İşte şimdi Ajax gerçekten kendi ile başbaşa kalmıştı. Oturduğu yerden ne yapacağını düşünürken duş almanın iyi geleceğini düşünerek tekrar odaya çıkmak için ayaklanmıştı. Ayaklandığında duyduğu zil sesi ile koltuğun diğer tarafında fırlattığı telefonu fark edip hemen cevaplamak için eline almıştı.
Arayan Scara olabilirdi.
"Hey, naber ikiz? Dün akşam arayamadım, nasıldı partin?"
Yulia'nın konuştuğu an Scara olmadığını anlayıp omuzlarını düşürmüştü.
"Eh.. iyiydi. Eğlendim. Sizden naber?"
"Gayet iyiyiz. Aslında seni bir şey söylemek için aradım. Doğum gününden ertesi bu konuyu açmak pek iç açıcı olmasa da söylemem gerekiyor."
"Hangi konu Yulia? Bir şey mi oldu?"
"Hayır güncel olarak bir sorun yok. Sadece babamla ilgili."
"O zaman duymak bile istemediğimi biliyorsundur, değil mi?"
"Biliyorum, haklısın. Fakat söylemek zorundayım ben de, anlarsın..."
"Ne olduğunu tahmin edebiliyorum."
"Evet. Okulu bırakıp burada askeri okula yazılmanı istiyor. Artık senin için verdiği süre ve tahammülü dolmuş. Eğer istediğini yapmazsan her türlü desteği kesip para vermeye-"
"Yine aynı saçmalıklar. Asla istediği şeyi yapıp istediği kişi olmayacağım. Onun hiçbir desteğine gram ihtiyacım yok. Daha da söylecek bir şeyin yoksa kapatıyorum Yulia."
"Bekle kapatma. Söylemek istediğim bir şey daha var, babamla ilgili değil, merak etme."
"İyi, dinliyorum."
"Çocuklar seni özlediğini söyledi. Bu yüzden düşündüm ki işten izin alıp birkaç gün oraya gelebiliriz. Hem kendine iyi bakıyor musun benim de kontrol etmem gerek, ablalık yapacağım sana yani."
"Haha, ablalık mı? Kimin daha önce doğdunu unutuyorsun."
"2 dakika önce doğarak abi mi oluyorsun yani? En azından en olgunu benim. Yani bu durumda büyük olan ben oluyorum."
"Sonuç olarak önce ben doğdum. Her neyse, tabiki gelebilirsiniz. Vizelerim bitti. Ben de hepsini çok özledim~"
"Tamam o zaman! Tekrar ararım~"
"Tamam, dikkat et kendine."
Telefonu kapattıktan sonra odaya çıkarken en azından kardeşlerini görmenin iyi olacağını düşünüyordu. Onları görmek ve onlarla vakit geçirmek fazlasıyla değerli bir şeydi çünkü ailesinden ayrı olmak, babasından olabildiğince uzak kalmak zorunda olmak onlarla görüşmesini de kısıtlıyordu. Bunları düşünürken duş almak için havlu aldıktan sonra banyoya doğru ilerlemişti. Havluyu banyonun bir köşesinde koyduktan sonra aynada dağılmış saçlarına ve yorgunluktan hafif kısılmış gözlerine göz atmıştı. Kesinlikle soğuk bir duştan sonra tekrar uyumak istiyordu fakat toparlaması gereken kocaman bir ev vardı. Saçlarını geriye doğru taradıktan sonra üstündekileri de çıkarıp çamaşır makinesine tepmeyi tercih etmişti. Daha sonra istediği kadar soğuk olan suyu ayarladıktan sonra suyun altına kendini atmıştı. Soğuk su önce biraz titretse de kolayca alışmıştı çünkü soğuk suyla duş almaya bayılıyordu. Su damlalarını turuncu saçlarına yedirirken gözü kapalı bir şekilde dün geceyi düşünüyordu.
İlk defa zorlanmadan kendi isteğiyle birine karşı bir şeyler hissetmişti. Onun için bu yabancı duygular hiç de korkutucu değildi. Yeni duygular, yeni maceralar, yeni adımlar onun için bir zevkti. Aksine, birine gerçekten duygusal anlamda çekim hissedebilmek onun için mucizeydi.
Fakat bu mucizenin arkasında tek bir iz bile yoktu. Sadece geçici bir şey miydi?
Düşüncelerle birlikte soğuk duşunu aldıktan sonra daha fazla oyalanmadan duştan çıkıp buharlaşmış aynayı eliyle sildikten sonra havlusunu sarıp odaya doğru ilerlemişti. Dolaptan rastgele bir tişört ve eşofman aldıktan sonra aldıklarını giyinip yatağın bir köşesine oturarak ıslak saçlarını havluyla kuruluyordu. Saçlarını kurularken beklemediği zil sesi ile irkilmişti.
Gelenin kim olduğunu düşünürken Scara olma ihtimalini düşünmüştü. Fakat hatırlayınca belki de kahvaltıya giden arkadaşları da olabilirdi. Yine de, Scara ihtimali içini kıpır kıpır ederken daha fazla kapıdaki kişi bekletmeden kapıya doğru ilerliyordu. Kapıya yaklaşıp açmasıyla kucağına iki bedenin atlaması bir olmuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
comfort zone | chiscara
Fanfiction"Dizlerinin üstüne çöküp yerdeki bedeni tüm gücüyle sarstı. Gözlerindeki biriken yaşlar ihanetin acısı mı, hüzünden mi yoksa nefretin yaşları mıydı kendisi de bilmiyordu. Tek bildiği, ihanetin en acısını yaşıyordu." art: 01rinette
