Hayatım bu iki yıl içinde birden değişmişti. Hiç hayalini bile kuramayacağım dostluklar edinmiş, bambaşka deneyimler kazanmıştım. Bazen kendime şunu soruyorum neden ben? Neden bu işaret? Cevabını bilmediğim ve kafamın içinden hiç çıkmayan onlarca soru var ki. Liderlik için doğru kişimiyim bilmiyorum tek bildiğim şey ne olursa olsun çabalamaya devam edeceğim.
Hakan hastaneden çıkalı bir hafta olmuştu. Bu bir hafta boyunca eğitim binasında yarı zamanlı antrenman yapıp onu ziyarete gidiyorduk. Gün geçtikçe vücudundaki yorgunlukta azalıyordu.
Her zaman olduğu gibi bugünde antrenmanimizi bitirip okula gelmiştik. Hastaneye yatışımdan beri okula gitmemiştim. Hem Hakan ın gelmesi hemde vücudumdaki ağrılar sebebiyle gitmemeyi tercih etmiştim. Bugün geçen haftanın aksina güneşli ama soğuk bir hava vardı. Atakan abi bizi okula bıraktıktan sonra gitmişti.
Bir yanım Sarp ı kenara çekip ona hesap sormak için can atıyordu ama en ufak yanlış hareketim Töz ün bize zarar vermesini kolaylaştırabilirdi. Bizden yakaladıkları kişinin kim olduğunu ve onun üzerinde ne tür deneyler yaptıklarını ne olursa olsun öğrenecektim.
Sınıfa girdiğimizde gözüm Sarp in her zaman oturduğu kapı kenarındaki sırasına kaydı henüz gelmemişti. İpek beni gördüğünde gülümsedi bende gülümsemesine karşılık verdim. Çantamı sırama yerleştirirken ipeğin soran gözlerini üzerimde hissettim.
"İyi misin?"
"Evet iyiyim, Sana da tekrardan teşekkür ederim hastaneye gelip başımda beklemişsin"
"Önemli değil kim olsa aynı şeyi yapardım"
Efe ve Mert in imalı gülüşlerini farkettiğimde susmaları için bakış attım. Biraz sonra Edebiyat hocamız içeri girdi. İçeri girdiğinde hepimize içtenlikle gülümsedi ve masasına oturdu. Yeni hocamız olan Erdem hocayı açıkçası sevmiştim eski hocamız olam mukkaddes hocadan daha enerjik anlatıyordu dersleri.
"Nasılız gençler?"
Sınıftan iyiyiz diye uykulu bir ses çıktı. Erdem hoca bunun ardından ayağa kalktı. Gözlüklerini düzeltti.
"Bakıyorum da çok enerjisiniz bu enerjinize biraz daha enerji katalım mi?" Dedi göz kırparak
Hepimiz ne dediğini anlamaya çalışarak birbirimize bakıyorduk. Erdem hoca ayağa kalkmamızı söylediğinde hepimiz ayağa kalktık.
"Sabah sporu sizi hep zinde tutar hadi bakalım beraber yapıyoruz"
Erdem hoca kollarını iki yana açarak gerinmeye başladı. Bizde onun yaptığı hareketleri birer birer uygulamaya başladık. Sınıftaki herkes gülerek birbirine bakıyordu. İlk defa bir hocayla sabah sporu yapıyorduk.
"Hocam ikinci dalınız beden mi?" Diye sordu Mert gülerek
"Bedeni lisede çok severdim sizin gibi ama malesef tek dalım var o da edebiyat" dedi Erdem hoca Mert e gülerek.
Uzun bir süre hep beraber sabah sporu yaptık. Kendimi gerçekten rahatlamış ve enerjik hissediyordum. Sınıftaki yorgun öğrenciler en azından artık uyuklamıyorlardı.
"Evet gençler bu kadar yeterli, şimdi dersimize geçelim sınavların başlamasına az kaldığı için sınav çalışması yapacağız" dedi ve öğretmenler masasına geçip çantasından kitaplarını çıkarmaya başladı.
Aniden sınıfın kapısı açıldı. Herkesin dikkatı kapıda duran okul müdürümüz ve aynı zamanda Mert in babası olan Tunç abi ye kaymıştı. Tunç abinin yüzü bembeyaz kesilmişti ve alnından ter akıyordu sanki birşeyden korkmuş gibiydi. Gözlerini kaçırarak sınıfa bakıyordu. Erdem hoca da bu duruma şaşırarak Tunç abi ye soran gözlerle bakıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KELEN
Science Fiction"Güç, sadakat ve fedakarlık üzerine yazılmış bir gençlik hikayesi" ☘️
