- 31 -

192 27 5
                                        

Sarışın beden yüzündeki beyaz maskeyi çıkarıp derin bir nefes verdi. Elindeki dosyayı bıkmış bir vaziyette masaya yapıştırdı. "Tanrım! Biz görevdeki rakip olduğumuz ajanların dosyalarını niye inceliyoruz ki?" Abisi ile duvarları cam olan ofislerinde otururken çalışmaktan çok sıkılmış ve yorulmuştu Hyunjin.

Changbin gözlerini devirdi kardeşinin sorusuna karşılık olarak. "Sanki bilmiyorsun."

"Ya hyung! Bu şekilde ajanların kimliklerini yakalamamız milyonda bir eline gelmiş bir şans gibi."

"Olsun Hyunjin. Biz yine de bakmalıyız. Ayrıca Maskeni geri tak, personeller geçiyor ara sıra." Changbin ayağa kalkıp ceketini giydi. "Ben çıkıyorum, senin işin ne zaman biter? Ona göre yemeği hazırlarız."

Hyunjin nefesini vererek arkasına yaslandı yorgun bir şekilde. "Siz yiyin. Benim gelmem sürer."

Kardeşinin bu haline kafasını iki yana salladı yüzünde samimi bir gülümseme ile. Kardeşinin yanına gidip saçlarını okşadı. "Başarılar."

Dudaklarını büktü Hyunjin. "Thanks."

Changbin ofisten çıktığında kafasını eğip parmaklarını saçlarına geçirdi. Ardından işine geri döndü. Önündeki onlarca dosyanın birçoğunu inceledi bir saat içerisinde. Saat on biri yirmi üç geçe de bir misafir dayanmıştı kapısına.

Tıklatılan kapıyı duyunca ağrıyan başını kaldırdı Hyunjin. "Gel," Dedi kapının başında tanıdık bir beden görünce.

Hyunjin yorgun bir gülümseme sundu Chris'e. Chris Hyunjin'in masasının önündeki sandalyeye oturdu gülümseyerek. "Çok çalışkan çıktın sen."

Kafasını iki yana salladı Hyunjin, "Değilim, sadece bu lanet işleri yapmak zorundayım ve yapıyorum. Tek olay bu."

Kafasını aşağı yukarı salladı kafasından oldukça fazla şey geçen Chris. O da yorgundu. "Anlıyorum.. Zor."

"Kolay olan bir şey yok neyse ki."

Chris güldü. "Kesinlikle. Ah bu arada erkek arkadaşın nasıl?"

Güldü Hyunjin de, "Gayet iyi, Bay Bang."

"Görüşüyor musunuz arada?"

"Ah evet. Çoğu zaman onda kalıyorum aslında. Bizim evde pek rahat olamıyorum."

"Herkes onu tanıyor sonuç olarak."

"Aynen."

Aralarında oluşan birkaç saniyelik sessizlikte Hyunjin Chris'i iyice inceledi. "Sen eskisinden çok daha dalgın görünüyorsun, biliyor musun?"

"Abin de aynı şeyi söylüyor."

Kaşlarını çattı Hyunjin, "Öyle çünkü. Bu normal değil. Ne oluyor?"

Chris karşısında bir yere odaklanmıştı. Elini saçına atıp saçını karıştırdı. "Evet, aklımı kurcalayan bir şey var. Kimseye söylemedim ama. Söyleme taraftarı da değilim aslında."

"Biz her zaman birbirimizin yoldaşı olduk Chris."

"Ah elbette. Hala öyleyiz. Yalnızca bu çok özel bir şey." Kaşlarını çatıp düşündü. Dudaklarını birbirine bastırdı, "Oldukça özel." Hyunjin'e döndü konuşurken. "Bu sadece benimle alakalı bir şey de değil aynı zamanda. Bu benim olayım değil. Ben yalnızca kafama takıyorum."

"Anlamadım. Kim bu kişi?"

Sinirleri bozuk bir şekilde sırıttı Chris ve başını eğip kafasını elleri arasına aldı. "Söylemeli miyim emin değilim, Hyunjin. İnan bana bu çok zor."

maybe | 2minHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin