"Biraz daha patlamış mısır ister misin
tatlım?"
"Hayır baba yeterince tıkandım, teşekkür ederim."
Alyssa bir sürü ışıkların yanıp söndüğü lunaparkta sanki ilk defa geliyormuş gibi büyük heyecanla etrafı seyrediyordu. Bütün eğlence alanlarına bakarken ileride duran kocaman ayıcık ilgisini çekmişti. Hemen beklemeden hızlıca o oyun alanına hala küçük çocuk gibi ilerlemiş, babası da bu haline gülümseyerek onu takip ediyordu.
"Aman tanrım, şu büyük ayıya bak! Onu alabilir misin baba?"
"Elbette, istemen yeterli."
Ajax gülümseyerek standın önüne geldikten sonra kızına ayıcığı almak için hazır hissederek çalışana dönmüştü.
"Şu üstteki ayıcığı almak için ne kadar hedef vurmak gerekiyor?"
"Bütün hedefler ortadan vurulcak şekilde düşürülmesi gerek."
Ajax rahat bir şekilde standtın üstündeki silahı alıp içine plastik mermileri teker teker doldurmuştu. Silahı hazırladığında pozisyonuna geçip ilk hedefi hiç beklemeden tam ortasından vurmuştu. Alyssa da dahil standın etrafındaki herkes şaşırmış ve hayranlıkla izlemeye başlamışlardı. O sıra Ajax hiç tereddüt etmeden tüm hedefleri aynı yerden, tam ortadan hiç şaşmadan vurmaya devam ediyordu. Standın sahibi bunu yapmanın imkansız olduğunu düşünme rahatlığı tamamen yok olmuş şekilde ilk defa bunu başaran kişi olduğu için bir yandan Ajax'a bir yandan sırayla tüm vurulan hedefleri şaşkınlıktan çatılmış kaşlarla izliyordu.
"Plastik silah ile pek rahat değildi. Yine de ayıcığını alabildik mi tatlım?"
Alyssa kocaman gülümsemesiyle küçük kız çocuğu gibi büyük mutluluk ve heyecanla ayıcığına uzanmıştı. Stand sahibi büyük keyifsizle ayıcığı Alyssa'nın kucağına vermek zorunda kalmıştı.
"Beklediğimden daha kocamanmış! Teşekkür ederim, baba. Resmen imkansızı başardın!"
Ajax kollarının arasında dev bir ayıcığı tutan kızını gördüğünde ne kadar sevimli olduğunu düşünerek gülümseyip saçlarını okşamıştı.
"Günün geri kalanında ayıcığı taşıyabilecek misin?"
"Eh.. biraz zorlanacak gibiyim. Beklediğimden çok daha büyük geldi."
"İstersen ben taşıyayım."
Alyssa kafasını sallayarak onayladıktan sonra ayıcığı babasına uzatmıştı. Uzattığı ayıcık Ajax'ın bedeninde küçülerek tek kolunun altında rahatlıkla taşıyabiliyordu.
"Şimdi ne yapmak istersin Alyssa?"
"Hmmm.. lunaparkta başka ilgimi çeken pek bir şey kalmadı. Sahile doğru gidelim mi? Seninle sahil kenarında yürüyüş yapmak isterim."
"Olur tabiki tatlım. Sen nasıl istersen."
Ajax Alyssa'yı onayladıktan sonra lunapark alanından çıkıp ışıkların ve sahil kafelerin olduğu alana doğru yürümeye başlamışlardı. Alyssa ne kadar babası hakkında bir şeyler merak etse ya da öğrenmek istese de hala onun için bir yabancıdan farkı olmadığı gerçeğini unutmuyordu. Yine de sessizce öylece yürüyor olmak daha da gerdiği için bir yandan konuşma ihtiyacı duyuyordu.
"Baba, sormamda sakınca yoksa eğer.. bir sevgilin var mı? Sen yine de benim hakkımda birkaç şey biliyorsun fakat ben bilmiyorum."
"Hayır, yok. Ayrıca ne istersen sorabilirsin Alyssa. Tüm samimiyetimle cevaplayacağım."
"Anladım, baba."
Alyssa babası hakkında bir şeyler öğrenmek için kendi içiyle başbaşa kalırken aklına gelen soruyla buruk bir şekilde babasına dönmüştü.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
comfort zone | chiscara
Fanfic"Dizlerinin üstüne çöküp yerdeki bedeni tüm gücüyle sarstı. Gözlerindeki biriken yaşlar ihanetin acısı mı, hüzünden mi yoksa nefretin yaşları mıydı kendisi de bilmiyordu. Tek bildiği, ihanetin en acısını yaşıyordu." art: 01rinette
