Yataktan uyuşuk bir şekilde kalktım. Aynaya bakıp saçımı düzelttikten sonra, Cas'in yanına gittim.
Kapıdan girer giremez karşılaştığım masayı görünce, şaşkınlıkla bir masaya bir de Castiel'e bakıp durdum.
"Beğendin mi?"
"Burada her şey var."
"Ağzını kapat ve otur Dean. Çok komik görüniyorsun." Dedi ve gülerek sandalyesine oturdu. Şaşkınlığım, açlığa dönerken, hızla karşındaki sandalyeye oturdum. Masada ne ararsanız bulabilirdiniz.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Önümde duran muhteşemliklerden hızla yemeye başladım. Cas bana gülüyordu.
"Yavaş yemelisin. Boğulucaksın."
"Hayır böyle iyiyim Cas." Dedim ve yemeye devam ettim. Bir kaç saniye sonra, başımı kaldırıp ona baktığımda, masum bakışlarıyla bana bakıyordu.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Bu kadar şirin bakmayı nasıl beceriyorsun Cas?" Dedim. Sadece gülümseyerek, çatalını eline aldı.
"Bu kadar yemeyi sevdiğini bilmiyordum."
"Her zaman açımdır Cas. Bunu unutma sakın." Dedim ve gülümsedim. Güldü.
"Hangi yemekler seni acıktırıyor?"
"Turta. Vee bir de sen." Dedim. İkimizde başımızı kaldırıp birbirimize baktık. Cas gülmemek için kendini zor tutuyordu. Bir yandan da şaşkın şaşkın bana bakıyordu.
"Ah, bunu içimden söyleyecektim." Gülmeye başladık.
"Bugün film izleyelim mi?" Dedi.
"Olur."
"Hangi tür olsun peki?"
"Aşk." Dedim vurgulayarak.
"Ben filmi hazırlayayım sende kahvaltını ye ve gel."
Masadan kalkarak, diğer odaya gitti. Ben ise masadan kalkamıyordum ki kalkmak istemiyordum. Bütün hepsini yiyebilirdim.
Biraz daha yedikten sonra, kalktım ve yanına gittim. Kapıdan içeri girdim ve yanına oturdum. Başını göğsüme yasladı. Bende ayaklarımı önümde duran masaya uzattım.
Kumandayı eline aldı. "Bu filmi izlemiştim. Defalarca. Seninde beğeneceğini düşündüm."
"Adı ne?"
"One Day."
"Hey, onun kitabı yok muydu?"
"Evet var. Yoksa okudun mu?"
"Hayır. Hadi izleyelim."
Film başlamıştı. İkimizde susarak filmi izliyorduk. Tabi ben, aradaki seks sahnelerinde gülerek bazen ortamı bozuyordum. Cas, her ne kadar kızsada ardından o da gülmeye başlıyordu.
Bir kaç saatin sonunda, film bitti. Cas ağlıyordu.
"Dean bu çok duygusal." Dedi boğuk sesiyle. Ağladığını anladığımda hemen yüzünü elimle kaldırarak, gözyaşlarını sildim.
"Evet, öyleydi fakat ağlamanı istemiyorum. Çünkü buna dayanamıyorum, Cas." Gülümseyerek bana baktı.
"Ne yani sen hiç ağlamadın mı?"
"Hımm. Hayır."
"Hiç mi?"
"Birazcık."
Gülümseyerek birbirimize sarıldık. Kollarımın arasında onun olması, bana huzur veriyordu.
İşte sarıldığımız tam bu yere, bırakıyorum gönlümü. Saçlarını arada farklı tarafa tarıyorsun ama gülüşün aynı. Seninle beraber olduğum zamanda, aşkı senden başkasıyla tatmadım. Sen, ellerin koynumdayken bile, hayalini aldatmadım.
Seni sevdim. Canıma yürüdü bütün zamanlar. Yerlere, göklere doldum. Sen gülünce, gecenin en orta yerinde güneş çıkıyor,bilesin.
Bahar geliyor. Savuruyorsun beni.
"Ben masayı toplayıp hemen geliyorum." Dedi Castiel. Ve dudağıma bir öpücük kondurarak ayağa kalktı.
"İstersen yardım edebilirim."
"Gerek yok. Gelicem hemen. Hem sen şimdi dağıtırsın ortalığı."
"Kiim? Ben mii? Hiçte bile."
"Şaka yapıyorum Dean. Bekle sadece." Diyerek mutfağa gitti. Bende onu beklerken şarkı söylemeyr başladım. Yaklaşık on dakika sonra "Dean!" Diye bağırdığını duyduğumda, hızla yerimden kalkarak, mutfağa gittim.
"Cas! Noldu?!"
Bir elinde benim montum vardı. Korkmuş ve şaşırmış bir yüz ifadesiyle bana döndü.
"Cas bir şey mi oldu?!" Dedim hızla.
"Dean! Senin cebinde silahın ne işi var?!"
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.