Birbirinizi sevmiyordunuz da beğeniyordunuz. Şimdi pişman mı oldun?
Soytarı.
Sana diyorum. Bak şu aynadaki yüzüne, onların deyimiyle, kullanabilseydin bu güzelliği yaşamıştın şimdi. Ölmek gerekir, yaşamak değil. Kes sesini! Ne yapacaksın? Sesini çıkaramadın, öz ablana. Şimdi yatağında yatıyor bak! Senin yerine.
Ne gemiler yaktı insanlar, bir amaç uğruna. Sen uyuyabildiğine şükrettin, uyumak için gecelerce dua ettin. Yalvardın Allah'a. Gülen yüzün kahrolsun. Seni sen olduğun için değil, güldüğün için sevdiler.
Güldüğünde sevdiler seni. Güldürmeyi hiç denemediler.
"Yaş kemale erince, insan sessizleşir." derdi annem. Diyemedim hiç konuşamadım diye. Sessizliğin yeminini bellettiler, hüküm bildim. Sessizleştim, sessizim. Yaş kemale mi erdi?
Dilin lal, Beyza. Sus!
Sessizce izle ablanı. Bak senin yatağında yatıyor. Aman adımlarına dikkat et, uykusu hafif. Girme odana. Orada ablan yatıyor, senin yatağında. Boş ver. Sen yatsaydın da uyuyamazdın.
Derin bir nefes çektim ciğerlerime. Buharlanmış aynayı sildim bir kere daha. Saçlarıma sardığım havluyu gevşettim, ıslaklığı almıştı. Üzerimi giyindim. Telefonumu da alarak banyodan dışarı attım kendimi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
VUKU
RomanceAnkara'nın bir mahallesi, kız oğlana abi diyor. Beraber büyümüşler. Kim ne diyebilir ki? Gerisine ne hacet? Kader insana yine münasibini bulmuş. Yıllar geçmiş aradan. Herkes döverken Alperen yine Beyza'yı korumuş. Kız okumuş, oğlan kök salmış mahall...