Chapter sixteen

325 4 0
                                        

"Burada gördüğünüz her şey burada kalıyor,anlaşıldı mı?" Korumalar başlarını salladı. "Tabii efendim şüpheniz olmasın." Sonuçların çıkmasını bekliyorduk,gelen kişinin dediğine göre birkaç saat sürebilirmiş. Kadın bana inanmıyor gibi bakıyordu,fakat umut varmış gibi de bakıyordu. "Duyulacak diye ödüm kopuyor..." diye mırıldandı kısık sesle. Korumalardan biri nazik bir tonda cevapladı. "Duyulmaması için elimizden gelen her şeyi yapacağız, Çiğdem hanım. Korkmanızı gerektirecek bir şey yok." Kadın hafifçe gülümsedi. "Umarım." Masum masum koltukta oturup beklemeye devam ediyordum,kendimi farklı ülkeye gitmiş mülteci gibi falan hissetmeye başlamıştım. "Önceki evin...yani önceki ailen. Ne zamandır onlarda yaşadığını hatırlıyorsun?" Yöneltilmiş soruyla birkaç saniye duraksadım. Sanırım en uzak zaman 7 yaşlarımdı, ondan daha gerisini zaten normalde de çoğu kişi hatırlamazdı ki. "Yedi." Dedim dürüstlükle. Kadın hafifçe başını salladı,fazla gergin görünüyordu. "Umarım sırf para için saçma sapan yalanlar uyduran biri değilsindir yoksa buradan canlı çıkartmam seni,andım olsun çıkartmam." Gerçek olduğunu düşünmeme rağmen gerilmiştim. Ne diye tehdit ediyordu ki? Masum bir şekilde oturup DNA testi bile verdim. Zaten eğer yalancı olsaydım ne diye DNA testi vereyim?

♧♧♧♧♧♧♧♧♧♧

Saatlerin ardından sonunda karşımda stresten delirecek gibi duran kadının telefonu çaldı. Hızlıca telefonu açıp kulağına yasladı. "Dinliyorum." Dedi düz bir sesle. Kaşlarını çatarak telefonda konuşan kişinin dediklerine odaklandı, telefonu kapattığında gözleri kocaman açıktı. "Sen..." Derken elindeki telefonu yanındaki korumaya verdi umursamazca. Anlamaz gözlerle ona baktığım sırada gözleri doldu. "Asel'im..." Dedi kırgın bir sesle. Yanımda oturarak sıkıca bana sarıldığında birkaç saniye duraksama ardından geri sarıldım. Adım Asel değildi ki...neden öyle demişti? "Benim güzel kızım..." ağzından ufak bir hıçkırık kaçtı,biraz uzaklaşarak yüzüne baktım. "Adım Asel değil...Melisa." Dedim yumuşak bir sesle. Başını sallayarak elini yanağıma bıraktı. "Değildi...bunu ödeyecekler. Güzel kızım...Melisa değilsin sen,Asel'im..." hafif sinir olduğum için kaşlarımı çattım. Adımın Melisa olduğunu dememe rağmen hala saçma sapan isimler ile seslenip duruyordu. "Melisa." Dedim dişlerimin arasından. Hafifçe güldü gözleri hala doluyken. "Unutalım şimdi bunu...sonunda buldum kızımı." Dedi titrek bir sesle. "Hala inanamıyorum..." Ben de inanamıyordum. Bu kadar kolay olmasını beklememiştim, bu kadar kolay kabul edileceğimi hiç beklememiştim. "Gerçekten annem misin?" Diye sordum merakla. Kollarını sıkıca bedenime dolayıp kokumu içine çekti. "Annesinin kuzusu...öyleyim tabii. Güzel kızım...çok özlemişim seni,hiç bulamam sanmıştım..." girdiğim transtan anca yavaş yavaş çıkmaya başlarken gözledim tekrar doldu. Bulmuş olduğuma inanamıyordum, kabul edilmiş olmama hiç inanamıuordum. Sıkıca kollarımı ince bedenine sarıp gözlerimi kapattım. Dayanamayıp ağlamaya başladığımda beni susturmaya çalışmadı,saçlarımı okşayarak saçımın üzerine öpücükler bıraktı. Hiçbir şey demedik,sadece sarıldık sanki yılların acısını çıkarıyor gibi. Hiç görmemiş olduğumu biliyordum,ilgisini özlemiştim. Bu şekilde birine sarılıp 'anne' diyerek göğsünde ağlamayı çok özlemiştim. Uzun bir süre göğsünde ağlamaya devam ettim,o da arada ağzından hıçkırıklar kaçırıyordu.

"Aç mısın bebeğim? Hm? Bir şeyler sipariş edelim mi kızıma? Pizza,hamburger ne istersen alırım sana güzel kızım." Hafifçe başımı aşağı yukarı salladım,açtım. Utangaçlık yapıp reddedecek durumda olduğumu sanmıyordum çünkü cidden açtım. Bedenimden uzaklaşarak korumalara kısaca baktı,sonrasında bana döndü. "Ne istiyorsun kızım?" Başımı tekrar göğsüne gömdüm. "Anne..." dedim ağlak bir sesle. Saçımı okşayıp sıkıca tekrar sarıldı. "Hamburger sipariş edin siz...yanında her şeyi olsun soğan halkası falan,ne isterse seçer kendi. Tamam mı?" Başımı kaldırıp bakmak istemedim,bu hisse muhtaçtım. Bu hisse deli gibi muhtaçtım. Ağzımdan minik bir hıçkırık tekrar firar etti. "Ağlama kızım...geçti,buradayım. Seni bir daha asla bırakmam..." Başımı yasladığım yerin sırılsıklam olduğuna adım gibi emindim,hafifçe başımı kaldırıp tekrar yüzüne baktım. İnanamıyordum. Hepsi bir rüyaymış gibi geliyordu. "Anne..." dedim tekrardan. Bu kelimeyi içten bir şekilde söylemeyi bile özlemişim. "Efendim kızım?" Dedi tatlı bir sesle. Hafifçe kıkırdadım. "Anne." Dedim tekrardan. Annem anlamış olacak ki benimle beraber güldü. Gülüşü çok narin ve güzeldi,kulaklarıma melodi gibi gelmişti. "Duşa girip banyo yaparsın,sonrasında da benim pijamalarımdan giyip yemeğini yedikten sonra uyursun. Hm? Olur mu kızım? Yorgunsundur." Yüzüne doğru yaklaşarak yanağına bir öpücük bıraktım,yüzü yumuşacıktı. Genişçe gülümseyerek elini saçlarımda gezdirdi,o sırada alnıma derin bir öpücük bıraktı. "Olur mu kızım?" Diye sorusunu yineledi nazikçe. Başımı hafifçe aşağı yukarı sallayıp oturduğum yerden kalktım. Üzerimden büyük bir yük kalkmış gibi hissediyordum. Neredeyse 'ben burada mı kalacağım?' Diye bir soru yöneltmek üzereydim. Bunun saçmalık olduğunu biliyordum fakat henüz inanabilme evresine giriş yapmamıştım. "Abilerin gösterir sana banyonun yerini,değil mi abileri?" Korumalara döndüğümde hepsinin yüzünde nazik bir gülümseme vardı. Aynı anda başlarını salladılar. İçlerinden bir tanesi anneme bakarak derin bir nefes aldı. "Kızınızı bulmanıza hepimiz çok sevindik,Çiğdem hanım..." annem bana kısaca baktıktan sonra başını salladı. "Hadi hadi kızım yorgun tutmayın onu." Hafifçe kıkırdayarak önümdeki korumayı akip ettim,bu kadar çabuk gelişmesini beklemiyordum. Gelir gelmez DNA testi sonrası kabul etmesi yetmezmiş gibi banyoya gidip banyo yapmamı,onun pijamalarından almamı istiyordu ve yemek siparişi vermişlerdi bile. Üst kata doğru çıkarken anneme dönerek hafifçe el salladım,genişçe gülümseyerek geri el salladı. Mutlu bir şekilde önümdeki korumayı takip edip üst kata sonunda vardım. "Burası banyo,Asel hanım." Gözlerimi devirerek işaret ettiği yere doğru ilerledim. "Melisa." Diyerek tekrardan düzelttim,o sırada koruma bir şey dememişti. Banyoya girdikten sonra kapıyı kilitleyerek etrafa bakındım. Banyo beyaz renkteydi. Duşa kabin pek fazla geniş olmasa da en azından eski evimizden bin kat büyük banyoya sahipti. Aynanın önünde duran milyonlar ettiğine yemin edebileceğim ürünlere kısaca baktım. İncelemek çok da hoşuma gitmemişti,suçlu hissetmek istemiyordum. Birilerinin evine gidince sürekli eşya karıştıran yaramaz çocuk asla olmamıştım. Üzerimdeki pijamalardan hızlıca kurtulurken telefonumu tezgahın üzerine bıraktım. En son Buğra'ya ne olduğunu sormuştum,henüz cevap alıp almadığımı bilmiyordum ki şuan bakmayı da düşünmüyordum. Sıcak bir duş alıp bedenimi rahatlatmak şuan aklımdan geçen tek şeydi. Çıplak bedenime aynada kısaca baktıktan sonra duş kabininin içerisine girdim,şeffaf kapıyı arkamdan kapatırken yüzümde geniş bir gülümseme oluştu. Fazla iyi hissediyordum,annemin kokusu hala üzerimdeydi.

Yayıncı Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin