Medyada sırasıyla;
Melis-Ayça-İrem
Kaan-Efe-Kayahan
Deniz-Barış-Çağlar varKıkırdamamı daha fazla tutamayıp gülmeye başladığımda bi elimle saçlarını okşuyordum.
Şarkının sözlerine odaklandığımda Kayahan'ın kurduğu cümle dikkatimi fazlasıyla dağıtmaya yetmişti.
"Bana kendini anlat"
-(Lykke Li- Possibility) şarkıyla okuyun-
Ne diyceğimi bilmez bir şekilde Kayahan'ın yüzünü inceliyordum. Ne anlatmamı istiyordu ki?
Bunu ilk tanıştığımız zamanda sormuştu ve ben ne cevap vereceğimi bilememiştim, bir gün mutlaka tekrar soracağını bilsem de şimdi hazır değildim. Ve o gün bugündü.
"Ne anlatmamı istiyorsun Kayahan?"
Omuz silkip "Tüm yaşanmışlıklarını; içine işleyen her nefreti, her bir zerrende bulunan öfkeyi, gözlerinden akmak için çırpınan bir kaç damla üzüntünü, Hazal'ı.. Bana Hazal'ı anlat, Hazal." diye fısıldadı dudaklarını ıslatırken.
Ne diyceğimi bilmiyordum, her hücreme kadar sorguladım kendimi.
Hazal kimdi?
İsyan edercesine titreşim yaydı hücrelerim. Vücuduma yayılan elektrik dalgasının hücrelerimin cevabı olduğunu biliyordum.
Kulak verdim sinir bozucu titreşime, bilmediklerini haykırıyolardı.
Peki Hazal neydi?
Gözlerimi kapatıp düşünmek için vakit tanıdım kendime. Çatılan kaşlarımın aksine gözümün önüne hiçbirşey gelmedi, düşünemedim.
Beynimi söküp çıkarıyorlarmış gibi başımı fetheden baş ağrısını yok etmek için ellerim arasına aldım kafamı.
Gözlerimi araladım, ellerimi yumruk yaparak sinirime hakim olmaya çalıştım.
Ben koca bir hiçtim..
Ben kimseydim, kimsesizdim.
"Sana Hazal'ı anlatamam, çünkü Hazal koca bir hiç.. O, öldü" dedim benden cevap bekleyen buğulu mavi gözlere.
Sessiz kalması, vericek bir cevabı olmamasından mı yoksa beni zor durumda bırakmak istememesinden mi bilmiyordum ama, bana yardımcı olmuştu.
İlerleyen müzik listesinde ki Possibility şarkısı, ortamdaki havayı değiştirmişti sanki. Kasvetli hava bana yardımcı olmuyor içimi kabartıyordu. Düşüncelerime kadar işliyor, kim olduğumu sorguluyordu.
Derin bir nefes aldım, bakışlarını yüzümde hissediyordum. Bacaklarımda yatan kafasına bakmamak için kapattım gözlerimi.
***
Yağan yağmurun şiddetlenmesiyle Kayahan'ı evine göndermiştim. Hırkasını her ne kadar geri vermek istesemde, mekanda durcağımı bildiği için bacaklarıma örtülü olması konusunda beni uyarmıştı.
Sigaramdan derin bir nefes çekerek mekanda çalan müziği dinledim. (Lean on- Major lazer)
Kahkahalar kulağımdaki yerine ulaşamazken, sadece görüyordum güldüklerini.
Hopörlerin yanında oturmuş, hücrelerimi tekrar tekrar sorguluyordum.
Patlamalık müzik olmasına karşın bu sakin tepkim bizim kızları meraka düşürmüş olmalı ki yanıma doğru geliyolardı. Elimle -gidin- işareti yaptım, bunu yalnız kalmak istediğim zaman yaptığımı biliyolardı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
MASUM
Roman pour AdolescentsSaçma sapan bir sebepten dolayı ailesi olmayan Hazal'ın Yurtta kalan Hazal'ın Aşık olan ve aşık eden Hazal'ın Masum hikayesi.. Kısacası; Masum olmayan Hazal'ın masum hikayesi Not: Yeni doğan bebekler bile masum değildir,annesine o kadar acı çektird...