DİLSİZE BAKAR MI ?

201 28 9
                                        

Multide Berrakla Kerem'in gösteriye giderken ki fotoğrafları var. Evet biliyorum photoshopta berbatım :) Bu arada okuyucu arkadaşlarım yorum ve beğenilerinizi lütfen eksik etmeyiniz. Sizden destek alarak yazıyorum unutmayın. Keyifli okumalar :)

'' Evet Berrak bugünlük bu kadar yeterli.'' Başımla onayladığımda kesinlikle yeterli olduğunu düşünüyordum. Masadaki malzemelerini toplayıp sırt çantasına koydu. Son bir kez gülümseyip kapıdan çıktı.

İki gündür işaret dili dersi alıyordum. Hamdi Bey artık ufaktan iletişim kurmayı öğrenmem gerektiğini söylemiş , özel hoca tutmuştu. Yirmi beşli yaşlarda ki bayan hocamın oldukça sevecen olması beni daha çok tetikliyordu öğrenmem için. Hevesle başlamıştım ve insanlarla iletişim kurmayı çok istiyordum. Ama yine de bu yorulmamın önüne geçmiyordu. Fiziksel olarak ellerimi kullanmak dışında çokta birşey yapmıyordum ama zihnimi kullanmaya kullanmaya körelmişti sanırım , beni oldukça zorluyordu. 

Hamdi Bey derdimi anlatabilecek kadar işaret dili öğrendiğimde psikoloğa gideceğimi doğuştan mı yoksa sonradan mı konuşma yetimi kaybettiğimi araştırtacak , ona göre tedavi yöntemi uygulatacağını söylemişti. İnançlı bir insansa bana yaptığı bu iyilikler sayesinde diğer tarafta gerçekten güzel bir yer alırdı.

Onun haricinde Kerem ile o geceden sonra hiç karşılaşmamıştık. Belki eve gelmiyordu belki de beni görmemek için odasından çıkmıyordu bilemiyorum. Zaten bende onu görüp o gece söylediklerini tekrar tekrar hatırlamak istemiyordum. Olabildiğince olmamış varsaymaya çalışıyorum. Evet babası beni zorla onun peşine takmıştı , evet benim yüzümden onunla ile kavga etmişti ve yine evet dediği gibi onların evine sıvışan fareydim belki ama yine de bu kadar ağır konuşmasını gerektirdiğini sanmıyorum. Nitekim tüm bunlar olmadan öncede bana karşı davranışları oldukça kabaydı. Nisa Hanım'ın hakaretleri bile bu kadar ağır değildi. Yine de Kerem'e kızamıyordum. Neden , nasıl , niçin bilmiyorum ama tüm bu yaptıklarına rağmen nefret edemiyordum ondan. 

Salona indiğimde Nisa Hanım telefonda biriyle konuşuyordu. Konuşmasında ki heyecan merak duygumu tetiklemişti. Koltuğa serilip dinlemeye başladım.

'' Serapcım, bu sefer olacak bak inanıyorum. ''

'' Biliyorsun ben çocukluklarından beri yakıştırıyorum onları , gönlümden geçen gelin adayı Asude.''

'' Bende bilmiyorum ama ne bileyim içimden bir ses piyano gösterisinde birşeyler olacak diyor. Artık büyüdüler ve sürekli beraberler.''

'' Hadi bakalım inşallah canım.''

'' He yok yok , aramızda kalsın yine de kimsenin bilmesini istemiyorum. Hamdi'nin işleri işte ne olduğu belli olmayan kızı aldı getirdi eve, lafta söyletmiyor. ''

'' Aman güzel olsa ne yazar Serap, dili yok dili. Bir erkeğinde kalbine giden yol kadının dilinden geçer. Konuşamayan kız ne bilir işveyi cilveyi merak etme sen.''

'' Dedim ya hayatım Kerem Asude varken dönüp dilsize bakar mı ''

'' Yok biraz daha sabır gidecek kız zaten.''

'' Tamam canım görüşürüz yarın akşam.'' deyip neşeyle kapattı telefonu. Göz göze geldiğimizde onu dinlediğimi anladı. Benim için söylediklerini duyduğumu bildiği halde hiç istifini bozmadı. Doğru ya yüzüme karşı daha ağır şeylerde söylemişti, neden umursasın ki.

İçimden ya sabır çekip bahçeye çıktım.  Artık Haziran ayına girmiştik ve mevsim ben geldim dercesine sıcak yüzünü gösteriyordu. Salıncağa geçip oturdum. Nisa Hanım'ın söyledikleri beni rahatsız etmemişti tek birşey dışında. '' Kerem Asude varken dönüp dilsize bakar mı ?'' Kerem Asude olmasa bile bakmaz bana hatta üstüne birde nefret eder. Peki ya ben bunları ne kadar hak ediyorum ? Kendimi ifade edemediğim için kendi hayal dünyalarında kurguladıkları gibi biriydim ben onlar için. Evlerine sıvışan fare !

LâLHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin