Keyifli Okumalar🤍
_______________
Az önce yaşadıklarımızdan dolayı kalbim derimin altında kaburgalarımı parçalamak ister gibi atarken, büyük salona büyük bir sessizlik hakimdi. Hipnoz olmuşçasına gözlerimi ayırmadan Lisa'nın biraz önce arkasından kapattığı kapıya bakıyordum.
Sessizliği bozan öksürük sesi ile bakışlarım kapıdan ayrıldı, tam o esnada gözlerim Hoyeon'un gözlerine tutundu.
Yüzünde anlamlandıramadığım bir ifade ile gözlerime baktı bir süre, ardından yere eğildi. "Si-eun." diye seslendi ona. "Si-eun beni duyuyor musun? Bana bak..." Si-eun kafasını hafifçe hareket ettirdiğinde Hoyeon bana dönüp gelmem için bir işaret yaptı, ama ben yerimden kıpırdamadım.
Birden, "Ne gerek vardı?" dedi Sehun öfkeli bir sesle. "Şu çocuğa herkesin içinde bunu yapmaya ne gerek vardı, sadece soruyorum." Sesi kısıktı. "Hiç mi vicdanınız yok sizin?"
Jongin öfkeli gözlerle onu süzdü. "Sehun kes sesini."
Hızla ona döndü. "Asıl sen kes sesini!" O an o kadar çok bağırmıştı ki boğazında ki damarlar belirginleşmişti. "Sakın az önce yaşananları savunmaya kalkma bana Jongin." Ardından gözleri Hoyeon'u buldu. "Savunulacak hiçbir tarafı yok çünkü."
Hüzünlü gözleri bir süre Daeron'u izledi, içine çektiği titrek nefesle birlikte birkaç adım geriledi. "Bu kadar iğrençleşeceğini tahmin etmemiştim. Kardeşin yine şaşırtmadı Hoyeon, bravo. Güzel plan."
Hoyeon eğildiği yerden kıstığı gözleri ile Sehun'u süzdü. "Ne o suçlayıcı bakışlar falan? Hayırdır, bir şey mi ima ediyorsun?"
Sehun güldü. "Bence sen ne ima ettiğimi çok iyi anladın." Gözleri yerdeki Si-eun'a kaydı. "Lisa'yı her ne kadar sevmesem de yaptığı şeyi takdir ediyorum. Çünkü o bunu fazlasıyla hak etti."
Hoyeon ona doğru gitmek için hamle yapacaktı ki birden kahkaha sesi duyuldu. Si-eun başını yana eğip ağzındaki kanı tükürdü, ardından daha da çok gülmeye başladı. Elini hızla yükselip alçalan karnını üstüne koyduğunda Hoyeon'a tutunarak yavaşça doğrulmuştu.
Çenesinden süzülen kan damlalarını elinin tersiyle sildi. "Bence siz..." dedi, boğuk bir sesle. Solunum yoluna kan dolmuş olacak ki sesi de aynı zamanda titriyor ve kalın çıkıyordu. ".. her şeyi çok fazla abartıyorsunuz." Yerden destek aldı ve ayakları üstünde durdu. "Sadece küçük kardeşimi sizinle tanıştırmak ve hikayemizi anlatmak istemiştim."
Baygın bakışları hemen yanımdaki Daeron'a kaydığında iğrenç bir gülümseme ile baktı ona. Daeron korkuyla kollarını sıkıca belime sarıp başını karnıma yasladığında elimi saçlarına çıkarıp onu sakinleştirmek adına hafif hafif okşadım.
Si-eun gözlerini devirdi bu hareketimle, ardından nefes alamıyormuş gibi ağzını açıp derin bir iç çekti. "Burnumun kırılıp kırılmadığını kontrol etmek ister misin Jennie ? Biraz başım dönüyor ve tam olarak nefes alamıyorum."
Daeron'un kollarının baskısının hafiflediğini hissettiğimde hiç düşünmeden, "O iğrenç sözleri söylemeden önce düşünseydin." diye yanıtladım onu. "Ne yapıyorsun yap."
Saera tiksinti dolu yüz ifadesini ondan çekip Daeron'a baktığında boşta kalan elini tutmuş ve baş parmağını elinin üstünde gezdirmişti.
"Abla..." dedi, ona bakmamı istercesine. Başımı çevirip ona döndüm. ".. odasına çıkaralım, burada daha fazla durmasın."
Başımı aşağı yukarı sallayıp Daeron'un tekerlekli sandalyesinin ucundan tuttum. Hoyeon'un gözleri bir an benim gözlerimi buldu. Ona büyük bir nefretle bakan gözlerimi. Yutkunduğunu gördüğümde Daeron'u asansöre doğru ilerletmek için arkamı döndüm ve tam o sırada salonu kaplayan güçlü bir tokat sesi duydum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
İncorrigible - [JENLİSA]
RandomKedi gözlerini yüzüme diken ve sürekli anlamlı bakışları ile bana bakan bu kadın ya benim en büyük zaferim olacaktı, ya da en büyük mağlubiyetim.