07 ;; return

133 14 10
                                        

Gecenin soğukluğu açık camdan üfleyerek alnının önündeki turuncu saçlarını dalgalandırıyordu. Önündeki bardaktan bir yudum daha aldıktan sonra saate bakmak için telefonuna uzanmıştı. Haftanın dördüncü günü ve saat üçü on yedi geçiyordu. Saat üç olmasına rağmen hala bir iz ya da hareketlenme yoktu. Oflayarak telefonu geri bıraktıktan sonra oturduğu bilgisayar sandalyesine arkasına doğru yaslanıp yavaşça gözlerini kapatmıştı.

"Biliyorum, geri geleceksin."

Rüzgarın daha sert esmesi birazcık oturduğu yerde daldığı uykuda uyanmasına sebep olmuştu. Bilincini biraz toparladıktan sonra hemen saate bakmıştı. Saat beş buçuktu. Sırtını esnetip oturduğu yerden kalkarak cama doğru ilerlemişti.
Birazdan sabah olacağını biliyordu fakat yine de şafaktan önce geleceğini hissediyordu. Daha fazla ellerinin bağlı olmasına dayanamayarak vakit geçirmek amacıyla yarın yola çıkacak kardeşlerinin valizlerini hazırlamayı düşünmüştü. Dolabın yanındaki mavi ve pembe küçük valizi açtıktan sonra kendi dolabına kısa süreliğine yerleştirdiği çocuk kıyafetlerini Anton ve Arina'nın valizlerine doğru bir şekilde katlayarak yerleştirmeye başlamıştı. Birkaç kıyafet katlamadan sonra kafasının hala dağılmadığını anladığında biraz müzik açmanın iyi olacağını düşünerek masanın üstündeki telefonuna uzanmıştı. Açtığında cevapsız çağrı olduğunu gördüğünde kaşlarını çatmıştı.
Bu saatte kim arayabilirdi ki?
Cevapsız çağrının üstüne basıp numarayı gördükten sonra kafası karışmıştı. Bu saatte Hina neden aramış olabilirdi ki? Anlamasa da en azından bu saatte başına bir şey gelmiş olabileceğini düşünerek aramıştı. Araması çok uzun sürmeden hemen çağrısına cevap almıştı.

"Ah- Ajax.. uyandırdım mı? Uyandırdıysam ise çok üzgünüm.. ben sadece..."

"Hayır uyanıktım. Bir problem mi var Hina?"

"Hayır, endişelendirdiysem özür dilerim. Bir problem yok."

"O zaman bu saatte neden aradın?"

"Biraz.. konuşmak için."

"Bu saatte mi?"

Ajax kafası karışmış bir haldeyken valizleri bırakıp yatağın köşesine oturmuştu.

"Evet.. şey yani.. müsait değilsen kapatabilirsin."

"Meşgul değildim, sıkıntı yok. Sadece birden bire bu saatte aramana şaşırdım."

"Birden aklıma geldi de.. doğum günün için ekstradan bir hediyem daha vardı senin için. Doğum günü partinde vermeyi düşünüyordum fakat o gün sen biriyle vakit geçirince.. veremedim. Neyse. O kişi okuldan mıydı acaba? Signora ile sohbet ederken onlar da pek bilgisi olmadıklarını söyledi de. Sana da öylesine sormak istedim."

"Hayır okuldan değil. Birkaç ay geçti fakat hediyeni yine de vermek istersen okuldayken bir gün alabilirim."

"Aslında.. vermeye pek gerek kaldığı söylenemez. O zaman için özeldi biraz. Peki, o kişiyle hala görüşüyor musun?"

"Hina, bunları neden soruyorsun?"

"Ben-"

"Bunları konuşmanın seni incitebileceğini düşünüyorum, yanılıyor muyum?"

"Hayır.. sorun yok. Ne de olsa arkadaşız."

"Pekala.."

Ajax nefes verdikten sonra kafasını cama doğru çevirmişti. Fakat beklediği gibi, hiçbir şey yoktu. Telefonda Hina'nın konuşmasıyla gözlerini camdan çekmişti.

"Arkadaşının adı nedir?"

"Ah.. Scara. Yani bildiğim kadar."

"Erkek olduğunu düşünmemiştim.. Peki beraber misiniz?"

comfort zone | chiscaraBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin