Bölüm 8

70 1 0
                                    

Yazım yanlışlarım varsa özür dilerim. Bölümü okumaya geçebilirsiniz.

Sizleri seviyorum...

Beyaz tavandaki lamba gözlerimi kamaştırıyordu. Yatağımdaydım. En son ne olmuştu? Başım ağrıyordu. Zihnimi yokladım ve son olanlarla ilgili bir şeyler hatırlamaya çalıştım. Gerçekler ve sonunda adımın kulakları çınlatacak derecede bağırılması. Gerisi karanlık.

Başımı yere fena halde vurmuş olmalıydım. Gözümden akan yaşların yastığımı ıslatacak derecede çok olması başımın arkasının zonklamasından mı yoksa gerçeklerin yüzüme bir tokat gibi çarpmasından mı bilemiyordum.

Sahi gerçekler insanın kalbini ne zamandan beri acıtırdı? 'Asırlardır' dedi beynimde beni hiç yalnız bırakmayan karanlık köşesine sinmiş vaziyette bulunan iç sesim. Şu dünyada hiç kimse olmasa bile bir tek o vardı benimle zaten.

Yastığımdan başımı kaldırıp oturur pozisyona geldim. Şimdi ne olacaktı? Her şey üst üste geliyordu. Bu hayat hiç adil değildi. Ailem yaşıyor muydu? Annem nasıl biriydi ya babam? Beni neden bırakmışlardı? Sahte ailemin yüzüne bakabilecek miydim?

Gerçekler ne kadar canımı yaksa da sorularımın cevaplarını sadece onlardan alabileceğimi biliyordum. Yorganı üzerimden atıp ayağa kalktım. Beni yatağıma onlar getirmiş olmalıydılar. Ne zamandan beri gerçek sandığım aileme onlar diye hitap etmeye başlamıştım?

Sinirliydim. Hemde çok fazla. Kırgınlık,üzüntü,güvensizlik şuan barındırdığım duygular arasında yer alıyordu. Odamın kapısını açıp salona doğru ilerlemeye başladım. Salonda kimse yoktu fakat mutfağın ışığı açıktı. Şuan onlarla konuşmaya hazır mıydım bilemiyordum fakat daha sonraya bırakırsam hiç konuşamayacağımı biliyordum. Gözlerimi kapatıp bir kaç kere derin nefes aldım ve üçe kadar saydım. Mutfağın kapısından içeri adımımı atınca Buseyle karşılaşmayı beklemiyordum. Bugün bize geleceğini unutmuştum.

''Buse?''

Kafasını, sonrada yaptığı şeyi bırakıp tüm bedeniyle bana doğru döndü. ''Arya, uyanmışsın. Bende sana bitki çayı yapıyordum. İyi misin?''

Gözümde akmayı bekleyen gözyaşlarım hiç vakit kaybetmemişti. Kafamı iki yana sallayıp hızlıca Buse'nin kollarının arasına girdim. Bir zaman sonra ağlayışım hıçkırıkla beraber şiddetini artırmış daha sonra bir iç çekişe dönmüştü. Buse saçlarımı okşuyordu. ''Her şey geçecek Arya. Her şey...''

Gerçekten geçecek miydi? Bunu en iyi zaman bilirdi. ''Nerdeler?'' diye bir soru çıktı ağzımdan. Buse ellerini saçlarımdan çekip suratıma getirdi. ''İçeri geç, geliyorum şimdi.'' Anlamayan gözlerle baktım ona ama o bana kaşlarıyla içeriyi işaret ediyordu.

Salona geçtim ve rahat olan koltuğa rahatsız bir biçimde oturdum. Burada öğrendiğim gerçekler tekrar zihnimde canlanıyordu. Aradan beş dakika ya geçmiş yada geçmemişti. Emin değildim. Buse elindeki kupayla beraber bitki çayının kokusunu yaya yaya geliyordu ve diğer elinde bulunan belgeye benzeyen şey ve zarf bitki çayından daha çok dikkatimi çekmişti.

''Bunları sana vermemi istediler. Ben geldikten sonra çıktılar. Okumanı istiyorlar,al.'' Buse'nin bana uzattığı belgeyi ve zarfı aldım. Buse'ye kirpiklerimin altından baktım.

''Sana anlattılar mı?''

''Evet ve her zaman yanında olacağım Arya,sana söz veriyorum.''

Gözlerim kapanmış kaşlarım çatılmıştı. Neyden korkuyordum? Belgeye bakmak için gözlerimi açtım. Beni yetimhaneden evlatlık olarak aldıklarına kanıt olan belge sözün bittiği yerdi. Bunun olmaması gerekiyordu. Bu, bu nasıl olabilirdi? Tüm bunlar gerçek değildi biliyordum. Birazdan yaşadığım kabustan uyanacaktım. Elime zarfı aldım ve açtım. Dört parçaya katlanmış kağıt beni hiç bu kadar korkutmamıştı. Korkuyordum evet. İçinden yazan şeyin beni bitirmesinden korkuyordum.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Aug 10, 2018 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Yıllar  Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin