Birşey hem var hem de yok olabilir mi ? Oluyormuş bu hayata herşey oluyormuş...
Ben büyük bir çıkmazın içindeyim. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu artık anlayamıyorum. Çevremdeki herkes mutlu ama gerçekleri öğrendiklerinde herşey yerle bir olacak. Peki ya ben ?...
Sabah kalktığımda hala dünün etkisindeydim. Olanlar sanki bir rüyaymış gibi şimdi uyanıcam ve herşey bitticek. Ben bu rüyanın bitmesini istiyormuyum? İşte orası belli değil. Ben yatağın içinde düşüncelere dallarken o sırada telefonum çaldı. Telefonu elime aldığımda arayanın Sinan olduğunu gördüm. Bu sabah sabah niye arıyordu ki ? Ne olursa olsun açmıyıcam çünkü ona çok sinirliyim. Dün herkesin içinde sarılıp, anlımdan öptü. Kimse anlamasın diye anlımdan öptü tamam ama belime sarılıp kendine doğru çekmesine anlam veremedim. Bir nefes kadar yakınımdaydı ve herkes bizi izliyordu bu yüzden çok utanmıştım. Telefon ısrarla çalmaya devam ediyordu bende günü göstermek için telefonu açtım. Sinan "Şu telefonu aradığımda hemen aç diye diye dilimde tüy bitti. Defne beni sinirlendirmek için bilerek mi yapıyorsun ? Eyer öyle ise sabrımın son demlerindeyim haberin olsun.""Sanada günaydın, bu ne enerji sabah sabah insanları azarlamak için geceden dopik falan mı alıyorsun. Bende sana kaç kere benimle bu tarz konuşmaman gerektiğini söyledim sen bunu uyguluyormusun ki bende de yapmamı bekliyorsun. Hem dün yaptığından sonra bence hiç konuşma."
"Sen ilk telefonlarıma bir cevap ver, beni sinir etme, dellirtme ben senle sakin konuşmasını bilirim. Hem dün ben napmışım ki konuşmayacak mışım ?"
"Daha ne yaptığının farkında bile değil, daha ne yapasın herkesin içinde beni kendine çekmekte ne oluyor ? Bu ne cüret ya senini yüzünden yerin dibine girdim utancımdan."
"Allahım ya kızın takıldığı noktaya bakarmısın. Herkesin içinde anlından öptüm utanmadın da seni kendime çekmemden mi utandın ? Ne tuaf bir kızsın sen, neyse ya hazırmısınız ?"
"Hazırmısınız derken ?"
"Nasıl ya yoksa unuttun mu ? Kahvaltıyı birlikte yapacaktık sizinkiler söylemişti ya." Bizimkiler Sinangilin bugün akşam gideceklerini duyunca yarın kahvaltıyı birlikte yapalım demişlerdi. Babamın arkadaşının yerine gidicektik burası şehrin gürültüsünden uzak, güzel bir yerdi. Ben nasıl unutum kahvaltıyı olayını şimdi buna ne diyicem ben unutum desem beni öldürür. Hemen savunmaya geçip "Ne unutması sadece bir an aklımdan çıktı sinirden. Yarım saate hazır oluruz."
"Tamam çıkarken beni ara ona göre bende burdan çıkayım. Ha bu arada unutmadan şu sarılma olayını önemseme çünkü planlı yapılmış birşey değildi. Hem sana yaklaşacak kadar önemli kişi değilsin benim için." O an kulaklarımdan ateşler çıktı, elim ayağım titremeye başladı. Dün "sen bir pırlantadan daha değerlisin" diyen adam "bugün kendini önemseme" diyor. Kendimi toparlayıp "Senin için değer taşımadığımı biliyorum tıpkı senin bende taşımadığın gibi ama senin gibi geniş insanlar için sarılma, öpme vb. şeyler sorun olmaya bilir ama benim için sevdiğim insanlar dışında bana dokunulması sorun bu yüzden bir daha asla deneme" diyip telefonu yüzüne kapattım. Aslında hayata en nefret ettiğim şey birinin yüzüne telefon kapatılması ama Sinan bunu hak ediyordu. Kendini beğenmiş ukala inek ne olucak inek ona az olur o katkısız öküz. Ben ona saydırırken annem odama girip "Kızım sen hâlâ hazır değilmisin ? Sen ne vurdum duymaz bir kız oldun insanlar bizi bekliyorlar çabuk kalk giyin" dedi. Annem söylenerek giderken bende kalkıp hemen hazırlanmaya başladım. Ben hazırlanana kadar Sinan sürekli aradı ama cevap vermedim. Şimdi pimi çekilmiş bomba gibidir ohhh olsun ona. Hazırlanmam bitince Sinan'a "Biz hazırız çıkıyoruz dediğimiz yerde görüşürüz" diye mesaj attım o aramaya devam etti ama cevap vermedim. İçeri geçtiğimde herkes hazılanmış beni bekliyorlardı. Bende hazır olunca daha fazla beklemeden evden çıktık, arabayı kullanması için anahtarı abime verdim. Gideceğimiz yer biraz uzak olsada dayanmaya değer bir yerdi. Dün kararlaştırılan yerde Sinangile buluşduk, Sinan ve abim arabalarının camını açıp birşeyler konuştular Sinan her ne kadar belli etmemeye çalışsada sinirli olduğu her halinden belliydi. Abimgil birseyler konuştuktan sonra yola devam ettik. Biz önden gidiyorduk Sinangilde arkadan bizi takip ediyorlardı. Yarım saat sonra ise istediğimiz yere geldik herkes arabalardan inip tokalaştı. Ben İsmail amca ve Bediha teyzenin elini öptüm Sinan da bizimkilerin. Sinan gülümseyerek elini uzattı bende ellimi uzatıp tolaştım. Bu nasıl olur şimdiye Sinan'ın çoktan kükremesi lazımdı bunu insanların içinde yapamasada en azından bana ters ters bakması lazımdı ama o aksine gülüyordu. Başına saksı falan mı düştü diye düşünürken babamın arkadaşi Recep amca ve eşi Fildan teyze geldi. Abim, ben ve yengem hemen koşup ellerinden öptük çünkü hem Recep amacayı hemde eşini çok severdiyorduk "O aziz dostum nerelerdesin sen, ne vefasız çıktın. Dün açıp geleceğinizi duyunca hemen yerinizi bahçenin en güzel yerine hazırlattım." Recep amca eşiyle birlikte burda yaşıyorlardı burası onların hem evi hem ekmek tekneleriydi. Küçük bir yer olsada geleni gideni çok olan yerdi. Babam "Sag olasın kardeşim, seni dünürlerimle tanıştırayım. Bu Defni'nin kayınpederi İsmail bey, bu kayılvalidesi Bediha hanım bu da eniştemiz Sinan." Recep amca sırayla herkesle tokalaşıp hal hatır sordu. Sonra Sinan'a dönüp "Maşallah aslan gibi damat bulmusun kendine azizim. Çokta yakışıklı tam Defne kızama göre biri. Oğlum çok şanslısın böyle aileye damat olduğun için hele Defne çok hanım, çok terbiyleli bir kızdır kızım gibi severim. Sakın kızımı üzme valla karşında beni bulursun." Ailem ve benim hakkımda böyle şeyler söylemesi beni onurlandırdı. Bediha teyze "Benim gelinim bir tanedir. Bizde çok sevdik grlinimizi siz merak etmeyin üzerse sizden önce ben cekerim kulağını" diyip güldüler sonra herkes masaya geçip oturdu bugün oldukça kalabalıktı burası. Sinan ile ben karşılıklı oturduk, elimden geldikçe gözgöze gelmemeye çalışıyordum. Ben ne kadar korksamda Sinan çok sakindi ve ben buna çok şaşırıyordum. Herkes kahvaltısını güzel bir şekilde yapıp bitirdikten sonra Sinan, abim ve yiğenim Mete birlikte top oynuyorlardı. Babam "Mete Sinan'ı çok sevdi normalde kimseyle oynamaz ama Sinanla oynadı. Çocuklar anlar onaları kimin sevip sevmediğini." O sırada abimgilde geldiler masaya İsmail amca "Sinan çocukları çok sever, çocuklarda onu. Kardeşi olmadığı için hep bir yanı eksik kaldı bu yüzden sert bir mizacı oldu tek çocuklara karşı bu kadar içten ve çocukça davrınıyor. O yüzden çok iyi bir baba olacağına eminim. Torunlarımız çok şanlı Cemil bey böyle anne ve babaya sahip olacakları için." Sinan ile o an gözgöze geldik ve çok utandık. Bediha teyze "İsmail bey çocukları niye utandırıyorsun baksana nasıl utandılar."
Annem "Defne Sinan oğlumuzu etrafı gezdirsene göle falan götürsene." Anne sen naptın benim bu vahşi ile nasıl yanlız kalmamı istersin diye içimden geçirdim. Başka çarem yoktu mecbur gezdirecektim Sinan'a "Gezmek istermisin" diye sordum oda kabul etti. Göle doğru yürümeye başladık çok sessizdi bu sessizlik hala alemet değildi. Sinan "Telefonu niye yüzeme kapattın" diye sordu. Ben demiştim bu sessizlik iyi değil diye etraftada in cin top oynuyor şimdi beni çiğçiğ yiyecek diye düşünürken aynı soruyu bu sefer sinirli ve bağırarak sordu. Korkumu yenip "Benimle bu ses tonuyla konuştuğun için cevap bile vermiyicem" diyip hızlı hızlı yürümeye başladım. O sırada beni kolumdan tutup bir ağaça yasladı. Ellerini iki tarafıma koydu kaçmıyım diye "Sana neden telefonu yüzüme kapattın dedim, gözlerimin içine bakarak söyle" bunu söylerken öyle yaklaştı ki resmen nefesini tenimde hissediyordum.
"Sen napıyorsun uzak dur benden hem sen bunu hak ettin çünkü bir hiçmişim gibi davranıyorsun. Sanki ben sadece sana muhtaçmışım gibi. Aldın işte cevabını bırak beni biri görse rezil oluruz."
"Sen ayıp nedir bilirmisin? Bendeki de soru bilsen telefonu yüze kapatırmısın? Seni burda herkesin içinde bende öpeyim mi ödeşmiş oluruz hım ?"
"Ne sacmalıyorsun bırak beni çabuk sen ne hakla bana bu.kadar yaklaşırsın."
"Unutum mu ben seni nişanlınım. Bak Defne seni son uyarışım bir daha ne yaşanırsa yaşansın o telefon yüzüme kapanmayacak. İnsanlık hali sesin yükselir ama o ses tonunu bana karşı ayarlayacaksın. Demin dedin ya sanki tek ben mecburum diye inan şuanda durum öyle şimdi gidip herşeyi bitiğini söylerim. Ailen herşeyin bu kadar güzel giderken yanlız kaldıktan sonra kötüye gittiğini görürlerse Allah korusun neler düşünürler asıl o zaman rezil olursun bilmem anlatabildim mi ? Ayağını denk al seni son uyarışım ister kâle al ister alma sana kalmış." Sinan hemen çekildi ve yürümeye başladı o çekilince derin bir nefes aldım ve ona yetişmek için hızlıca yürüdüm "Sen beni tehdit mi ediyorsun, ellinden gelini ardına koyma" dememle kendimi yerde Sinan'ın üstünde buldum. Hızlı yürüdüğüm için çimende ıslak olunca kaydım Sinan da beni tutayım derken oda kaydı. Şimdi ise ben onun üstündeydim öylece kalakalmış birbirimizin gözlerinin içine bakıyorduk. Demin ki soğuk bakışlar gitmiş yerine içimi ısıtan bakışlar gelmişti. O kadar yakındık ki bir tık daha yaklaşsam dudaklarımız birbirine değecekti. Hemen kendimi toparlayıp üstünden kalktım Sinan "Belimi kopardın ne agırsın öyle"
"Ben mi ağırım ? hahaha çok komiksin. Sen ağır görmemisin hem nasıl insansın bir yerine birşey oldu mu diye soracağına dalga geçiyorsun bir de sana hayran oluyor kızlar akılları yok." diye söylenirken bir de baktım ki bana yaklaşıyor hızla, bu sefer bittim derken birde baktim ki elindeki peçeteyi dudağıma bastırdı. Daha ne yapıyorsun dememe gerek kalmadan "Dudağın kanıyor" dedi. Düşerken dudağımı ısırmıştım yeni aklıma geldi. Sinan " Canın acıyor mu ?" diye yumuşak bir ses tonuyla sordu. Öyle güzel bakıyordu ki gözlerime acısını bile hissetmedim bu yüzden başımı hayır dercesine salladım. Gözlerimin içine bakıyordu kalbim öyle hızlı atıyordu ki sanki yerinden çıkacaktı. Sinan'ın yüzüne küçük bir tebessüm yerleşti. Allahım kalbim duracak bu adam nasıl bu kadar gıcık hemde bir o kadar da tatlı olabilir. Yüzünü incellediğimde Rabbim sanki özene bözene yaratmış diye düşünmeden kendimi alamadım. Kedimi toparlayıp elinden peçeteyi alarak "Teşekkürler gerisini ben hallederim" diyip arkamı döndüm tam yürüyüceğim sırada "Gözlerin bu kadar güzelmiydi senin ?" dedi. Ne dedi güzel mi dedi kimsede yok ki gerçekten nişanlı sansınlar diye yapsın. Allah'ım bana ne oluyor ne bu heycan ne bu içimdeki fırtına Rabbim bana olamayacak duaya amin dedirtme...
