"ONA DAHA ŞAŞIRACAĞI ÇOK ŞEY YAŞATACAĞINDAN BİR HABER"
....🥀
Yolda adımlarım hızlı ve temkinli yürüyordum. Nedenini bende bilmiyordum ama endişeliydim. Evdeki endişemi atlatamamıştım.
Alışmam gerekirdi deyilmi. Sonuçta ben bunları küçüklüğümden beri yaşıyordum.
Hayır alışamamıştım.
Her böyle olduğunda eskiye dönüyor ilk kez oluyor gibi donup kalıyordum.
Hala kulaklarımda acı çığlıklarım, sesiz ağlayışlarım ve bunlara rağmen bir kere olsun baba lütfen diyememem.
Yalvarmamızı sevmezdi, kendi önünde dahi yalvarmamı sevmezdi. Ben küçükken her 'baba lütfen vurma' dediğimde daha çok canımı yakar, 'yalvarmak sana birşey kazandırmıyor. Yalvartmayı öğreniceksin' derdi.Öğrenmiştim.
Onun karşısında artık ağlamayıda bırakmıştım çünkü onun için ağlamak yasaklıydı, çaresizlikti, acındırmaydı. Sevmezdi böyle şeyleri. En ufak şeye ağlardım ben ama o beni acı çektirerek bir canavar olarak yetiştirmiş, parmağı çizilse annesinin dizinin dibinde ağlayan kızı, kızgın ateşteki kömürün bile ağlatmadığı o kıza dönüştürmüştü.
Bir canavara.
Güçlü biri zannederdi ama deyildim. Yine herşeye ağlardım. En olmadık şeye dahi, canım acıdığında, canımın istemediği birşey olduğunda yine ağlardım. Ama ben onun karşısında ne olursa olsun ağlayamazdım. Ne yaparsa yapsın. Ağlamak yasaktı, çünkü o öyle demişti.Bu yüzden bende onun karşısında ağlamayı ve yalvarmayı bırakmıştım.
Artık yalvartan ve ağlatan kişi olmuştum.
Ama onun karşısında onun görmediği bir yerde gözyaşlarım firar ederdi gözlerimden. Tıpkı şu an sokakta yürürken etraftan geçen insanları umursamadan döktüğüm gözyaşları gibi. Babam yüzünden ağlamıyordum. Onun bu halleri, bize çektirdikleri alışılmıştıktı ama Ayaz.
Nasıl olduğumu biliyordu fakat benim herkese karşı güçlü dururken babama karşı böyle zayıf durmam onu sinirlendiriyordu. Elimden birşey gelmezdi. Bunu oda biliyordu ve bana öfkeliydi işte beni üzende buydu.Yanımdan geçen insanlar bana tuhafça bakıyor
'kim bilir neden ağlıyo'
diye akıllarıdan geçiriyorlardı.
Geçirsinler umrumda deyildi, istediğim yerde ağlardım. Neden ağladığımı bilmesinlerdi yeterdi."Adel kızım ne oldu? neden ağlıyosun?" Diyen Nuray abla ile adımlarımı durdurup ona döndüm
Evet gelsin yalanlar Adel."Şey ıı bi arkadaşımla tartıştımda ondan ağlıyorum. Sevdiğim bi arkadaştı." Aklıma geken ilk şeyi sallamıştım. Yüzümü olabildiğince sabit tutmaya çalışırken.
"Hangi arkadaş kız o, niye ağlıyon onun için."
"Önemli bir arkadaş da ondan" sevgilim diyebilirdim daha inandırıcı olurdu çünkü bir arkadaş için ağlıyacak biri olmadığımı bilirlerdi. Ama demedim çünkü dedikodu çıkardı Adelin sevgilisi var diye. Bunu çekemezdim.
"Aa Efnanlamı aranız bozuldu yoksa" Efnanla olan arladaşlığımızı mahalledeki herkes bilirdi.
"Yok yok Efnan diyil, başka bir arkadaş."
"Yaa kimmiş bu arkadaş bakim."
"Arkadaş işte Nuray abla tanımazsın sen"
"Ha bide tanımadık, bu mahalleden diyil." Konu nereye gidiyordu inanın bilmiyordum. Yanlış anlamıştı beni kadın. Kim bilir o aklından neler geçiriyordur, kim bilir nasıl dedikodu çıkarıcak bu sefer.
"Lütfen tuhaf tuhaf uyduruk uyduruk şeyler geçirme aklından Nuray abla. Öyle birşeyde yok zaten, bu yüzden konuşmalarımızı unut ve bende geç kalıcam o yüzden gidiyorum hadi görüşürüz." Dedikten sonra hızlıca el sallayıp koşar adım uzaklaştım dahada saçmalamasın diye. Tabi arkamdan
"ay koş koş, anlamdık sanki ne olduğunu." Diyen Nuray abla ve ardından "ay ne olmuş kız" diyen Özlem abla ile Nuray abla birşeyler anlatmaya başladı ama ben duyamadım fakat bi fiktrim vardı tabi. Neyseydi gazamız mübarek olsundu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KANATSIZ
Ficțiune generală.... "Seni çözemeyen çalışıyorum ama olmuyor, sen tam olarak kimsin?" * Sahi o kimdi? Oda bilmiyordu kim olduğunu... O Tüm ülkede aranan ismini duyunca bile herkesin tüylerinin ürperdiği, canavar ilan ettikleri, nefret, öfke ve korkuyla andıkları...