CORVUS'TAN
İp gibi dizilmiş dört salağa bakarken kızardığıma eminim.Hatalarını bildikleri için kafalarını hiç kaldırmıyorlardı ve ne dersem sadece başlarını sallıyorlardı ama bu yaptıkları boku temizlemiyordu."Ulan sadece yarım saat,yarım saat içinde bu kız nasıl bu hâle geldi?" Stew sonunda kafasını küçük bir açıyla kaldırdı."Corvuscuğum çok mu sinirli-"
"EVET STEW SİNİRLİYİM"
"Arkadaşlar corvus çok sinirliymiş yarın gelin diyor" Stew arkasını dönüp diğerlerini örgütleyince birden hepsi arkasını döndü."NEREYE GİDİYORSUNUZ GERİZEKALI HERİFLER ÇABUK DÖNÜN" Sanki giden onlar değilmiş gibi u dönüşü yapıp yerlerine geçtiler."Ben dedim ama gitmeyelim kalalım diye" Stew'in kurduğu cümleyle kafamı duvardan duvara vurmak istiyordum.
"Kim bunun sorumlusu" parmağımla kenarda oturmuş etrafa tabiri caizse salak salak sırıtan kızı gösterdim.Alvin Stew'in omzuna omzuyla vurup onu ilerletti bir adım."Ya bak corvus biz dedik ona içme dedik yapma dedik etme dedik.Yok dedi içeceğim dedi.Biliyorsun inat da bir kız" inat olması zaten bildiğim bir şeydi ama onu fazla kaçırmaması için tembihlememe rağmen bu kadar içeceğini sanmıyordum.
"Bunu sonra konuşacağız" sırf kafası daha yerinde olmayan Umay'ı sandalye tepesinde bekletmemek için bunları erteliyordum.Umay'a ilerledim ve kollarından tuttum."Hadi güzelim gidiyoruz" bir yere bakıp sırıttı."Aaa Fatih Sultan Mehmet gelmiş" Brendon'dan bir kahkaha sesi geldiğinde çatık kaşlarımla onlara döndüm.Ölmek istemiyorlarsa hemen susmalıydılar."Naber Fatih?" Umay boşluğa bakıp konuşuyordu."Hadi gel, gidelim"
"Olmaz" kendini geri çekmeye çalıştı."Yavrum sinirleniyorum"
"Saygı-saygısızlık olmaz Fatih'e"
"Tamam o kalsın burada eğlensin biraz,adam yorulmuştur İstanbul'u fethetti sonuçta"
"Aa bak atı da gelmiş" hıçkırdığında ofladım."Zaten ben cephede savaştım"
"Hadi Umay"
Ellerini tuttum ama yine geri çekti."Yumurta mı tavuktan çıkar tavuk mu yumurtadan?" Bu kızın aklı nasıl işliyordu böyle?
"Bilmiyorum ikisi de birbirinden çıkar herhalde.Kalk evde devam edersin sorularına"
"Tavuğu bilmem de corvus kesin mağaradan çıktı" Stew'in sesiyle bar tezgahında duran bardağı alıp ona fırlattım."Ne terbiyesiz bir adamsın corvus! Fatih Sultan Mehmet'e İngilizleri kötü insanlar olarak lanse ediyorsun!"
"O da kafasını çevirsin" diye bağırdım.
"Çevirmiyor ama adam bakıyor"
"Eskiden araları nasılmış bilmiyoruz ki! Belki adam İngilizlerden nefret etmiyordu!"
"Etmiyorsa bile artık ediyor!"
"İyi de neden?"
"Çünkü bizi medeniyet görmemiş insanlar olarak tanıtıyorsun"
"Hey" ince bir ses atışmamızı böldüğünde ikimiz de ona döndük.Umay kahkaha attı."Burada olmayan bir adam için neden kavga ediyorsunuz?" Acaba neden?
"Hadi kalk Umay yoksa kucağıma alacağım"
Umay bacaklarına eğdi kafasını ve bacaklarını salladı sonra da büyük gözlerle bana baktı."Baaak üç bacağım var"
Ona anlamsız anlamsız bakıp Alvin'e döndüm."Siz ne içirdiniz bu kıza?" Biri sırtıma pat pat yaptı."Üzülme corvus seninde olur" Bu böyle olmayacaktı.Onu alıp sırtıma attım ve çıkışa ilerledim.Şu an bile kim bilir neye gülüyordu."Corvus"
"Hı?"
"Kıçını ısırayım mı?"
"Umay,güzelim bağırma.Millet duyacak"
Daha çok bağırdı."KIÇINI ISIRACAĞIMI MI?"
"Eğer susmazsan ben ısıracağım"
Onu arabada ön koltuğa oturtup sürücü tarafına ilerleyip bindim ama Umay inmişti.Tekrar indim."Umay nereye?"
"Kocamı bulmaya" kaşlarım büyük bir hızla çatıldı."Yok senin kocan falan"
"Ama evlendim ben" yol boyu ilerlemeye başladı.Bende hemen arkasına takıldım"Umay!"
Sesime döndü."Aaa kocam gelmiş" yüzümün kıpkırmızı olduğuna eminim.Etrafıma birini görmek için döndüm ama kimse yoktu.Sonra biri ince kollarını boynuma doladı."Kocam gelmiş" bana söylediğini anlayınca yüz hatlarım gevşedi."Ne yapacağız seninle böyle?"
"Bilmem kocam" eğilip onu kucağıma aldım."Beni nereye götürüyorsun kocacığım?"
"Nereye gitmek istersin?"
"Pisa Kulesi'ne"
"Niye?"
"Onu Stew'in götüne sokmak için" kahkaha atmaya başladım."Ne yaptı sana?" Hemen gözleri dolmuştu."Bana içeyim diye alkol verdi" bunu zaten biliyordum."Ben dedim kocam kızar ama o dedi ki senin bir kocan yok,iç"
"Sende sonra içtin mi?"
"Evet kocam"
"İyi halt etmişsin güzelim afiyet olsun"
"İyi halt etmişim"
"Aynen"
"Vee" harfleri uzatmaya başladı yeniden."Karakola bizi halam düşürdü." Onu da tahmin etmiştim."O kadın şirret"
Kahkaha attı ama hemen kesti."Bir kadının saçlarına yapıştı.Sanırım sarışındı" durdu.Onu ön koltuğa bırakıp yeniden şoför koltuğuna geçtim."Pembe de olabilir"
"Ne pembe olabilir?" Pembe olan tek şey soğuktan renk değiştiren yanaklarıydı."O kadının saçı.Hani halam yoldu" kafa salladım ve arabayı çalıştırdım."Yüzmek zayıflatıyorsa balinalar neden şişman?"
Ofladım.Kafayı yedirtecekti bana.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bilinmez +18
RomanceYerde geriye doğru sürünürken üzerime adımlayan beş maskeli adama bakıyordum.Güldü bir tanesi,bu bariz bir 'sen şimdi elimize düştün' gülüşüydü.Daha ne yaptığımı bile bilmiyordum. İçlerinden bir tanesi daha da öne çıktı ve yerde olduğum için bir diz...
