Twelve

62 16 9
                                        

Bu gün her şeyi baştan yıkıp yapma zamanıydı. Hatta kendime ördüğüm duvarları bile.

~~~

Sabah gözümü açtığımda hızlıca etrafıma bakındım olan şeyleri hala daha kavrayamazken gözüme inen ağır günışığıyla yataktan gözlerimi kapatarak çıktım. Ağrıyan kolumu görmezden gelmeye çalışsam da bu zordu. Aşağı kattan gelen kokular burnuma ilişince hızlıca merdivenlere ilerledim ve kafamı merdivenden aşağı uzattığımda Bay Tomlinson'ı yemek yaparken gördüm. Ev iki katlı olduğundan aşağı da ki salon ve amerikan tarzı döşenmiş mutfak buradan gayet rahat görünüyordu. 

Bay Tomlinson benim kalktığımı hissetmiş olacak ki aşağıdan yukarıya bakmasa da "Günaydın Harry" diyebilmişti. 

''Günaydın Bay Tomlinson.'' derken merdivenden aşağı dikkatli adımlar atarak indim.

Bay Tomlinson'nın yemek yapıyor olmasına mı şaşırsaydım yoksa yemeğin güzel kokuyor olmasına mı şaşırsaydım emin değildim.

''Kahvaltı mı hazırlıyorsunuz Bay Tomlinson?''

Bana döndü ve alay edercesine baktı ''Zengin bir adam olmam yemek bilgimin olmadığı anlamına gelmiyor.'' dedi.

Hızlıca oraya yönelip tezgahta göz gezdirdim, sırıtmamaya ve düzeltmemeye çalışsam da elinde ki bıçağa ve domateslere baktım ''Öyle mi? Fakat bıçağı ters tutuyorsunuz.'' Yanlış kesilmekten suları akmış domatesler ve lime lime olmuş salatalıklara bakarken seslice sırıttım.

Hızlıca kaşları çatıldı, ve elinde mundar olmuş domateslere baktı. ''Gayet normal kesiyorum.'' dedi.

Hızlıca tezgaha yaklaştım ve sağlam olan kolumla bıçağı alıp yavaşça domatesleri kestim ''Ters tuttuğunuz için domatesleri kesememişsiniz ve hep suları akmış bıçağı düz kullanırsanız düzgünce kesebilirsiniz.'' kestiğim domates dilimini patronuma bir örnek olarak gösterdim ''Aynen bu şekilde.''

Louis'nin yüzü şekilden şekle girdi ve kaşlarını çattı ''Sen yaralı değil misin ya? Versene o bıçağı.''

Elimden bıçağı alırken çatılmış kaşlarına baktım ve bir kez daha sesli sırıttım.

''Tabii Bay Tomlinson bunlar gayet normal şeyler, herkes domates kesemez ya.'' alay edercesine çıkan sesimi umursamadım, o anda sanki patronumla konuşmuyordum.

Louis, bana baktı ve sırıttı ''Normalde benimle dalga geçtiğin için ceza olarak seni odun toplamaya yollardım ama neyse ki yaralısın Harold.''

Sırıtışım yüzümden silinirken bana tekrar Harold diye seslenmesi gözlerimin buğulanması için yetmişti, ama o buna çok dikkat etmeden önüne dönünce ben de o fark etmeden içeride ki şöminenin başına gittim. Burada hava oldukça soğuktu, biraz daha ısınmaya çalışırken burada geçireceğimiz zamanı düşündüm.

Sahiden daha ne kadar burada kalacaktık ki? Uzun bir süre olmamasını umsam da Louis hiç bir şey söylemiyordu ve bu beni daha da meraklandırıyordu. İki gün bile onunla burada baş başa dayanamazdım ve eğer bu süre bir haftaya çıkarsa ne yapacağımı düşünüyordum. Dün söylediği 'Adam öldürme' olayı kafama takılan şeylerden birisi olmuştu. Çünkü Louis çok sevilen temiz bir adamdı, WereCrop'un CEO'su olmasını da geçmiştim. O herkes tarafından sevilen ve iyi olarak tanımlanan biriydi. Böyle büyük bir şeyi ne diye yapmıştı ki üstelik bu şey öğrenilirse itibarı zedelenirdi.

O sırada elinde iki tane tabakla beraber yanıma yanaştığında düşüncelerimden uyandım, önümüzde ki küçük sehpaya tabakları bırakıp içeriye gitti.

Fireside | Larry StylinsonHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin