İyi Okumalar🤍
___________Gözlerim usul usul aralanırken başımın şiddetli ağrısını hissediyordum. Yine duramamıştım, yine gecenin sabahı yokmuş gibi içmiştim ve şimdi bütün gün baş ağrısıyla uğraşma vaktiydi. Işık gözümü kamaştırınca yeniden gözlerimi kapatıp başıma dokundum. Ellerimi saçlarıma çıkarıp bıkkınca ofladım.
Birkaç saniye içinde gözlerimi tamamen araladığımda etrafa bakındım. Daha önce hiç bulunmadığım bir odadaydım. Üzerimde ki elbise kırışmıştı. Şu an berbat bir halde olduğumu az çok tahmin edebiliyordum.
Aklım çok bulanıktı, zihnim siyah bir örtüyle örtülmüştü sanki. Dün geceye dair çok fazla şey hatırlamıyordum, zihnimde beliren tek kişi Lisa'ydı. Sadece onun beni buraya getirdiği hayal meyal hatırımdaydı.
Birden yatakta doğruldum. Ellerimle yüzümü avuçladım. Kim bilir ona neler saçmalamıştım... Umarım aptalca bir şey söylememişimdir diye geçirdim içimden.
Gerinerek yataktan kalktığım sırada telefonumun ve çantamın yatağın ucunda olduğunu fark ettim. Telefonun kilit tuşunu açarak saatin kaç olduğuna baktım. 11' e gelmek üzereydi.
Kaç saattir uyuyordum acaba?
Kalktığım sırada, başım yine dönüyormuş gibi oldu ancak bu alkolden değil kesinlikle ani hareketimden kaynaklanan bir dönmeydi. Yorgun adımlarla banyo olduğunu düşündüğüm kapıyı açtım ve içeri girdim.
Bakışlarım aynaya değdiğinde gözlerim irice açıldı ve elimi ağzıma doğru bastırdım. Göz makyajım akmıştı, kesinlikle bok gibi görünüyordu. "Ay çok korkunç." diye mırıldandım kendi kendime.
Musluğu açıp yüzümü yıkamaya başladım, dolapları makyaj temizleme suyu bulma amacıyla açtım ve açtığım gibi direkt önümde belirdi. Rahat bir nefes alıp makyajımı güzelce çıkardım odaya geri girdim.
Saçımı başımı düzene soktuktan sonra kapıyı açıp yabancı evde bakışlarımı gezdirmeye başladım.
Sade, güzel bir evdi. Büyük salonu fazlasıyla genişti ve çok güzel dekore edilmişti. Adımlarım ağır ağır salona ilerledi. Mutfak, amerikan mutfak tarzındaydı. Buzdolabını gördüğümde sertçe yutkundum.
Aşırı derecede susamıştım. Hızlı adımlarla mutfağa geçtim ve dolabı açıp elime gelen ilk plastik şişeyi dudaklarıma yasladım ve kana kana içmeye başladım.
Ağız kenarlarımdan damlayan suyu elimin tersiyle silip derin bir nefes aldım ve dolabı kapattım. Lisa'yı aramak amacıyla evi dolaşmaya başladığımda birden kendimi evin arkasında buldum. Arka bahçesi oldukça geniş, dümdüz bir yeşillikti.
Biraz daha ilerledim. Evin bahçenin kenarında, uçurumu andıran bir yer vardı. Tüm bu binalardan ve insanlardan uzakta aydınlanmış olan gökyüzü nefesimi kesecek kadar güzel görünüyordu.
Pis olmasını umursamadan yere, çimlerin üzerine oturdum ve bacaklarımı uzatarak gökyüzünü incelemeye başladım. Başım çatlıyordu, biraz sessizliği dinlemek iyi gelebilirdi.
Kaç dakika orada oturdum bilmiyordum ama arka taraftan gelen araba sesiyle gözlerimi aralamıştım. Hızla başımı arkaya çevirdim ve ayaklandım. Tekrardan evin içine girdiğimde dış kapıdan giren Lisa'yla karşılaştım.
Omzundaki sporcu çantasını koltuğun üzerine bıraktı ve mutfağa, yanıma doğru ilerledi. "Uyanmışsın." diye mırıldandı yanımdan geçip buzdolabını açarken. Soğuk suyu alıp dudaklarına değdirdiğinde ona baktım.
"Hiçbir şey hatırlamıyorum," diye homurdandığımda bana yan bir bakış atıp gülümsedi.Bu halini görünce kaşlarımı çattım. "Rezil oldum değil mi?" dedim elimi yüzüme doğru çıkarırken. "Kesin salak salak konuşup kafanı şişirmişimdir." Kalçasını tezgaha yaslayıp bana bakmaya başladı. "Ne anlattım sana?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
İncorrigible - [JENLİSA]
RandomKedi gözlerini yüzüme diken ve sürekli anlamlı bakışları ile bana bakan bu kadın ya benim en büyük zaferim olacaktı, ya da en büyük mağlubiyetim.