Ben gelimm🤪
Biraz gecikmiş olabilirim, aslında itiraf edeyim çok geç geldim sebebi ise aklım. Aklıma bu aralar bir şey gelmiyordu. Zaten bu bölümde içime sinmedi.🥲
Kısada oldu zaten, sinir bozucu😒
Satır başı yorum ve oy verin şimdi sonra başlayaın 💌
🕳🕯
Sigarasından son bir duman çekip yere attı Teoman ardından ifadesiz bakışlarını sigaraya çevirdi. Tam sönmemişti aslında rüzgar vurdukça cılız bir çabayla harlanıyor sonra tekrar sönmeye yüz tutuyordu. Ne sönüyordu ne de tam anlamıyla yanmaya başarabiliyordu. Kendince bir çaba içindeydi oda işte.
Askeri postallaarıyla sertçe ezdi izmariti.
Rüzgar ne kadar şiddetli olursa olsun yanmayacaktı o izmarit bunu başaramıyacağı için bari boşuna zamanından almasındı. Teoman kendisine zaman olan her şeyi yok ederdi İzmarit gibi, soysuz gibi.
Sert adımlarla karargahın içine girdi. Nöbetteki askerlerine kısa bir bakış attı, askerler onu görünce ayağıya kalkmış ürkek bakışlarıyla emir vermesini bekliyorlardı. Sadece baş selamı verip geçti yanlarından ikisi de rahat bir nefes aldılar giden adamın arkasından, komutanlarını gördüğü yerde geriliyorlardı haksız da değillerdi onun önünde gerilmemek yürek yemişlik olurdu.
Sonunda Timinin hazırlandığı odanın içine girdi, askerleri yaptığı işi bırakıp ona döndü. Oturdu ve köşede kimsenin dokunmaya cesaret edemediği tabancayı alıp kontrol etmeye başladı.
O sırada herkes yaptığı işe geri döndü çünkü komutanlarından onay almışlardı rahat olmak için. Ardından Teoman gözlerini Aybars'a dikti, devam et anlamında. Teoman içeriye girmeden önce Aybars operasyonla ilgili bildiklerini anlatıyordu girince yarım kalmıştı.
Zaten olayın her bir noktasına hakimdi, operasyon anlatılırken öğrenmişti lakin Aybars arkadaşlarına anlatıyordu muhtemelen arkadaşlarına sadece gerekli yerler anlatmıştı ve arkadaşları o gelmeden önce Aybars'ı merakla dinliyordu o yüzden bozmak istemedi.
"Şerefsizler çocuklar için gönderilen ihtiyaç yardımları daha ulaşmadan yakmışlar" diye şiddetle konuştu Aybars aynı zamanda çelik yeleğini giyiyordu. Bu operasyon da teröristler tarafından esir alınmış bir köydü.
"Orospu çocu-" dediğinde hemen sustu.
"Affedin komutanım bi an ağzımdan çıktı" askerine bi bakış atıp tekrar işine döndü. Şu an aklı başka yerdeydi, aklı düşmanlara ne yapacağındaydı. Bir sürü seçenek vardı ama aralarından en acımasızını yaşatacaktı onlara. Hiç acımayacak, onların acımadığı gibi
Hep aklından çikmadığı bir sözü vardı Teoman'ın;
Bazen merhamet acımak değil, acıtmaktır.
O böyle biri değildi, eski karen ile şimdiki karen'in arasında dağlar kadar fark var. Sevgisiz, merhametsiz, vicdansız olmayı o istememişti, istemezdi.
Babası şehit düştüğünde arkasındaki dağlar yıkılmıştı, onun gidişi hiç olmayacakmış gibi yaşamanın tokadı olarak çarpmıştı karene, en acısından. Onun gidişi karenden bir parça gitti, gölgesi yeterken ağacın kendisi gitti, içeten gülümsemesi gitti, onun için hayat bitti.
Karargahtan çıkıp bahçeye bir banka dogru yürüyüp oturdu. Kendisi hazırdı dışarıda arkadaşlarını beklemek istemişti. Ciğerlerinde hissedecek derin bir nefes aldı. Hava buz gibiydi, verdiği nefesler buharlaşıp havada uçuşuyor sonra gözden kayboluyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Dağdelen
Teen FictionAsker~Doktor Aylar sonra görevden gelen ve omuzundan vurulup hastaneye giden KAREN DAĞDELEN Nöbetinde asker pansuman yapmak için yarasını sardığında uykusuzluktan gözleri kendiliğinden kapanır ve askerin kuçağında uykuya dalan HİLAL BALKAYA ♡♡♡♡♡♡...