Hafıza

10 1 0
                                        

Yeni hafta, yeni başlangıçlar getirmişti. Yedi yıl sonra Hakan, Töz ün elinden kurtulmuştu. Garip bir şekilde gördüğüm rüya gerçekleşmişti. Gördüğüm rüya nın gerçeğe dönüştüğünü anladığımda vücudum belirsiz tepkiler vermişti.

Her geçen gün sorumluluklarım daha çok artıyordu bunu iliklerime kadar hissediyordum. Herşey gitgide daha çok zorlaşıyordu ama bir şekilde bu zorlukların üzerinden geliyordum. Gelmek zorundaydım.

Hakan, beş gündür hastanedeydi ve iyileşmeye dair herhangi bir belirti göstermiyordu. Ya gücünün sınırına ulaşmıştı, ya da töz ona kötü birşey yapmıştı. Bizi tek ayakta tutan şey durumunun kötüye gitmemesiydi, stabil kalmasıydı. Belki iyileşmeye dair belirti göstermiyordu ama en azından kötüleşmeye dair de bir belirti göstermiyordu.

Günlerdir hepimiz hastanedeydik. Derya abla, gücünü kullanıp Hakan ı iyileştirmek istiyordu. Eğer ki iyileştirirse doktorlar bunun nedenini araştıracak ve hepimizi tehlikeye sokacaktı bu durum. Elimizdeki tek çare, dua etmekti.

"Hastanenin kantinine inelim mi hem sizinde biraz kafanız dağılmış olur?" Dedi Serkan abi

"Olur" dedim

Diğerleride bu durumu onaylamıştı. Günlerdir hastanede kalmak hepimizi kötü etkilemişti. Serkan abiyle beraber aşağı kata, kantine inip rastgele bir masaya oturduk. Herkes, dalgındı.

"İyileşecek dimi?" Diye sordu Yaren bitkin sesiyle

"İyileşecek tabi, bunca yıl kim bilir nelere dayandı buna mı dayanamayacak" dedi Serkan abi sesi yorgun ama umut doluydu

"Niye iyileşmeye dair hiçbir belirti göstermiyor peki?" Diye sordu Emre

"Bakın, Hakan büyük ihtimalle gücünü çok fazla kullandı. Hepimizin belli bir sınırı var. Güç, ne kadar kullanıldığına dair vücuttaki tepkileri değişiyor"

"Neden gücümüzü istediğimiz kadar kullanamıyoruz? Madem bu güç bir ödül neden kullanınca bize zarar veriyor?" Diye karşılık verdi Emre

Serkan abi sustu, gözlerini kaçırdı. Belkide henüz yaşımız küçük olduğu için çok kullanınca bize bu kadar zarar veriyordur. Bundan başka bir ihtimal de aklıma gelmiyor.

Uzun bir süre kantinde oturduk. Bir an elim cebime gitti. Telefonumu yukarıda unuttuğumu farkettim. Hem bir gelişme var mı ona bakardım hemde telefonumu alırdım. Diğerlerine haber verip yukarı çıktım. Derya ablayı, koridorun sonunda, doktorla konuşurken görmüştüm. Aylin abla da onun yanındaydı.

Hakan ın kaldığı hasta odasının biraz uzağındaki oturduğum koltuğun oraya gittim.Telefonumu aldım. Tam gideceğim sırada, gözüm uzaktaki Hakan ın odasına kaydı. Siyah deri ceketli başına siyah şapka takmış biri, Hakan in koluna şırıngayla bir şey enjekte ediyordu.

Başımdan aşağı, kaynar suların döküldüğünü hissettim. Odadaki yabancı, saniyeler içerisinde odadan çıktı. Aylin ablaya seslenip, peşinden koşmaya başladım. Beni farketmişti.

"Ne oldu Yusuf"

"Aylin abla, Hakan in koluna biri birşey enjekte etti" diye bağırdım koşarken

Alt kata inen yabancı hızını gitgide arttırıyordu. Hastane çıkışında büyük bir kalabalık vardı. Yabancı kalabalığın arasından geçerek gözden kayboldu. Etrafıma bakındım, yoktu, hiçbiryerde yoktu. Kaybetmiştim. Tekrar kaybetmiştim. Hemen üst kata koştum.

Hakan ın odasında büyük bir kalabalık vardı. Hayır, bu sefer olamazdı. Daha yeni kurtulmuştu, bir saniyelik dikkatsizliğimiz yüzünden ölmemeliydi. Odaya geldiğimde, doktorların şaşırarak EKG monitörüne baktıklarını gördüm. Yaşam bulguları, normale dönüyordu. Aylin abla, sevinç çığlığı atarak Derya ablaya sarılıyordu.

KELENBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin