MM- Cansu Eseren&Sefer İnan
MM-PERA'Bİri vardı
"Ne demek istiyorsun?"
Titreyen sesim endişemi açıkça belli ediyordu. Cansu biraz önceki ifadesini silmiş onu gördüğümüz ilk haline bürünmüştü.İfadesiz , tepkisiz..
Ona karşılık ben ne yapacağımı bilmez haldeydim.Ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yoktu. Zarar gördüğünü biliyordum. Canı acıdığıda kesindi. Buda beni mahvetmeye yeterdi. Rüzgarla aramda anlaşılmayan , zor bir ilişki vardı.
"Asrın, otur şöyle canım."
Melisa , kalktığım sandalyeye beni yeniden çekti.Ona karşı çıkmak istedim ama bunu yapamadım.Hala gözlerimi Cansu'dan alamıyordum.
"Su gönderin hemen!"
Tanımadığım adam benim için su söylerken sonunda bakışlarımı başka yöne çekebilmiştim.Biraz sonra ise önüme konan bardaktan bir yudum su almış , gelecek olan açıklamayı bekliyordum.
"Ne olduğunu anlatsanız artık!"
Eren'nin gür ve öfkeli sesi dikkat çekmişti. Gergindik ve ne olduğunu tam olarak hiçbirimiz bilmiyorduk.Rüzgar'ı bile tam olarak tanımıyorduk ki.Onunla sadece bir kaç kere bir araya gelmiştim.En eski hatıramız ise onun aile yıkımını öğrendiği doğum günüydü.Ama giderken söylediği sözler uğruna bu kadar çabalıyordum.
"Ufacıkta olsa..bir şans için gidiyorum ve geleceğim Asrın."
"Şans?"
"Bizim için olan ufak bir şans için gidiyorum güzelim.."
Çekilen sandalyenin sesi ile daldığım su bardağından gözlerimi çevirdim. Çarpıştığım adama döndüm. Anlayamadığım şekilde Cansu ile bu adam arasında tuhaf bir bağ vardı.Sadece onlara bakmak bile yeterdi.Aynı Rüzgarla benim gibi.
"Abartılacak birşey yok.Şuan Bulgaristandan Kırklareli ne geçiyorlar."
O da en az Cansu kadar soğuk ve ifadesizdi.Ne güzel ama ruh ikizlerini bulmuştular.
"-lar? Başka kimden bahsediyorsunuz?"
Cansu'nun kardeşi birde Rüzgar'ın gelmesi gerekiyordu.Onlardan bahsetmiş olabilirdi.Ama buna rağmen Cansu gerilmişti.Bunu fark etmemek imkânsızdı. Soluk olan teni iyice rengini kaybederken tırnaklarını etine gömüyordu.Kısa sürede , hele de bu haldeyken kendini belli ediyordu.Mesleğimi seviyordum ama bazen insanları izlemek gereksiz olabiliyordu.
"Size Rüzgarı getireceğiz , gerisine karışmayın."
Durum iyice karışırken anlamaya çalışıyordum. Pek mümkün görünmüyordu.Olayları sıraladığımda ise hiçbirşeyi yerine oturtamıyordum.
Tedavi için Moskovaya gitmesi, Matyev denilen adamla kaçması-anlamadığım ve en saçma olanı- ardından Bulgaristana'a geçmeleri.Şimdi ise Kırklareline gitmeleri...
Ne biçim işti bu ya!
"Sefer, saat ikiye geliyor üçte yola çıksak sabah beş buçuk , altı gibi orada oluruz."
"Bende geliyorum."
Düşünmeden konuşmuştum.Ama umurumda değildi.O'na en kısa zamanda ulaşmalıydım.Rüzgarla aramızda olanlara çare bulmalıydım.En önemlisi. Onun iyi olduğunu görmeliydim.Neredeyse dört aydır görmemiştim onu.Değişmişti muhtemelen.
Söylediklerimin ardından kimse bana karşı çıkmamış, aksi birşey söylememiştiler.Cansu başını sallamış, Sefer ise - çarptığım adam- gözlerini direk Cansuya dikmişti.Melisa hala endişeliyken , Eren düşünceli gibiydi.Beni onlarla gönderebileceğini düşünüyordu.Olay basit bir şey olsa çoktan karşı çıkmıştı. Ama durum çok farklıydı.Rüzgar' ı alıp geri gelecektim.Durumunun ne olduğuyla ilgilenecek onu iyleştirecektim.İlk hastam o olacaktı.Ama bundan şüpheliydim.
"Madem geliyorsun, şimdi evine git hazırlan biz seni almaya geliriz.."
Cansu'nun etkili sesi hepimizi bulunduğumuz durumdan çıkarırdı.Eren ve Melisa kalkmak için ayaklandılar. Ben hala yerimde oturuyordum.Aklım Cansu'nun son söylediklerindeydi.
"Ama adresim-"
Sefer'in yukarıdan aşağı attığı bakışları ile sustum.
"Siz mekana adım attığınız anda dosyanız elime geliyor."
Söyledikleri ile olduğum yere iyice mıhlanırken aklıma annem geldi.
Annemin öldüğünü biliyorlardı..
Acımı bastıralı çok olmuştu ama hala insanlara bahsetmeyi sevmiyordum.Buna rağmen onlar bilgim dışında herşeyi öğreniyodular.Fazla sinir bozucuydu.
Düşünmeden konuşmak kolaymış.Bunu şuan daha iyi anlıyordum.Babam karşı çıkmakta haklıydı.Gecenin en kör saatinde hem de babamın bir kere bile görmediği insanlarla yolculuk yapmam biraz uçukçaydı.Ama Murat Amca sayesinde sorunu halledebilmiştim.Esra ablanın etkiside vardı tabi..
Siyah pantalonum üstüne kısa kollu gri tişörtümü giydim.Ne olur belli olmaz diye kamufulaj ceketimide yanıma alıp siyah çuval çantamın üstüne koydum. Hava sıcaktı ama gece yolculuğuydu sonuçta.
Son anda saçımı topuz yaptım ve aşağı indim.Ne kadar inkar etsem de içimde manyak bir heyecan vardı.Neredeyse dört aydır onu hiç görmemiş , sadece sesiyle yetinmiştim.Biraz geç fark etsemde ona sarılmayı özlemiştim.Onun kolları arasındaki sıcaklığı , tenin mis kokusunı ...
Özlem duymamak mümkün değildi.
Ona olan ilgim gittikçe artıyordu. Böyle düşünmeye devam ettiğim sürecede ucu çıkılmaz bir hale gelecekti. Ve ben bununla nasıl başa çıkacağımı bilmiyordum.
Kapının önüne geldiğimde Cansu ve Sefer babamla konuşuyorlardı.Babam hala onların kim olduğunu kavrayamamıştı.Kızın babası bildiğin mafyaydı ama babam hala bir şekilde gözlerini korkutmaya çalışıyordu. O an ne kadar önemli olduğumu hissettim.Değer gördüğün insanların olması çok güzeldi.
"Asrın da geldi."
Babam elini omzuma koyarak bana sarılırken , diğerleri arabaya geçmişti.
"Gönderiyorum ama içim hiç rahat değil.Asrın, dikkat et.."
"Ünal, rahat bırak kızı.."
Esra abla son anda çıkışını yaparken onada sarıldım.Gözlerim Buğrayı aradı ama ortalıkta görünmüyordu.Ne kadar meraklı olmasına rağmen bizimle barada gelmemişti.Bir derdi vardı ama hadi bakalım..
Esra abladan ayrılıp , oldukça pahalı gözüken siyah arabaya ilerledim.Markası konusunda bir fikrim yoktu.Anlamazdım zaten böyle işlerden..
Cansu'nun öne oturduğunu fark edince bende arkaya geçtim.Aslında olması gereken de buydu.Araba çalışıp hareket edene kadar hiç konuşmadık.En sonunda Cansu'nun soğuk ama bir o kadar ilgi çekici sesi bozdu.
"Asrın, gidiceğimiz yer fazla sağlam değil.Babanın çektiği nutuğa dayanarak bizim yanımızdan bir an olsun ayrılmanı istemiyorum."
"Nasıl yani?"
"Bence en başından anlat.."
"İşime karışma Sefer."
Sesi oldukça kırıcıydı.Buna rağmen o sadece direksiyondaki ellerini teslim olur gibi havaya kaldırıp alayla sırrıttı.Sefer alışmış görünüyordu.Cansunun dengesiz hareketlerine , soğuk ama etkili sesine, mesafeli ama bir o kadar yakın oluşuna..
Sefer dayanıyordu.
Görüyordum.Aksi mümkün değildi.Bir amacı var gibiydi. Ulaşacağı ve kazanacağı.Aralarında bir savaş vardı.
Aşkın Savaşı..
Bir ilişkiyi daha çözmüştüm.Ne mutlu bana!
"Olayları Rüzgar'ın anlatması daha iyi olur.Ben sadece önden işimi sağlama alıyorum."
İkimizde susarken aynadan gözgöze geldik.O an Seferin gözündeki kırgınlığı gördüm.Yine de bana göz kırptı.Burukça gülümsedim.
Neler olduğu konusunda bir fikrim yoktu.Cansu'nun söyledikleri ile iyice endişelenmiştim.Bir an önce ona ulaşmak istiyordum. Gözlerim telefondaki fotoğrafa odaklanmışken iyice heyecanlanıyordum.Bu biraz aptalcaydı.
İstanbullun çıkışına kadar hiç konuşmadık.En sonunda Sefer dinlenmek için tesislerde durdu.
"Acıktınız mı?"
"Hayır , ama bacaklarım uyuştu."
"Tamam , Sefer ben markete giriyim.Sizde dışarı çıkarsınız."
Cansu markete giderken bende uyuşan bacaklarımı arabanın dışına sarkıttım.Araba yolculuklarını sevmemenin nedeni tam olarak buydu.Ağrısını iki gün çekecektim.Sarkıttığım ayaklarını yere basıp dışarı çıktım.Hava serinlemişti.Biraz irkilsemde ceketini giymek yerine Seferin yanına gittim.Sigarasını yakmış öylece yere bakıyordu. Onun gibi arabanın kaputuna kendimi yasladım.
"Ona ulaşamıyorum.Bir türlü olmuyor.."
Bir anda söyledikleri ile öylece kaldım.Kendini bana açmasını beklemiyordum.Şaşkın bakışlarım hala yüzüdeyken alayla sırıttı.
"Öyle bakmana gerek yok, sadece bir psikoloğa ihtiyacım olduğunu düşündüm."
Ahh eline geçen dosyalar!!
Başımı olumlu anlamda salladım.Onu anlayabileceğimi sanmıyordum.Benim Rüzgar'a karşı böyle bir halim olmamıştı.Ona ulaşmak istediğim zaman bana izin veriyordu.Kriz anında bana sığınıyordu.
Onun ilacı bendim.
Buna rağmen iyileşmesi için bilmediği bir yere gitmişti. Sonra da ortadan kaybolmuştu.Beni bulmak için oradan kaçmıştı.Yanında olması gereken kişi bendim.O sarı kafalı hemşireler değil!
Sarı kafalı hemşireler! Siktir!
Boğazımdan yükselen kıskançlık beni korkutuyordu.İçime derin bir nefes çekerken Cansu gelmiş elindeki poşeti arabanın içine koymuştu.Oda benim yanıma geçerken sigarasını yakmıştı.Duman altında kalıyordum resmen.
"Buradan sonra arabayı ben alırım."
Seferle beraber ona bakarken omuzlarını silkti.Bu sırada kayık yaka tişötü omuzlarını iyice açılmıştı.Kemikten eller sanki omzunu tutuyormuş gibi görünen bir dövmesi vardı.Sırtından başladığına emindim.Değişik görünüyordu. Cansu bunu umursamıyormuş gibi görünsede Sefer için öyle değildi.Gözlerini omuzlarına dikmişti.
"Neden?" Sefer dişleri arasında resmen tıslamıştı.İkimizinde anında kaşları çatılmıştı.
"İki gündür uyumuyorsun.Yol riskini alamam.Kız emanet."
Şuan onu düşündüğünü belli ediyor ama isyanına devam ediyordu.Sigarasını ezdikten sonra bizi beklenen arabaya bindi. Arabanın motor sesi duyulurken Sefere döndüm.Gülüyordu.Gözlerinin içine kadar.
"Kırılan bir kalbi nasıl onaracağını biliyor. Ve ben bundan hiç yorumluyorum."
Onunda keyifle arabaya binmesini izledikten sonra bende yerime geçtim.
Yolculuğun geri kalanında Sefer yattığı yerden Cansuyu izlemiş , bende müzik dinlemiştim. En sonunda gözlerimi kapamıştım.
***
Tüy gibi dokunuşlar yanağımı boydan boya geçiyordu.Huylansam da iyi hissettiriyordu.Buna rağmen suratımı buruşturdum.Bu sefer çeneme geçince gözlerimi araladım.Karanlık olmasına rağmen birinin dizinde olduğumu görüyordum.Siyah pantolan gözümün dibindeydi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Senin Elinde
AbenteuerRüzgar... Öfkesi bedenini esir almış bir hasta.İlgiye aç.Sevgiye aç.Şefkate aç. "Deli" diyorlar."O hasta ona yaklaşma!" diye bağırıyorlar.Gözü dönüyor Rüzgarın...Esip geçiyor arkasında enkazlar bırakarak... Arkasına bakmasa bile öfke yerini pişmanlı...
