Eğitim binasında yaşanan gerginliğin üzerinden yaklaşık iki gün geçmişti. Atakan abinin zihninde okuduklarımı hiçkimseye söylememiştim. Herkes Hakan olayına zaten çok gerilmişti ikinci bir gerginliği yaşamalarına gerek yoktu en azından şuan için.
Bugün hepimizin boş günüydü. Herkes evlere dağılmıştı. Hem intikamcı için hem de Atakan abiyi korkutan kişiyi bulmak için araştırma yapmam şarttı. Semih abinin başkanlığını sürdürdüğü ve ana toplantıların yapıldığı binaya gidecektim. Gitmem şarttı. En azından arşiv odasında bir bilgi bulabilirdim.
Merkezin tam olarak nerede olduğunu bilmiyordum. Tek bildiğim eğitim binasının biraz ilerisindeki bir ormandan geçtiğimiz ve bu orman yolunda bir yerlerde olduğuydu. Araştırdığım kadariyla bu ormana dört farklı yoldan gidilebiliyordu. Ben taksiyle gidebileceğim en basit yolu seçmiştim. Geri kalanını hafızama güvenerek ilerleyecektim.
Evden ayrıldığımda, çağırdığım taksi kapımın önüne gelmişti. Telefonumdaki konumu açarak taksi şoförüne verdim. Şuan için tek umudum bu taksinin kimseye görünmeden ormana ulaşmasıydı. Eğer ki Ahmet abi den ya da Atakan abi den isteseydim bana nedenini sorup duracaklardı belki de merkezi buna göre hazır edeceklerdi. Gerçekten elle tutulur bilgi bulmak istiyorsam bunu tek başıma yapmalıydım. Yaklaşık bir buçuk saatin ardından taksi orman yolunun yakınında durdu.
"Evladım işine karışmak gibi olmasın ama bu tenha yolda tek başına ne yapacaksın?"
"Yok abi estağfurullah araştırma için gelmiştim de bu orman önemli bir yere sahip" dedim kafamdan birşeyler uydurarak
"Kolay gelsin evladım dikkat et buralar genelde tenha olur"
"Dikkat ederim abi teşekkür ederim"
Taksi gözden kaybolurken bende derin bir nefes aldım. Yolun yarısını halletmiştim. Geriye diğer yarısı kalmıştı. Ormanın içerisine girdiğimde. Hayatımda hiç görmediğim kadar sığ ağaçlarla karşılaştım. Boyları o kadar uzun ve yaprakları o kadar fazlaydı ki gökyüzü zor seçiliyordu. Merkeze gitmek için neden böyle bir orman seçtikleri anlaşılmıştı.
Sırt çantamın yerini sabitleştirdikten sonra yürümeye başladım. Etrafıma bakındığımda sanki bu Ormanda bir tek ben varmışım gibiydi. Bir kaç böcek ve kuş sesinden başka hiçbirşey duyulmuyordu. Etrafımı kolaçan ederek yürümeye devam ettim. Sabahın erken saatlerinde çıktığım için içim rahattı işim ne kadar geç sürerse sürsün eve erken gidebilecek ve ailemde anormal birşey farketmeyecekti.
Ormanın ortasına geldiğimde iki yol ayrımı vardı. Hangisinden gideceğimi bilemiyordum. Yanlış yola saparsam geri dönmem en fazla ne kadar sürerdi ki. Bir den cebimdeki telefonda titreşim hissettim. Telefonumu cebimden çıkarıp gelen mesaja baktım. Bana uzun zamandır mesaj atan bilinmeyen numaradandı.
*Bilinmeyen numara: Sağ
Gelen mesaj karşısında gözlerime inanamadım. Hızlıca etrafım bakınmaya başladım. Burada olduğumu, merkez binasına geleceğimi nereden biliyordu. Bu yol ayrımında olduğumu nereden biliyordu. Etrafıma bakındığımda kimse yoktu.
Siz: Kimsin sen? Ve burada olduğumu nasıl biliyorsun?
Bilinmeyen numara: Sadece sana ve arkadaşlarına yardım etmek isteyen bir dostunum. Sana yardım etmek istemesem neden doğru cevabı vereyim.
Siz: Doğruyu söylediğini nereden bileceğim?
Bilinmeyen numara: şuan benim dediğime güvenmekten başka çaren varsa diğer yolu seç, ama o yol seni tuzağa sürükler haberin olsun.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KELEN
Ficção Científica"Güç, sadakat ve fedakarlık üzerine yazılmış bir gençlik hikayesi" ☘️
